Abdal

yanına geliyorum seni daha yakından görmek için
havai fişekler gibi dağılan saçlarını örmek için buradayım
her yakın geçmiş uzak bir gerçektir
yalnız kalmayı denemediğin için henüz umutların var biliyorum
yine bir kulübe aramak dağlarda
ve ben sislerle örtülüyüm
kaç kere çarpıyorum ve çınlıyorum hayvanların ağzından
kaya parçaları
kuşların ya da uçakların düşüşü bir işaret değildir artık
başka türlü anlamalıyım seni
başka türlü olmayı denemeden senin yanında duracağım
işte kapının üstünde uğurlu bir göz
nazar boncuğu at nalları
ve annenin eski kıyafetleri
eski günler yeni günler ve diğer günler içinde saklanmış tülbentler
masa örtüleri ipek mendiller
diğer nesneler beni ilgilendirmiyor pek
saklanmış ama neden saklandığı unutulmuş resimlerle mi sayıklamam
                                                                                    [gerekiyor seni
yıldızları tutan bir boşluk gibi bir boşluk benimkisi
ben bu boşluğun içinde dönerken hiçbir taş bana uğur getirmedi
yalnızca kaya diplerindeki mantarlar heyecanlandırır beni
küskünlükle karışık bir heyecan bu
insan bazen bir yere gider ve oraya neden gittiğini unutursa zehirli
                                                                                      [mantarlar gibi
her yere tutunur ve eşek arıları gibi her kovanda her ağaç kavuğunda
                                                                                      [uyur
dönüş hiçbir zaman geriye değildir der
düşüş hiçbir zaman ileriye değildir der
herkes bir kıyafete bürünür ve aynalarda yürür
zaman keşki bana bir başka elbise dikseydi
ve bu kadar keskin hatları olmasaydı benim giyindiklerimin
günler gibi kırmızı bir taç takınsaydım altından bir yüksük edinseydim
ve her hava karardığında ben de eski elbiselerimi sakladığım yere
                                                                                   [dönebilseydim
mumya olamadığım için belki ben böyleyim
hava kararınca ben de kendi kendime bir şeyler söylerim:

ne dağlıyım ne de karlı bir ormanda kalacağım
benim elimdeki saz hangi ağaçtandır diye de sormayın