nida!

-karaya çakılmış bir aydın balığından-

ey hayat
geç kalmadan kov beni

güllere uzaklık besledim güneşi yerdim
tufanlar hazırladım elimin ayasına hırs için
kale burcunda akreptim ortadoğuda aydın
erk kıskacıyla asıldım külveren coğrafyaya
yangına bakarken buzdağıydım sonrası lâl
masada bilge kesildim meydanda cüruf

hadi artık haz biçimimi kuşanmadan
travma tenyamı mevsimlere dolamadan
emeğin öfkesini sarıya boyamadan kov beni
insana onur yakıştıran sen
ey hayat
hey yürüyüş gazeli

iflah olmaz bir sıska-bilgiydim kurum destekli
ikircik malzemesi taşıdım zamanın yarasına
boşluk mıhlamada ustalaştım, utanmadım hiç
ağlama sırasına sokarken başıboş çocuk düşlerini
kovulmama yetmez mi bunlar sevgili hayat
benden epey alacağın da var unutma
odadan sokağa kürsüden fitneye çizgiysem hâlâ
uzatıp da kirletme güzelliğini

karaya çakılmış bir aydın balığıyım işte
kov beni