Vahasız bir başlangıç Devamı »
sarısı bulut, mavisi kum
Gölgesiz gezinir tenimde
Yarası kesik kaktüs düşer
Yer altı tarihini yazar köksüz
Serapsız aşktı suya yazılan
Güneşli bir zamana bırakıldı ismi
Şubat, 2010 Kategorisi için Belgelik
Abartılı Bir Normallik Bahanesi: SAKİ
İnsan bazen bir yazı okur ve elime kâğıt kalem alsaydım aynen bunları yazardım diye düşünür. Bu duygu çok sık tekrarlanıyor ve de sessizce insanın içinde birikiyorsa benzer duygular zamanı geldiğinde farklı sözcük ve biçimlerde de olsa yeniden yazıya dökülür. Yazın alanının bu etkileşim süreci aynı zamanda üretim sürecinin en doğal seyridir. Yani iyi bir yazardan, şairden vs etkilenmek onun kötü bir taklidi olmadıkça olumsuz bir durum değil. Hatta yazan insanın bir başka yazarı kendine örnek alması, ondan etkilenmesi neredeyse kaçınılmaz bir şey.
Devamı »
TARİH KAVRAMI ÜZERİNE’Yİ POETİK GÖZLE OKUMA DENEMESİ
Şule Çankaya’nın hatırasına…
Devamı »
KÖPRÜ ÜSTÜ ÂŞIKLARI (Les Amants Du Pont-Neuf)
Film Çözümlemesine Analitik/Poetik Bir Yaklaşım
Bilge’ye ve onun yakınlık duyduğu şeylere, sevinçle…
Bir/inci Parça:
“Sanat Kırılmış Bir Mutluluğun Taşıdığı Vaattir”
Diyelim ki Butch’un saati gibi, dede yadigârı, babadan miras bir çakmağınız olsun ve günün birinde kırılsın, parçası da bulunamasın. Siz onu atmadan ya da gözden uzak bir köşeye kaldırmadan önce /sanki ikisi de aynı şey/ bir süre cebinizde taşımaz mıydınız? Üstelik tamirci, parçası için, “Abi hiç sanmıyorum ama, belki bir gün düşer,” dediği halde. Devamı »
“Bu modası geçmiş, parçalanmış, kullanılamaz, neredeyse anlaşılamaz yoldan sapmış nesne”nin, böylelikle harcı alem bir algılama biçiminden koparak/uzaklaşarak arındığını, kendi biricik imgesine dönüştüğünü, gerçekten varolduğunu/göründüğünü, fakat artık bu işlevsiz haliyle tek bir an bile görmezlikten gelinse, geçmişin bu gerçek ve uçucu imgesinin, belki de bir daha asla görünmeyeceğini, yitip gideceğini kestiremesem de, ya da ona bir tek koleksiyoncunun tutkulu gözleriyle bakılırsa /”ki koleksiyoncunun çoğu kez yanlış anlamlandırılan bu tutkusu gerçekte her zaman için kendi diyalektiğinin bir sonucu olarak yıkıcı ve anarşisttir, çünkü bir nesneye, bireysel bir şeye, şeylere duyduğu yoğun sadakat, tipik ve sınıflandırılabilir olana karşı inatçı bir yıkıcılığa, bir protestoya dönüşmektedir”/
Sesimdeki Çocuk
kendine hakim varlığıyla
oturdu odama
parıldayan gözlerimle baktım ona…
konuşmak istedim
buluttan düşen
yağmurun hevesiyle
çırılçıplak bir şiirle
Devamı »
tabutumda hırsız…
tabutumda hırsız, bir daha düşünüyorum..
dilenir soytarı, kör ve sapık dinler
suçsuzluğumu unutur.. yetişkin
şehir yeniden karşımda ışık
bulamaz.. ana dilim..
zengin ve militan rüyamda Devamı »
teşebbüs ettim sana, boynun
Dans Trans Dans
dansta namlusu ivmenin. başını kovalayan ışın yuvarlağı, burkuk. zamanın rastgele çıkartılmış gömleklerinden, yoksa, hangi birini giyinip kendine gelsindi dünya?
bir de yağmurun uzunluğuna çakılı çocuk. usulca kalkıp üstünden kanın inceliş çığlığı, yarıyor baştan başa evleri ve gözden göze.
uzun habercilerinin üstünde çakan son soru: kayaların tuz damarı mı bellek?
Devamı »
