KIŞTAN KALAN

kendime

iyi ama nerde? yalın ve yekpare camdan, bir bilyenin dalgınlığı gözleri; çocukların bile uğramadığı bir parkta bulunmuş… soluk soluğa, ki adımları yine de yeryüzüne fazladan bir es… “biraz daha vaktim olsaydı dağları gezecektim.” diyor, kendi kendine. bir safdil denebilir, kim bilir belki de bir şair… uzaktan tanırım onu, yalpalaya yalpalaya çok bilmiş yürüyüşünden. beklediği haberi az önce almışların şaşkınlığıyla dolanıp durur yalnızlığını. geçtiği her sokağın öyküsüyle kararan yüzünü kaçıra kaçıra gölgelerden…

iyi ama kim? bir yazkuşu desem, hatta tuhaf bir yaban otu! bence de buralı değil. yanlış telaffuz ediyor çünkü dikkatle seçtiği her sözcüğü. tanışmak mı dediniz? elbette isterdim… ancak karar veremedim bir türlü: hangi haliyle? az önce barlar sokağından konur’a geçti. kar, boşuna yağmasın diye yüzünü sürekli göğe çeviriyordu sanki. geçerken bir süre balık tezgahının önünde oyalandı. denizi seyrediyormuş gibi bakıyordu sardalyelere. iyi bilirim böylelerini, plajda da doğduğu köyü düşünüyordur kesin.