bahar’a ağıt

sunağında ağladım
günlerce
sıyrığımdan akan bir damla kanla
ve sesin takılıyordu uyanışıma
kokun terledikçe tenimde
gümüş sepetlerden
kaya diplerine bitiyordu
renklerim
bulutlar da kaldıramıyordu
bakırın yontularını
kızdıkça savuruyordu
kuşları da çöle

yasaklarla çatlıyorken kabuğun
cehennem düşüyordu suya
ve çabuk büyüyenlerin
gülerken öldüğü an’da
esneyişinin yortusunda
dans ederken erinç yüzler
aldanıyorlardı tadına
sunağında ağladım
günlerce
ve sen hep yerin altında
efendi’ler üstünde
yakıp kavurmada