0

ZAHİRİ

 

sonsuz bir terk edişmiş meğer zaman..
anlardan ıraksak mercek,
beni de zahiri et!

ah! ritimsiz hicran şarkısı kalbim,
kaybol anlamsızlığın şehvetinde
hiçliğe nüfuz et!

 

 

0

REVNAK KESİĞİ

 

kaç bıçağı varmış meğer grinin,
kırmızının kaç şah damarı..
mor bir çığlık kaç siyaha boyarmış meğer
içimizde çürüyen leylak rengi zamanı..

 

 

 

0

ORDA – Solitude I

arayışlar ki,
domuzuna ansımak içindir geceyi─
izinde saatlerin.


kızıl atom gülleri lavtasında şiirin
animal hazlar belgeselinde tanrılar
gözleri köpek-ten, sarası şehvetin
asrın sekanslarına bölünüyor bâki

Devamı »

0

ORDA – Carmina Burana*

ha gözlüklü ha gözlüksüz,
bir fotoğraflar cereyânı kâin’ûl cemiyetin;
eriyen çocuk cennetin ─ egosal erki
âyet-i kanla yazıyor bilimini,
pasparlak aksesuarların:

“bugün, berklerden bir berk tanrı yarın…”
ve hep son biçiminde tiz tırnakların,
duruluyor annâ!

Devamı »

0

ORDA – Distacco*

gecenin deseni içinden geçiyor kırılmış vazolar
çiçek sanılmak yası vızıldayan sineği otellerin
zilinde bir kâtibin: numaralar dönen anahtar

dikkat asansörleri çıkıyor yuvalarına erkeğin
uf olmadan ve ay’dan önce sonra başka düşlerle
dığan-ı tende kedi patisi son bulmayan kamplar

arıyor izini saklı kara günden tarih ormanlarının
omegasında günün her gün renkveren tanrıların

Devamı »

0

POST MORTEM

1.
alkışsız, bis’siz,
atonal bir konçerto çalıyor hayatınız..

sonra sessizlik oluyor

susuyor aniden yankısız nidaların intihar bandosu
bütün prelütler kendini vuruyor!
son nota
akortsuz bir obuada boğuluyor!

 

2.
sonra sessizlik büyüyor

taşlara yapışıyor bir umutla kulağınız.. toprağa.. duvarlara..
kulağınız denizkabuğu oluyor

Devamı »

0

KAZAZEDE

hayatı kendince algılamak
rüzgârı ateşlere bağlayıp saklamak
ve kaderi bir ölüm gibi algılamak
her kuşun kendi gagasının ucundaki parıltıyı bağlamak
hiç sorma bana
şehirler nerede bitiyor
kefensiz ölüler nerede yatıyor
şarkılar ne zaman susacak
yıldızlar ne zaman ağacak
kurbağalar ne zaman bağıracak
kırmızı dağlar yeşil topraklar
ve güneş tarlalarından sürekli sahile doğru koşan çocuklar
ne zaman uyanacak
ben de bilmiyorum

benim tek işim
kıyıya vurmuş eşyalar arasından kendime uygun olanları toplamak

 

0

ORDA


biçim konuşup ölüm çıkıyor, tümelden
gözlerimizi kanla bağlayan kumandan
dolaşıp ırzını, Güneydoğu’suyla bir halkın
köylerde ve yalnız dağlarda: Kırım Çiçeği
fotoğraflar ki, bir zafer karasıdır. Orda


Olum´u tersleyen pillerin de tözü ─ nasıl
verirlerse başlarını, ötelerce ayrılığa
doğumdur; yitimle yeni bir dirim arası

Devamı »

0

ORDA

 

bakıyoruz: odakta tenha büyüsü genleşen gözler var; uyuyalım
arada bir çiçek, anason çatlağı Afrika… kafamızda durunca
arada bir yazık, unutulmuş gerçekliği oh! Büyük Ölüm’ün
hani coğrafya günleriydi, bir zarf tarihini açılırken durumların
taşıdığımız pazarların… çözülsün diye ipler, gözler alanında
biz ki dengiydik çünkü hep bir ayracın; besbelli özel adların da

hani coğrafya günleriydi. bir zarf, tarihini açılırken durumların
bir dağın da ardı sıra -sırtıkara- bir göğün uzantısı yalnızlık

Devamı »

0

her şeyin başkası

erdemi uzağa taşıyan gizliler
kulelerinde bazı manzaralar görünüyor, dünya kötüleşti ve çocukların ellerini bıraktık
yadigar.
bize şefkatle yaklaşan devletler, bizi doğurup sokağa bırakan anneler
içip dağıtmamız kendimizi kırk ayrı parçada bulmamız
ağzımızdaki sabah tadını bozan papatya çayı ve biz
hangi vakit kendimizde kalıyoruz, meçhul

karanlığa bakan kulenin binlerce gözü var
ellerinde ter bile değiliz, zoraki yaşama arzusunun verdiği çek
hep karşılıksız çıkıyor. yarım bırakıp bir şeyleri
bu hayatta olabilir. olmaz deme işte ordan
kalkasım var.

Devamı »

0

kuş adımı geçtiğim dünyam

gün eşelenmiş
göğsünü toprağa sürüyorsun
ürkek, kanıyor anakaraların
karanlığa kökler kurutuyorsun
mavi lüzumsuz bir ayaz, büyüyor sanki
vadiler göçüyor dudaklarında
biraz toprak yeter diyorsun bana
biraz toprak, yeter diyorum
ve eski bir gidişle geçiyorum senden
hiçbir şey kalmayıncaya kadar
vazgeçiyorum işte
her şeyden biraz

 

0

Varlık Üzerine Yeni Açıklamalar

Çeviren:  Erdoğan Kul

Ne görmekteysem ve neye inanıyorsam onu anlatıyorum; gördüğüm şeyi görmediğimi kim söylerse, kafasını koparırım onun.

Çünkü ben bağışlanmaz bir Canavarım ve Zaman artık Zaman olmayıncaya kadar bu böyle devam edecek.

Ne Cennet ne Cehennem, eğer varlarsa, bana yükledikleri bu canavarlığa karşı bir şey yapabilirler. Belki kendilerine sunmam için yüklemişlerdi bu canavarlığı bana… Kim bilir?

Her durumda, yaralamak için işte beni…

Olan her neyse, apaçık görürüm. Ne varolmuyorsa, gerekirse ben yaratacağım onu da.

Uzun süre hissettim bu Boşluğu, ama kendimi ona atmayı reddettim. Gördüklerim kadar ben de ödlektim çünkü.

Devamı »

0

hasaRRaporu IV

sevgilim beni yaşattığın yüzyıl
kumpasa geldiğimdendir
bakma, overdoz halinde kesiyorum ağaçları
atların hüznü
onlar durmadan sana doğru.

tirenler geçiyor, geçecekler yıllardan da
rakılar içtik içinde, üstelik karşılıklı hüzün direklerinden geçtik
durdurdu bizi bazı peronlar, indik.
açılırken bir öykünün başlangıç cümlesi, okuduk sabahlara kadar
ağladık; ne garip belimizdeki silah, kuşattığımız ayasofya hüznü
tarihine bakan genç kızların rayban gördüğü de doğru
ama sigaramı dağlara doğru ateşliyorum

Devamı »

0

hasaRRaporu III

çiçekteki telaş kellenin gövdeden ayrılmasıyla aynı
gidiyorum! sen taze kal eskime
yağmurlara güvenme makyaj bozar.
koş hasaRRaporu veriyorum
enkazım tamam yerli yerinde dağınıklığım
tahribine güveniyorum
biraz daha içimi hançerle, dağıt
değiştir her şeyin yerini
ama kış
giderken bereni almayı unutma.

ruhunu avuçlayan yol
tenini sıyıran su
jiletlerin içinde kalan bileklerimi de al
korkma; kimse sormuyor demokrasinin son durumunu

Devamı »

1

LEKE

bir yurttu sinir pasından, altı yön ömrün sığdığı. adresini arıyorduk yüzümüzdeki düşüğün, dil üstünde gezdirilen kızgın demir buğularını aralayarak.

 

doğa’nın dönük olduğu nokta hangimizdeydi? birbirimize ölüyorduk, bulunmuyordu. güneş küçük hayvan ölüleri halinde derimizin altına birikirken, “ben” diyorduk, “hepimizin aynı yerinde kardeş beni; gelin üst üste getirip uçalım…”

 

insan sütünü demleyen eldeğmedik mimariye adanan bakışlarda kur da aramıştık: a e ı i o ö u ü. uğrum çığırıp duruyor keman koyusu, memeleri budanmış bir çingeneden cama vuran kuş seslerinde.

Devamı »

Toplam 31 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345102030...Son »