kuşku…
ufak olsun! hırçın fotoğraf yanığı
sobe sobe korktuğum dünya vedasız
caymak, bu kaçıncı sokak intiharı
hüzünkeş ölüm repliği
dilediğim kent, şerefsiz!…
dik yumruk ağır, kötürüm
bela vurgunu çakılı kibrit dikişsiz
hangi sırsa son dostu kesik anlamaz
koyu adi yağmurudur erime noktası
bıkkın kilitli nefessiz pişman
yapma sağanak arka..
ilk günün tereddütsüz
ters ilişkisinden olma
peygamberdir el etek avuç topuk
ve ruhun gün eder
geriye sayımsız koku zehir dibi..
devşirme terin yaraşmaz huyu
gölge kutsal bilinen tertemiz
güzel gemi son mektup aldırmadan
çürük omuz gözyaşı mor
kalkmak!…
yaşama dönüşür inleyiş sevişme şüphesi
önler takvim parkta durup dururken
saniyelik insansı harita köhne
duyulur tepe tepe leş senaryo neresi
güçlü görünmeli tuzak herkes aldatılır bu diyar..
kuşkulu göç aşk diye cinayet hastalık
balık sapı okul paket
adres yanmış ihtilal sesleri
özlemle sarılıp yeniyetme can acısı
on dört punto aşk başlar
sere serpe yenilgiden
güneş serseri şatosundan uçar
muhtelif ölüler alt dudağından belli
yarası sanki ömre türeyen..
titreyiş, kuşku!? memleket adına tebliğ tersten..
(mayıs, 2009)
