Çıplak Elle Av IV

kurumuş bir göl gibisin yanılmış gönlüm
tanınmaz dinlenmez sanrılarla gelir sesin
ve bu kırık bir ok gibi dururken ortasında
çığlıklar, öfke dolar dilime
dilime dilimde türkülerden bir pas

ben ki dilimle getirirdim.. ne diye bu sevdayı. boş.

kalkın! göç ediyor bu vurgun yeri
dönmüş avucunda kalemler gibi hayat
kırbacım tenimde bir tüy, ey gök gözleri
gecenin gök gözleri
dilime.. dilinden bir pas

tutku; bu şarkıyı baştan söyle.. ne diye. hiç.

sesler, töz ve tin.. ritim postal yürümek
muradını alsın gök ve gece tenimden
dilimi çözsün kripto, et, sinir, kan
madem içtik yokluktan, hiç doyurur dilimizi
dilimde çıplak elden bir iz, izlerimiz

ah! irin akmış bir çarşafsın hayat.. ne diye bu, düşler beyaz.

avluya akan çocuk selleri gibidir
durdurak bilmeyen öfkenin kılıcı
çakallar kemirir o vakit ciğerimden
dilimce sakladığım sevdayı
dilimde iki intihar mektubu asılı durur..

vur! uçmak bilmez kuş dilimi, nefesinle kesilsin.. ne diye bu vakit.

gıcırdar köhne kağnılar zihnimde et,
kafatası dolu bir mezara boşalırım ansızın
kendini avlar insan avlarsa
çıplak elle bir başına.. alsın nasibini
kumarbaz! dünyanın bütün orospuları.. dilimden

tutku; dilimi çiğne ve tükür yeniden, ne diye bu.. devrim.

bayıraşağı gelmektedir, kendinden boşanmış
yamyam sürüsü gibi sözler,
onlar da çıplak ve elsiz ayaksız
avlar avlarsa.. alsın nasibini için
satılmış gülüşler ve emeksiz sevilmek
ölüm, sonsuzluk niyetini kayırır işte.. ne diye bu; yaşam.

az değil samyelinden, uzaktan gelen sevda fısıltıları
söz: kesilmiş bir tavşanın arka ayağı
can ordan çıkar, kameralar boyar yeniden
yenilginin don yağı huzurunu,
içinde yeri yoksa yaşadıklarının

tuval, hangi tayı almış içine yeniden, yeniye bu.. söz.

bu perdeyi kaldır gözümden
başkalarının kurgusunu dilimden ayır bir zar
gibi ince, inceden kiri alınsın örtüsü ve sözü
tanyeri ağarmadıkça dinmez uykusuzluğum
düş görmem tanyeri ağarmadıkça

dur! kimlik! av yeniden, yeniden için bu.. dur!