Kasım, 2009 Kategorisi için Belgelik

0

Bildiri No:4 (27 Kasım 2009) Denizaltı Edebiyatı

1. Yeni yer yoktur. (Oruç Aruoba)
      1.1. Yerler bitmiştir.
           1.1.1. Yeraltı bitmiştir.
           1.1.2. Yeryüzü bitmiştir.
      1.2. Yeni yol vardır.
           1.2.1. Yol denizin altındadır.
2. Şiir denizin altındadır.
      2.1. Bir denizaltıdır.

Devamı »

0

Kabul Günü I

ağaçlar vardı uyuduğum yerde
ve çağ düşkünü o anlam
şimdi kendiyle dağılan
sabahın yaprak sisi
adım ve yine adım
eylemsiz rüya çekimi
bir kare: en yok perde

Devamı »

0

Göz ucunda…

Sessizlik öfkelendiğinde, anlamın üzerine çöken sözde yeni arayış örnekleri, kelimeleri epeyce örselemişti. Yeni biçimiyle kelimeler, gizemli yaratıkları andırıyordu. En önemlisi yan anlamlar kaybolmuştu.

Bu boşlukta, sınırlı bir alan içerisinde yaşayan, öngörüsü sınırlı kelebekler tarafından değişime uğratılmış biçimlerden farklı yaklaşımlar doğamayacağını söyledi.

Devamı »

0

Orda

neremi dönsem bir ad çekimi baktığım o yerde
korkuyorum
gelip vuracakmışlar gibi beni korkmuyorum ama Odessa
hayır! kim nereye düşse bir bölge parçasını kalıyordu renklerin
bir aynı türlüsünü hiç kapanmayan ya da açılan yerlerimizin
bir ölüm de üstüne sonsuz gizini bırakıyordu usulca
bir ölüm de avuntular ayartısında uzun mu uzun
kurup dengesini şaşmaz bir alışkanlığın

Devamı »

0

Saka Loncası

bize saka loncası derler
en yakın gökyüzü bizden geçer

ellerimizden

bize saka loncası derler
evden eve gökyüzü taşırız
ayaklarımız çıplak
başımız kabak

Devamı »

0

Çöptür Bütün Yazılanlar

Çeviren:
Erdoğan Kul
 

Aklından geçenlerin bir bölümünü dile getirmeye çalışan şu zıpçıktılar,

domuzdurlar.

Tüm bir edebiyat sahnesi bir domuz ahırıdır, özellikle bugün.
Şu, zihinlerinde referans noktaları bulunanların tümü,
kafalarının belli bir yerinde demek istiyorum,
beyinlerinin iyi lokalize edilmiş bölgelerinde,
şu, diline hâkim olanların tümü,
şu, kendileri için sözcüklerin anlamı olanların tümü,
şu, sözleri anlam taşıyanların tümü,

Devamı »

0

Çöl – Sin

beni bu ağacın altında bırakmıştın
başımı kaldırıp baktım
ne bulutların geçti üstümden
ne kuşların uçtu bir daha
yanmış şehirlerin anlatıldı
nefesini tutup üç gün dolaştığın
bana bu ağacın altında söylenmedi

Devamı »

0

Ve kesildi yazın boruları…

Ve kesildi yazın boruları ölümünde arazilerin,
Çekip uçtu karanlığa art arda bulutlar.
Ama küçüldü kenardaki ormanlar böyle bitkin,
Yasa bürünmüşler, tabutların matem alayları gibi.

Gür söyledi fırtına şarkısını ağaran tarlaların dehşetinde,
Girdi kavaklara, eğip büktü beyaz bir kuleyi.

Devamı »

0

Belki, Hiç…

kenarları yırtılmış kalbim
bırakmış gitmiş gövdesini
yağmurun çemberine
kocaman bir kozadan küçücük bir tırtıla uzanır zaman
geceden dönen ıslak bakışların yerine
uğursuz bir böcek sarmalar bedenimi
mavi üstüne kurşun noktalı…

0

Sabaha Karşı

Gece son demlerini yaşıyordu dağların üzerinde. Sabaha karşı dinginlik ile hareketin henüz çakışmadığı saatler… Çiğli bulutlar seferden dönüyor, küçük çıkınlarında yağmur gizleniyordu. Rüzgârdan saklanan yağmur, ansızın görünür kılıyordu kendini ormana. Ağaçlar etrafa mis kokular yayarak damlalara kucak açıyordu.

Eski geceler gibiydi bu gece de. Huzurlu, zaman zaman düşüncelere daldıran.

Devamı »

Toplam 2 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12