Yaza Dipnot:

kuru; kupkuru gazel gibi titriyor sesim. düştü düşecek; yaprakların hastalıklı söylencesi güz: ölümün açık özeti. bunlar da uzakta kalacak elbet; mevsimler döne döne, ard arda yıllar… anılar ki, bir çocuğun tutamayacağını bile bile yokuş aşağı bıraktığı çemberin peşinden koşması…

her yer ısırgan ve çakırdikeni… kimsesizler kalmış burada bir de çocuklaşmış yaşlılar. saflığın yontusu köylüler, sabrın tane tane çoğalan dilsizliği. bense boş bir laf kalabalığıyım onlar için. akşam olunca duvar diplerinden bakarken eski otlaklıklara… büyüdüğüm ev nasıl unutmuşsa onlar da anımsamıyorlar beni!