Ve kesildi yazın boruları…

Ve kesildi yazın boruları ölümünde arazilerin,
Çekip uçtu karanlığa art arda bulutlar.
Ama küçüldü kenardaki ormanlar böyle bitkin,
Yasa bürünmüşler, tabutların matem alayları gibi.

Gür söyledi fırtına şarkısını ağaran tarlaların dehşetinde,
Girdi kavaklara, eğip büktü beyaz bir kuleyi.
Ve süprüntüsüymüşçesine rüzgârın duruyordu boşlukta
Bir köy aşağılarda, yığılmış kurşuni çatılardan.

Ama yerle birleşen ucuna kadar ağaran gökyüzünün
Kurulmuş kitizlerle sonbaharın çadırları,
Sayılmayacak kadar şehirler, ama boş ve unutulmuşlar çoktan.
Ve yoktu sokaklarında gezip dolaşan bir kimse.

Ve şarkı söylüyordu gecenin gölgesi. Sadece kargalar uçuyordu şaşkın şaşkın,
Yağmurlarda, altında sıkıcı bulutların,
Tek başına rüzgârda, şakakların karanlığında
Tesellisiz saatlerde firar eden kara düşünceler gibi.

Almancadan çeviren
Danyal Nacarlı