sapsız bıçak

geldim sana ve kaldım bir şölen gibi
toprağına yayılan çiçeği seçtim dilimden doğma
selama durmuş tepelerde nahif istanbul şehri

geldim sana ve kaldım bir çocuk gibi
seni seviyorum demeyi seçtim çığlıktan doğma
sözcüklere sıkışmış sessiz bir düşbaz pimi

geldim sana ve kaldım bir yarın gibi
umuda susamayı seçtim telveden doğma
üç vakte beş fal sığdırmış camdan mangal külleri

geldim sana ve kaldım bir eşik gibi
rüzgarlı avluyu soymayı seçtim anadan doğma
taraf tutan tanrıya başkaldırmış anarşist bir sevgili