SONYAZDAN KALAN

…kim bilir neden? yitirmişliğin avuntusu kırlar. sevimsiz bir serseriyi oynuyorum günlerdir. kararsız ve sinsi; geçerken alışkanlığın uysal yastığından, bir safsatayı dillendiren; lüzumsuz. güneş biraz daha oyalanacak buralarda, henüz vakti çok. ama ben kapatmalıyım pencereyi. yudumlarken bayat çayımı, son kez göz kırpacağım, balkona ulaşmaya çalışan asmanın dalındaki boş yuvaya…

cenaze törenine hazırlanır gibi kışı karşılıyor kent. ah! yazı bir daha görememe duygusu! bu keder yalnızca dağlara mı yazgı, kuşlara, acıyan suya, parklardaki ikindiye, yaprağını yoldurmuş güz gülüne… kanat kanat çoğalırken içimde bu soru, yaralı bir serseriyi oynuyorum. gösterecek kimsem yok bu can çekişmelerimi! tuhaf değil mi, herkes aynı göğün sıkıntısını solurken üstelik?