Ütopya

Yepyeni bir ülke kurulmalı; bildiğimiz tanrıların, dualara cevap veren tanrıların uzağında, insan kokusundan uzak bir ülke. Doğamızın tüm karanlığıyla, yalnızız: herhangi birimize atanacak bir ad ya da sıfat bulunabilir mi gerçekten? Bu ışık sızdırmaz yapıdan kurtulmak için, sokakları birbirine çıkmayan şehirler; geri dönüşler ve tekrarlamalar doğasını sıyırıp atmak için, sürekli ‘Sırat’ inşa edilmelidir. İçindeki özü çıkartmak için insanı sıkan, un ufak eden bir el gereklidir bu gün. Herkese de o ele giden bir bilet. Dedikodunun uğultusunun her alanda kulakları sağır ettiği günümüzde, insan türü saplanmış kalmıştır. İnsan türü için bir çıkış umudu artık kalmamıştır. Acı çekmek ya da mutlu olmak ikilemi, insan türünü tam ortadan ikiye bölmüştür: iyiler mi acı çeker, muktedirler mi mutludur? Acı çeken mi mutludur, muktedir nasıl iyi edilir? Girdap tam merkezinden yakalamıştır iki ayaklıyı, konuşanı, kaçanı, düşüneni, yenileni, yiyeni ve açıkta kalanı.

Genlerine ya da daha çok daha derinlerine işlemiş tanrılar, insan türünü boğmaktadır. Onların lütuflarından kurtulmak lazımdır; insana ölümlülüğünü, sonu gelmez acıyı hediye edecek bir vicdan sahibi yok mudur? Geleceğinisatınalmamakinesi, önce sıkı bir iş yavaşlatma, sonra da makineleri parçalama yoluyla dünya yüzünden silinmelidir. Donakalmış insan, dünyanın umudu olacaktır. İnsanın donakalması, tüm sızıntı tanrıları yok edecektir.

Bu gün iki kişiyi bağlayan en kısa yolun, sırt sırta sonsuza yürünen yol olduğunu bilmeyen var mıdır? Tüm insanlığı artık göbek bağı değil, sırtlarının yuvarlağı birbirine bağlamalıdır. Karındaşlar, sır(t)daş olmalıdır.

Körlük, insanlık tarihinin en büyük salgını olarak gün be gün yayılmaktadır. Sokaklar bastonları birbirine çarpıp tıkırdayanlardan geçilmiyor! Sürdürülebilir yok olma sürecini herkes kendisi için başlatmalıdır! İşi doğaya bırakmak intihar olur. Bu ne idüğü belirsiz gölgeyi peşinden sürüklemekten bir an önce vazgeçmelidir.