bırakın kaçış tütünüm olsun geri geldiğim elinizdeki
kendim sayılırım bela olsam da, ölü bulunur
tenin derininde kalın bir hâlim, bulanık batı yüzleri gibi
son olur, sevsem de, hiç yaşamadım..
beyaz çarşaflara kalırsa yerimden kalktığım
duyarım, bana dokunduğunda
ayrılık büsbütün, şüpheden saydam
kararışım.. gökten..
sonsuz olan melankoli, sonradan
gizli günleri barikat önünde piyano çalmakla
ağırlaştıran bir sokak köpeği, ben ve gözden uzak
hecelendikçe ikimiz de havasızlıktan taşlaşırdık,
sevgilim..
gömülü bilincim, kurbanlar çoğalıyor, tıpkı adını verdiğim
imzasız mektup kadar uzuyor siluet, üstünden
çekiliyor deniz, çekiliyor ordular, çekiliyor kanım
ve bizim için..
acısı dinden çıkmış çalıntı müze halısı, ereksiyon
dişler gıcırdıyor, ne kötü bir yatakta yalanla başlayan
herkes ölü bulunur.. ben daha güzel
önünde diz çökmeden, korsanlarla sınanmış..
yanlış kattığım öfkemden gülebilirdim sıyrıklarla uzaktan
çocukluğum diktası öyle beyazsız, öyle tersiz, öyle yalnız
kalmalıydı yanı başımda.. bulunurum
belki… çoğalan kıyım sevgili olmadan barışır..
raylarda beklediğim tarifeli ayrılıktan umut kesmek bile var, yine..
eriyor öptükçe yerlerim, ilk olmadı.. ne var, hiç yapmadım kendime karşı…
(mayıs,2009)

acısı dinden çıkmış çalıntı müze halısı, ereksiyon
dişler gıcırdıyor, ne kötü bir yatakta yalanla başlayan
herkes ölü bulunur.. ben daha güzel
önünde diz çökmeden, korsanlarla sınanmış..
Korsanların resmiyet kazandığı bir dönem ki yürek sızılarım’a adlanır durur, acımı elimden çalarak üzerinden rant sağlamaya çalışanlar,
oysa ne acılar emzirdim karanlığa ki yarına güneş gül yüzlü çocuklarım gülüşlerini ısıtsın diye, Ondandır yüreğim anti korsan oluşu yeni ufukları yelken açma arzusu böylesine kemirir durur içimi,
Teşiekkürler şiir dostu