0

Çağırıyor Aşk Seni İsminle

Çeviri: Hasan Ağan Karaduman
.
Sandın ki hiç gelmeyecek bu
Senleştiğin bütün insanların başına
Bedenin mitlerde yitik ve canavar da öylesine uysal ki.
Burada, tam da burada
Doğum ile çamur lekesi arasında,
Okyanusla şah damarın arasında,
Kardan adamla yağmur arasında
Tekrar tekrar
Çağırıyor aşk seni isminle.
.
Albümündeki kadınlar:
Hâlâ onları hem över hem yerersin ya
Seni tırnaklarından zincirledikleri hep dilinde
Ve tırmanırsın şöhret basamaklarını.

Devamı »

0

Şarkı Kulesi

Çeviri: Hasan Ağan Karaduman
.
Göçtü bir bir dostlarım, ak da düştü saçlarıma işte
Acıdan da kıvranıyorum eskiden koşup oynadığım yerlerde
Ve mecnunuyum ben aşkın hiç ulaşamadığım
Sadece kiramı ödüyorum her gün
Şarkı Kulesi’nde.
.
Hank Williams’a sordum: Ne kadar derinde yalnızlık?
Hank Willams bir yanıt vermedi henüz bana
Ama gece boyunca öksürdüğünü duyuyorum
Benden yüzlerce kat yukarıda
Şarkı Kulesi’nde.

Devamı »

0

SANA GERİ DÖNMEK ÜZERE

Çeviri: Hasan Ağan Karaduman
.
Acıyordur belki hâlâ içim
Çeviremiyorum bir türlü diğer yanağımı da
Seni hâlâ sevdiğim malumun
Dilim dönmez olduğundan ya bunlar.
Herkeste seni aradım
Ve onursuz buldular bu arayışımı da
Yalnız yaşadım ben, sana geri dönmek üzereydim sadece.
.
Fabrika kapanıyor şimdi
Borçları ödenemediği için
Fabrika sahasına girişin kapısı duvar artık,
Yağmurla güneş içeriye vursa da hâlâ.

Devamı »

0

ÇIĞ

Çeviri: Hasan Ağan Karaduman
.
Bir çığa adımımı attım,
Ruhumu sarıp sarmaladı hemen.
Bakıp durduğun bu kambur değilken ben,
Altın tepenin ardında uyurdum.
Sen acıyı fethetmek isteyen sen,
Öğrenmelisin, öğrenmelisin bana iyi hizmet etmeyi.
.
Ezkaza buldun beni
Has altının için derinlere inerken.
Giydirip yedirdiğin bu ucube
Ne aç ne de açıkta.
Beklemiyor senden de yarenlik
Merkezinde, merkezinde de değil dünyanın.

Devamı »

0

Kuzey Işıkları

Çeviri: Hasan Ağan Karaduman

I.
Burasıdır yılanın yaşadığı yer, bedensiz.
Havadır başı. Ardı sıra gecede
Gözleri açık ve üstümüzde her gökyüzünde.
.
Bu başka bir kıpırdanışı mı yoksa yumurtanın,
Bu başka bir imge mi mağaranın sonundaki,
Başka bir bedensizlik mi bedenin kavlamasındaki?
.
Burasıdır yılanın yaşağıdığı yer. Burası yuvası,
Bu düzlükler, bu tepeler, bu soluk mesafeler,
Bu çamlar denizin ötesinde, sırasında ve kıyısında.
0

İm

Toplaşmış yargı cinleri, seke seke yaşamaya doğru kaçan                                                                 bir gölgeyi gözetliyorlar.

Biliniyor; kapatsan da sürer defter, hep gitsen de bitmeyen                                                        durması vardır konulduğun doğrultunun.

Ve bu işaretlenme son değil. Duraksamadan kabul ediyor                                                           seninle gelmeyi, ruhunun cesedi bohçanda.

 

0

Bir Gülüşün Dikeyliği

Uzanmış bir dalın içinden kırılışı olmuşsun
Yeryüzünü tutan ses sana bağışlanmış

Ne zaman bir ara-güneş dağılsa bakışlarında
Çekilir dip algısı sonraki coğrafyalardan

Çok konvoylara rastladın tepelerinde
Hep aynı infazı kapatan günün geçtiği köprü

Toparlanır en uzak bilgiye durmak için eğilirsin
Taşlarda kaçtığın rüyalar uyur

Devamı »

0

Sondaki ve Rêverie Ezgisi

kendine yeraltında büyük bir gökaltı kurdu
bütün acılarını oraya gömdü
acısı – salıncağı bayrakları
yalnızlığı- dikili büst ayakları
kaba kadınları, pis kokan erkekleri
-giydiği pelerinleri
kökü kalmış ağaçları gördü
bir zamanlar pembe açan ağaçları
bilmediği yerlerde adının yazdığı taşları
bin yıl öncesinde yaşadığı mezarları
içtiği ilaçları
kayboldu gri ve susuz tarlalarda, acısı rengin hayaliydi
-örtülü hayvanların kuyrukları
başının kıvrımı huzursuzluğunun altnefesiydi
kalemi bitince durdu varolmamış gibi-

Devamı »

0

ANI BETİMİ

Ölmeye gelen küçük bir süzülüşün sınavı,
sözsüz bir notanın jakoben tavrı
– ben köşede

eziliyorum gökmeçhul sen dipkuyu
yersiz edim, bir sakallı iğne
zehir kırpanı,düşünce çırpanı
yum gözbebeğimi, gözçifti
nokta sözünseli

-debussy haykırır
göğüs ipliği, karınca kerpiçi

Devamı »

0

yürüyorum yangınlara

yürüyorum yüzünüzde sürtünen aşkın ardından
siz sonunda benden geriye, az kaldı
ne ölümler geçtim ne cinnetler
vazgeçmiş yıldızlar doldurdum ceplerime
boşaldı gökyüzü, kırık yalanlar geçti yerine

yürüyorum kirlenen söz silicisinin ardından
siz sonunda silgi çantası, az kaldı
ne intiharlar geçtim ne oluksuz bıçaklar
vazgeçmiş dostlar doldurdum müzelere
boşaldı dünya, yanlış kıpırtılar geçti yerine

Devamı »

0

AYRIM SARISI

Sis seni yönlendirmiyor. Dalıp gitmek dağılıp gitmekle kardeş gülüşünde. Bırakmayacaksın sana sinen uygarlıkdışı ağrımı.

Dallardan esmeler bitmiş, gövde yadsıyor kendini. İnsin eski mezarlıkların sarındığı hüzün bu duruluğa, ne beis!… Baktığın yine kendinsin aralarından ve karşında yitiğinim ben hâlâ.

Dinliyorum, gittikçe daha uzaklaşan bir dinlemede yaşıyorum artık:

Teninde bazen ağdığın çınıltıyı seviyorsun.



0

Kısa Bir Karakol Ziyareti

Anlatılan, asıl anlatanıdır kendisinin; anlatılmak istenen, başlamamış bir yolculukta asılı kalır. Anlatmaya niyetlenen de karışır bu toz kümesine.

 

Öyle gider insan, belirli bir makine olarak imlerinin toplamına.

Camı açık bırakılmıştır kasten, kapısı dışarıdan içeriye doğru örülü ve hepsi aynı çerçeveye göre devinimli biçimde. Sevdiğine öyle gider; tükenmiş ağlamalarda bir kuyu dibi hazzıyla.

Sen daha mevsimleri renklerle anlamaya çalışırken kopuş yerlerine belirli ifade çentikleri atılmıştır, döner durursun aynı iskelede havaya bile değmeden:

(Merkez seni kendi dışına dönük icat etti, adın bile düşünülmeden bunu sana etti. Dokunda dokuntu yok, üç görü geriden başlıyor bilinci hecelemen.)

Arzulayamazsın kendin; ondan ki ziyaretine geldik.

 

0

Kabul Günü II

Köksüz ağacı kutluyorum
kuru dal dilinde karşılıksız
açıyor haritasını yeryüzüne yaprak sarı
bu kadar yaygın olmak istemezsin

Saymaya başlıyorum her şeyi
hep bir eksik
ve sabahın gökyüzü kuşlar
hep bir yuvayı içime taşıyan kuşlar
bu kadar dalgın olmak istemezsin

Devamı »

0

Ormanlar İnsan Korkusuyla Büyümüş Denizlerdir

ormanlar insan korkusuyla büyümüş denizlerdir

akşamlara akan serin süt sevgilerine
adını söylemediği
imgeler taşır babam
sessizliği ve tütün kokusuyla

insanın karanlığı kuytuları bile korkutur

çocukken hiç doymazdı susuzluğumuz
annemin beyaz elleri su taşırdı
çocukluğumuza ve tüm duruşlarımıza

Devamı »

0

eski zaman sesleri

çömleği suladım şarapla yıkadım amforayı
toprakla yundum kalbimi ağaçlarla ormanı
rüzigârladım soluğumla kişneyen atlarımı
çayırların çiyini sabah güneşinin ışığıyla
ısındım ışıttım ıslığımla ılgıt ılgıt akşamı
akşamı akşama geceyi geceye uladım
sessizlikle dilimledim dilimi gönlümle
şölenledim sözlüğüme sözcükler denizini
burada ülkemin çığlığına sarıldım ağladım
sızımla kaldım yalağuz sancıdı gözelliğim

çamçakladım kımızla şiirimi kopuzladım
türkü olup çağlayanda ırmaklar boyunca
aktım söyledim aktım söyledim bozkırda
otağlar içre süledim de koşumladım ordumu
birliktim tebeşir dairemde dirliklendim

Devamı »

Toplam 31 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345102030...Son »