Öyle seslenir ki…

LXXVII

Öyle seslenir ki hatırlatıp
çoğaltırcasına incileri
her fırtınanın
tam da burnundan topladığım.

Hiç kesilmesin bu yağmur.
Yağmadıkça
ben onun üstüne ya da gömülmedikçe
her şeyimle suya
her ateşten bir anda savrulan.

Bu yağmur, nereye kadar yetişir bana?
Korkarım kalakalacağım kupkuru bir karın boşluğuyla
korkarım dinecek bu yağmur sınamadan beni
susuzluğunda akıl almaz ses tellerinin
ki yaratırlar uyumu.
Hep yükselmeliyiz biz – hiç alçalmak yok!
Yükselmiyor muyuz biz hakikatte aşağıya doğru?

Şarkı ve yağmur, hâlâ denizsizlik sahilinde!

Trilce’den.

Çeviren: Hasan Ağan