yürüyorum. yürüyen ben değilim de sanki iki dağın kesiştiği vadiden ovaya doğru hızla devrilen dolunay. ay ki süsü gecenin ve sonsuzluğun tek sahibi. burada doğduğum topraklarda yolunu yitirmiş kentli bir seyyahım. yönünü otlara ve gevenlere sora sora uzatan… elim yüzüm salt uyku. unutuyorum adımlarımı bazen, iyiden iyiye duruldu mu ne!
Şubat, 2009 Kategorisi için Belgelik
Sızıltı
karanlık
içimize bakıyor
gereksiz uzadı hamaset
birbirini kırarak
sönüyor ışık
akıl
sırtını dönüyor
yanlış esnedi evren
düşleri körleyerek
bileniyor zaman
Kıyıda Bir Tren Yolculuğu
I
otların sessizliğine gömülerek
soyunuyor toprak
anadan doğma
II
rüzgarlı bir tepede
dans ediyor
ağacın elleri
ömür bu duvarlar…
ömür bu duvarlar onursuz veda
hazır kıta küfür soğuk beden
içimde alkol, tutku, inkar
ve çoğalan yüz yüze
bunalım…
asılı derin pis mutluluk…
-çıplak el çıplak kadın çıplak soytarı- (dostum temiz’e)
asılı derin pis mutluluk
senfonik mezar imgesel seks
kırbaç çek üşümüş el
yan yana kaç hayvan
dehşet söyler…
gönder kanamış avucumdan…
-yoruldum da ilk defa çarpan’a….-
gönder kanamış avucumdan kesik dudağımı,
hiç’ten gölgemi, -nefes nefese silkelemiş-
barut kokusu geçmeden yetişmek
kardan yatağına, isyanımla
yararak saç sakal
delirip
vuracağım!…
Sabah Antolojisi
sayıyordum birer birer
kesik bir iple doğrulan
en kör eğrilerini çanların
içim:
duvarlarına zangoçlar çizdiğim
merdivenlerinde izmaritler büyüttüğüm
bir altgeçit
21. Yüzyıl Orta Çağ: Papa Töremesi, Töremeler
"Tüm soyçakallıklarınızı, tanrılığınıza kutsuyorum lânet!"
İçlerinde kendilerine secde-tap, bir öküz gezinirliği yüce;
düşüncesi insansızlık kalkan ayağa, O’ndan doğrulmadır
toprak parçaları gördüm:
Toprağı ve dünyayı, boynuzlarında döğüyorlardı;
hesâb-ı tutar!
Kadını Ay!
I
Boğaz’ından İstanbul…
gibi büyük bir akış; "Oraya,
bütün cümbüşlerden bertarafı var"
kalbimizle, duru güzelliklerden geçtik:
Ne yanı tutsak, alıp götürüsü sevmekler?
