arının vızıltısı
akan suyun sesi
taşları kızdıran
bu bekleyiş
sensizliğin çölünde
seçip en eğrisini
yayın büküyorum
yırtılıp da geçilen geceden
düşüyor önüme
uçları kırık bir yel
alıp da bırakmış seni
içimde esen değil
içinde estiğim
söyle
nereye düşmüştü
sana aldığım nâr
çekiç gibi düşerken başın
fark edersin çıkacağını
indiğin
indiğin merdivenlere
boşun dönmesi etraf
boşa dönmesi ömrün
vurup da kaldığın
alnın
alnın aynı merdivenlerde
bilir misin neydi bu
içimde yanan değil
içinde yandığım
söyle
bal ile su ile ıslatıp
ne zaman
taramıştım saçlarını
2010
