-yüz bıraktığım yerden başka yaşanan uzak memleketler
ait olmayan unutuş dökülüyor sakal arası.. çiçek
gömerek öksüz kılıç darmadağınık yazılmamış çırpıntı
barışsın tuhaf kahramanlar hayalin uğrak kadınıyla
çaba sesi cüretkâr biter.. yalan ya da infial..
kılmadan dağılmam sana
beyaz ölümler söylüyorum, sevgilim..-
bir aşk bağlamaz kalacaksa
gözlenmiş dudak öpüşleri neyse
görmediğim kanlı el boğazımda
albümden kesilmiş..
masa başı cinnet saati
düzenbaz sevgilim bugün son
adanmış dünyanın kan gözlü
serserilik kitapları..
gurur dolu yağmur limanı
en uzak yara dişlenen
çözse de vezir kini
kapatılan perdemdi
yutkun..
cellattan utanmış
hazırlandığım tecavüze
şiir yazmak kadar
seçilmiş peygamber kişiliği
göğsümle sevgilim arası
tapusuz ben..
kalıp şahit körlükten teselli
bunadıkça bölüştüğümüz sürgün
kusur sunarım, huşu, huşu,
huşu ve sonsuz ölüm
çalar sabahtan kırık kapı
yığın ceset, aşkın reddedilmiş
miras, aynada yarım..
-bahse tutuştuğum yol kenarında hayvansız kaldım, hangi
mevsimdi, aşkı sert bir yatak sandım, uykudan
fahişe imzası satar senin putların ve vicdanım
gelirsen.. iğrenç ve saygılı çıkarım
karşı ürküntü.. gülerim sertlikle!…-
(şubat, 2009)
