Geçmeye çalışıyoruz…

 

XXXVI

Geçmeye çalışıyoruz iğne deliğinden
zafer arzusuyla yüz yüze.
Çemberin dörtte biri amonyaklaşıyor neredeyse.
Dişi erilliğe geçmekte, kökünden
olası göğüslerin ve tam
kökünden ne çiçeklenmezse!

Bu yolda mısın, Milo’lu Venüs?
Güç bela kıpırdanıyorsun
gömülüsün derininde
salt kollar varoluşunun
ve bu varoluştur hâlâlayan
ebedi kusuru.
Milo’lu Venüs, kesilip atılmış kolun
kendi başına hareket ediyor, dirseğiyle çabalıyor yol açmaya
yeşilleşerek kekeleyen çakıl taşlarının arasında,
arasında deniz minarelerinin, şimdilerde kıpırdanan
hâlâlarla, arifelerde ölümsüz.
Kementçisi yakınlığın, kementçisi
parantezin.

Reddet, her şeyinle, adım atmayı
Uyum’un çifte güvenliğine.
Reddet simetriyi de kesinlikle.
Arasına gir çarpışmalarının
teker izleriyle kızışan savaş arabalarının
geçebilmek için iğne deliğinden!

Sanki şimdi küçük parmağım
daha da bir solumda. Bakıp düşünüyorum da
bu parmak benim parmağım olmamalı ya da
olması gereken yerde değil mi ne.
Ve öfkeyle ilham veriyor bana, uyarıyor beni
ve kaçış yok
bugünün Salı olduğunu zannetmekten başka.

Yol açın yeni tek sayıya
                          öksüzlükle muktedir.

Trilce’den.

Çeviren: Hasan Ağan