Sefilliğine Anımsatma

daha kaç darkafalı zamanda uyur gülüşün
büzülmüş tenin salınan ucu
yanık ahşabın ayağındaki eniğin oyuncağı
kabuğundan çıkıp geceye yürüyen nem
dudağımda gümüş izi çatlak bir yol
dağıt saçlarını denize karaya
istersen buluta yıldıza
dağıt işte nerede unutulduysak oraya
ne çok ortağımız var
yeni doğacak güne gebe

kapına gelen karşılıksız
amansız tarifsiz katışıksız
dağıt dağıt
basıp geçme içinden geçenlere

yanıltmasın seni
avucuma birikmiş tanrılardan akan kan
kıpırtısı en az kendim kadar yabancı
ardımda bıraktığım bulutsu
yeniden doğurur mu
o katledilmiş masalsı kapıyı
başını kaldırsan da bakamazsın
en fazla sol bileğinde hafif bir sızı
görmüyorsun
görmüyorsun
durağanlığın içindeki yolculuğu
öyle ya sen güçsün
o halde otur karanlık taburene