üç şey öğrendim Devamı »
hiçbir harfi silemezsin
hiçbir ok bulmaz hedefini
arpın çözülen telleri söylüyor
nefesimle kurumuş otlar
her avcı kayıptır
işittiğinde
Aralık, 2009 Kategorisi için Belgelik
Açık Dilde Manifesto
Çeviren:
Erdoğan Kul
Eğer Şeytan’a da Tanrı’ya da inanmıyorsam, bunca güçlü bir yıkma eğilimi duyuyorsam içimde, mantıkça kabullenebildiğim ilkelerin düzeninde hiçbir şey yoksa eğer, asıl neden etimdedir.
Yıkıyorum, çünkü akıldan ortaya çıkan her şey güvenilmezdir benim için. Ben, ancak iliğimi coşturan kanıta inanırım, kendini Aklın yoluna uydurabilen kanıta değil. Düzlemler buldum sinir alanında. Şimdi kanıtları değerlendirmeye hakkım olduğunu düşünüyorum. Benim için, Aklın alanıyla ilgisi bulunmayan saf etin alanında bir kanıt vardır. Akılla kalp arasındaki çatışkı, tam da benim etimde karar kıldı, ama sinirler tarafından sulanan etimde. Ölçüye gelmez etki alanında sinirlerin sağladığı imge, en yüksek zihinselliğin biçimini alıyor -zihinsellik vasfını soyutlamayı reddettiğim. Demek ki ben, içinde şeylerin gerçek ışımasını taşıyan bir kavramın oluşumunu izliyorum, bana yaratma sesiyle ulaşan bir kavramın. Bir imge aynı zamanda Bilgi değilse ve onun açıklığını taşıdığı kadar özünü de taşımıyorsa, beni tatmin etmez. Kopuk kopuk akıl yürütmelerin bitkin düşürdüğü zihnim, yeni, mutlak bir çekim gücünün çarkına kapılmak istiyor.
Devamı »
Abdal
yanına geliyorum seni daha yakından görmek için Devamı »
havai fişekler gibi dağılan saçlarını örmek için buradayım
her yakın geçmiş uzak bir gerçektir
yalnız kalmayı denemediğin için henüz umutların var biliyorum
yine bir kulübe aramak dağlarda
ve ben sislerle örtülüyüm
kaç kere çarpıyorum ve çınlıyorum hayvanların ağzından
kaya parçaları
kuşların ya da uçakların düşüşü bir işaret değildir artık
başka türlü anlamalıyım seni
Melal
Ay yorgunu dağlar canlı cenaze
gibi gülümserken kayalıklardan
gölgeme baktım.
Ses veren kaya son kez çınladı Devamı »
ve soğumaya başladı
kül torbası bir düşüncede.
Bir Zamanlar Sevginle
Körlük,
İhtiyatlı sağırlık,
Ait olduğumuz çoğul hiçlikler havuzunun felçli görüntüsü.
Sana, ona, buna bulaşan koşulsuzluk direnci.
(Pencereler kardan buz kaplamış. Yemeği yine sıcak indirmişsin Devamı »
ateşten. Dur biraz, bu koku… bir şey mi yanıyor? Ütünün fişini
çekmeyi unutma. Yaz gelince oraya götüreceğim seni; oraya işte! Hani!
Bildin değil mi ? Bugün çok güzelsin; sana neden yalan
söyleyecekmişim ben ? Haydi boş ver artık dışarıdaki sesleri, beni
dinle sen. Bugün sana hangi gazeteyi okuyayım? Yavaş iç biraz, yine
üstüne döktün.)
Titrek Sızı
Sen ilk o gün geldin Devamı »
Sürgüsü mayınlı, kederli kapıma
Bir yaşamın unutulmuş yırtık sayfasıyla
Kurumuş bir kelebek kanadında
İçimin ormanına,
Umudu yaralı, titrek bir sızıydım
Külünde eşkıya düşler kovaladığım
Közleri utangaç mangalımda.
Büyü
…Ama insanın
en korkulu karşılaşması
insandır.
Alacakaranlıkta Devamı »
bize doğru gelen
bir insan,
yalnız birisi,
belki de bir insan kümesi
tanımadıklarımızdan,
SESSİZLİK, KADIN, ERK…
kapalı ıslık tutardı kadın
dilinden uzatılır dökülmez kağıda
bir izlek tadı dukalarında
geri düz mü yoksa kıvrılır mı zamana?
Sessiz geçerdi saatler Devamı »
An ve anın bulutu kanardı
Derken kenar yarası görünürdü uzaktan
Başlangıç batar
Susuz geçmiş göğüs kafessiz konuşurdu
Buz
bekleme Devamı »
kırmızı gülen adam
giden addır sadece
kalan matem
geçmiş bir mimoza sarısı
sen bir tutam mor
belki
zamanda kaybolan bin an
başlamak yeniler mi acıyı
yoksa
Kışa Dipnot:
yatağını değiştiren aşklarım, yazamadığım şiirler, zamana
uyak arayan kalbim, sonunu beklediğim söz. yaklaştığım son
çatılara yağan kar mı beyaz kum taneleri mi
güzle ilkyazın arasındaki sonsuzluk
kabuğuna çekilen böceğin kalın uykusu
şehvetle sarmaş dolaş inilen kuyu, çekilen su, yüzü serinleten
esenlik, damarlardan boşalan kan, emanet bırakılmış döl
elini üstümden çekince şiir, aşk da bitecek ömrüm de
