dansta namlusu ivmenin. başını kovalayan ışın yuvarlağı, burkuk. zamanın rastgele çıkartılmış gömleklerinden, yoksa, hangi birini giyinip kendine gelsindi dünya?
bir de yağmurun uzunluğuna çakılı çocuk. usulca kalkıp üstünden kanın inceliş çığlığı, yarıyor baştan başa evleri ve gözden göze.
uzun habercilerinin üstünde çakan son soru: kayaların tuz damarı mı bellek? gelip böyle oturan pergellere, dil ucuna, çatıların şemsiye taklidi yapma sırasındaki el yordamına rüzgârın, devamın şamarı mı?
her şeye karşın güzelliği çalışır, ayrılmaz ondan cep saati gibi. arada çıkarıp çıkarıp bakar; kendini yitirir bir sonraki toparlanmanın anısına: dalar en yakın önüne, çıkar en yakın önünden; böylece hâlâ güzeldir.
ne hoş anlam kuytuluklarıymış meğerse çökük avurtlar ve hep alnı budanmış askerler ışığın ezik boynunca. sererler şarkılarını en yakın çevrelerine: başlayacak namlu, başla. başlayacak, artık uyu.

danstaki ivme namlusu
burkulmus ışın yuvarlağı
zamanın gömleklerini dunyanin giymesi
yağmurun uzunluğuna çakılı çocuk
üstünde çakan soru
kayaların bellek tuz damarı
dil ucuna oturan pergeller
şemsiye taklidi
rüzgârın el yordamI
devamın şamarı
cep saati gibi ayrilmamak
toparlanmak icin yitmek
anlam kuytulukları
alnı
budanmış asker
şarkı sermek
ve
başlayacak, artık uyu.
..okunandan anlasilan yazarin anlatmak istedigi olabilir de olmayabilir de; ikisi de once yazarin elinde yani musaadesinde, sonra da okuyanin birikim ve becerisinde. tabii, hangisi olursa olsun yazinin keyif veya acIsI iletisimdeki paylasimin icinde. yani rahatca zor olani dedim: ”iste bu”
elinize saglik.