Logo Background RSS
  • Abartılı Bir Normallik Bahanesi: SAKİ   Sabiha Kötek
    Ekleyen Ussuz | 6 Şubat 2010 | 16:12 | Yorum yok  Comments

         İnsan bazen bir yazı okur ve elime kâğıt kalem alsaydım aynen bunları yazardım diye düşünür. Bu duygu çok sık tekrarlanıyor ve de sessizce insanın içinde birikiyorsa benzer duygular zamanı geldiğinde farklı sözcük ve biçimlerde de olsa yeniden yazıya dökülür. Yazın alanının bu etkileşim süreci aynı zamanda üretim sürecinin en doğal seyridir. Yani iyi bir yazardan, şairden vs etkilenmek onun kötü bir taklidi olmadıkça olumsuz bir durum değil. Hatta yazan insanın bir başka yazarı kendine örnek alması, ondan etkilenmesi neredeyse kaçınılmaz bir şey. Devamı »

  • TARİH KAVRAMI ÜZERİNE’Yİ POETİK GÖZLE OKUMA DENEMESİ   Suat Kemal Angı
    Ekleyen Ussuz | 5 Şubat 2010 | 05:00 | Yorum yok  Comments

     Şule Çankaya’nın hatırasına…

    “Sizin senfoninizdir artık çalan. Ben o bir öteki.
    İmgeler ise sarmal bir yay. Taze ekmek
    kokusudur duydukların. Toprağın sonsuz armonisi.
    Çiçekler nasıl da anlatır kurmaca öykülerini.
    Düş sepetinde aylak bir öyküsün.
    Yolunu çizgilerden arayan. (…)
     
    aç avuçlarını
    ömrünü kuşatsın kulaklarına ağladıklarım.”
     
     
    I.
    “Şark oturup beklemenin yeridir. Biraz sabırla her şey ayağınıza gelir.”
    Ahmet Hamdi Tanpınar
     
    Walter Benjamin Historisizm’i yöntem açısından eleştirirken, tarihsel maddecinin bakışını, kimilerine çok tuhaf gelen devrimci romantizminin çerçevesinde, korkunç ışık fazlası bir kurtulma beklentisinin, mesiyanik inancın üzerine kurar aynı zamanda. Devamı »

  • KÖPRÜ ÜSTÜ ÂŞIKLARI (Les Amants Du Pont-Neuf)   Suat Kemal Angı
    Ekleyen Ussuz | 5 Şubat 2010 | 03:05 | Yorum yok  Comments

    Film Çözümlemesine Analitik/Poetik Bir Yaklaşım

    Bilge’ye ve onun yakınlık duyduğu şeylere, sevinçle…

    Bir/inci Parça:
    “Sanat Kırılmış Bir Mutluluğun Taşıdığı Vaattir”

    Diyelim ki Butch’un saati gibi, dede yadigârı, babadan miras bir çakmağınız olsun ve günün birinde kırılsın, parçası da bulunamasın. Siz onu atmadan ya da gözden uzak bir köşeye kaldırmadan önce /sanki ikisi de aynı şey/ bir süre cebinizde taşımaz mıydınız? Üstelik tamirci, parçası için, “Abi hiç sanmıyorum ama, belki bir gün düşer,” dediği halde.
          “Bu modası geçmiş, parçalanmış, kullanılamaz, neredeyse anlaşılamaz yoldan sapmış nesne”nin, böylelikle harcı alem bir algılama biçiminden koparak/uzaklaşarak arındığını, kendi biricik imgesine dönüştüğünü, gerçekten varolduğunu/göründüğünü, fakat artık bu işlevsiz haliyle tek bir an bile görmezlikten gelinse, geçmişin bu gerçek ve uçucu imgesinin, belki de bir daha asla görünmeyeceğini, yitip gideceğini kestiremesem de, ya da ona bir tek koleksiyoncunun tutkulu gözleriyle bakılırsa /”ki koleksiyoncunun çoğu kez yanlış anlamlandırılan bu tutkusu gerçekte her zaman için kendi diyalektiğinin bir sonucu olarak yıkıcı ve anarşisttir, çünkü bir nesneye, bireysel bir şeye, şeylere duyduğu yoğun sadakat, tipik ve sınıflandırılabilir olana karşı inatçı bir yıkıcılığa, bir protestoya dönüşmektedir”/ Devamı »

  • Sesimdeki Çocuk   Hüsniye Sakar
    Ekleyen Ussuz | 5 Şubat 2010 | 01:10 | Yorum yok  Comments

    kendine hakim varlığıyla
    oturdu odama
    parıldayan gözlerimle baktım ona…

     

    konuşmak istedim
    buluttan düşen
    yağmurun hevesiyle

    çırılçıplak bir şiirle Devamı »

  • Ay Hali   Hakan Hakkı Cankatan
    Ekleyen Ussuz | 5 Şubat 2010 | 01:04 | Yorum yok  Comments

    ocakta yemek

    şubatta evlat

    martta bir kedi

    nisanda aşk

     

    mayısta abluka

    haziranda zapt Devamı »

  • tabutumda hırsız…   Ömer Ediz Yoraz
    Ekleyen Ussuz | 5 Şubat 2010 | 00:58 | Yorum yok  Comments

    tabutumda hırsız, bir daha düşünüyorum..

    dilenir soytarı, kör ve sapık dinler
    suçsuzluğumu unutur.. yetişkin
    şehir yeniden karşımda ışık
    bulamaz.. ana dilim..

    zengin ve militan rüyamda
    teşebbüs ettim sana, boynun Devamı »

  • Dans Trans Dans   Erdoğan Kul
    Ekleyen Ussuz | 3 Şubat 2010 | 21:45 | 1 Yorum 1 Yorum Comments

    dansta namlusu ivmenin. başını kovalayan ışın yuvarlağı, burkuk. zamanın rastgele çıkartılmış gömleklerinden, yoksa, hangi birini giyinip kendine gelsindi dünya?

    bir de yağmurun uzunluğuna çakılı çocuk. usulca kalkıp üstünden kanın inceliş çığlığı, yarıyor baştan başa evleri ve gözden göze.

    uzun habercilerinin üstünde çakan son soru: kayaların tuz damarı mı bellek? Devamı »

  • Çukur   Işıl Altınmakas
    Ekleyen Ussuz | 2 Şubat 2010 | 06:31 | Yorum yok  Comments

    Boynunda sallan mai
    Griye dönen taş
    Kesik başı ellerinde
    Kalakalmış gövdesiz
    Siyahın geçişi denizlerden başlar
    Kışın soğuğu bedenden
    Sessiz kalır çukurlar
    Gözün son noktasında Devamı »

  • Dinamik Kaos, Mustafa Atiker   Editör
    Ekleyen Ussuz | 24 Ocak 2010 | 20:05 | Yorum yok  Comments

    Mustafa Atiker‘in ilk şiir kitabı Dinamik Kaos çıktı.


    Yayıncı : HA Yayınları (Ankara, Şubat 2010) Devamı »

  • Yaş Kırk Sekiz, Ölme Vakti   Sabiha Kötek
    Ekleyen Ussuz | 23 Ocak 2010 | 12:42 | 2 Yorum 2 Yorum Comments

    Yıllar önce modern İran edebiyatının en önemli öncülerinden biri olan Sadık Hidayet’in “ Kör Baykuş” kitabını okurken, kitabıma bir göz atıp da yazarın ilk sayfadaki yaşam öyküsünü okuyan bir arkadaşım, “ Vay canına! Kırk sekiz yaşında intihar etmiş, ne muhteşem! Tam da ölünecek bir yaş!” demişti. O zaman çok da ilgimi çekmeyen bu tepki, geçenlerde okumakta olduğum, gelmiş geçmiş en büyük düşünür- eleştirmenlerden biri olan Walter Benjamin’in kitabındaki yaşam öyküsünde kırk sekiz yaşında intihar ettiğini öğrenmemle olanca netliğiyle beynimde çaktı. Üstelik ikisi de kendi anavatanları olmayan bir yerde, Paris’te intihar etmişti. Biri doğu kültüründen, diğeri batı kültüründen gelen bu iki büyük kalemin ölümü karşılama zamanı, yeri ve şeklindeki böylesi benzerlik, bende kırk sekiz yıllık yaşamlarının benzer yanlarının neler olduğu merakını doğurdu. Ne de olsa, şairin dediği gibi, “ Hiçbir şey ölümünden daha çok benzemezdi insana”. Devamı »

  • YANKININ KEMİKLERİ   Samuel Beckett
    Ekleyen Ussuz | 22 Ocak 2010 | 01:08 | Yorum yok  Comments

    Türkçeleştiren:
    Suat Kemal Angı 

    AKBABA

    yeryüzünün ve gökyüzünün kabuğuna
    açlığını kafatasımın göğüne sürüklüyor

    üstüne pike yaptığı meyyal
    çarçabuk toplamalı hayatını onların ve kaçmalı

    kirli bir mendil ile alınmış alaya
    açlıktan kıvranan yer ve gök çöplük oluncaya Devamı »

  • Deniz Maviyse Martılar İzmirli’dir   Hakan Hakkı Cankatan
    Ekleyen Ussuz | 21 Ocak 2010 | 00:42 | Yorum yok  Comments

    bütün güzellikler geçicidir otobüsü
    geçmeyi unutmaz Eşrefpaşa’dan
    döş uzak bir bakışla evlenir
    bu yüzden günler kısalırsa
    ay incinir karşıdan

    imbat eserse kordon renklenir
    sıcak bir yudumdur aşk Devamı »

  • MARSİLYA’DA ESRAR   Walter Benjamin
    Ekleyen Ussuz | 16 Ocak 2010 | 06:17 | Yorum yok  Comments
    Türkçeleştiren:
    Suat Kemal Angı
     
    Ön Açıklama: Esrarın etkisini göstermeye başlamasının ilk işaretlerinden biri, “kasvetli bir önsezi ve huzursuzluk hissi, tuhaf, kaçılamaz bir şeyin yaklaşıyor olduğu duygusudur. (…) İmgeler ve imgeler silsilesi, uzun süredir gizli kalan hatıralar belirir; tüm görünümler ve durumlar tecrübe edilir.Bunlar başlangıçta ilginçtir, arada bir zevk bile verir, ama sonunda, onları başınızdan defedemediğiniz noktada, yorgunluğa ve eziyete dönüşür. Olan biten her şeyle birlikte, söyledikleri ve yaptıkları da kişiyi şaşırtır ve teslim alır. Kahkahaları ve söylediği her şey kendi dışında oluyormuş gibi gelir. Aynı zamanda, esinlenmeye ve aydınlanmaya varan deneyimler yaşar. (…) Uzam genişleyebilir; zemin inanılmaz dikleşir; atmosferle ilgili şaşırtıcı olaylar meydana gelir: buğu, saydamlığını yitiren ve ağırlaşan hava. Devamı »

  • “WALTER Benedix Schönflies BENJAMIN’LE YAŞAMAK”tan 5 fragman…   Suat Kemal Angı
    Ekleyen Ussuz | 16 Ocak 2010 | 03:58 | Yorum yok  Comments

    16 Kasım 2008. Memleketimizin güzide yayınevlerinin birinin çok değerli editörlerinden birisiyle yayınevine sunduğu dosyası üzerinde tartıştığı bir sırada, elindeki “Siz akraba evliliğinden mi oldunuz?” baltasını kendi edebi yaşantısının tam orta yerine bütün gücüyle indiren –hani dün gece rüyama giren!– bir arkadaşım var. (Başka bir yerde ve uzamda olsa, mizah duyumunun en parlak örneklerinden biri olarak işe yaraması kaçınılmaz olan bu kahramanca soruyu, bu durumda arkadaşımın bazı gizli güdülerle kasten sorduğunu düşünmemem için bir neden yok, ama aynı zamanda, onun artık ikiye bölünmüş bir adam olarak yaşadığını da biliyorum! Olsun. O şimdi Ariadne için iplik eğiriyor. “Beri yandan, içeriden evlenmenin, uygun gen bileşimi bulunduğu zaman, şampiyon yarış atları çıkardığı da bilinen bir gerçektir. Belki getto çocukları arasından hem ahmaklar, hem dâhiler çıkmasındaki neden budur. İnsan ister istemez Chaim Weizmann’ın vardığı yargıyı anımsıyor: Devamı »

  • Kurtçuk ve Çocuk   Erdoğan Kul
    Ekleyen Ussuz | 14 Ocak 2010 | 03:37 | Yorum yok  Comments

    vınlıyor çürüyüşü kurtçuğun
    çürüyüşü sıra kurtçuğumuzun.

    "saydam yaz gecelerimizin içobur
    ayışığına sunmak için
    en uygun simge hayvan o"

    diye düşünüyor, çoktan aynanın karşısında
    yaşamını düzeltirken kaybolmuş çocuk: Devamı »