Mayıs, 2010 Kategorisi için Belgelik

0

yanık sahne

Kendi acısını es geçiyor rüzgâr. Çocuk kollayan
şifa otları faltaşı. Çeşme meydanının sübyan
hayaletleri misket peşinde. Şaşkınlık
oyununu kanıksayan yaşlı ölüler.

Susuluyor hepsi. İnsan sesi biriktiren aşk
şarkıları uzak. Küçük ayakların izini
saklayan patika. Ünleyiş umuyor. Yok.

Kül giysili dağ evleri. İs karasına bakan pencereler.
Acıyan yerinden ses arıyor vadi. Yamaçlarına kapanmış
zirve. Yanık orman. Kavruk dere.
Hayvansız otlak. Çoban kendini çalarken
tutuşmuş. Kavalın sol anahtarı ıslak.

Devamı »

0

Cathay ile Konuşma

çocukluğumu aramamı sağlayan gönülsüz fotoğraflara, bilmeden buna neden olanlara, beynimde dolaşan yılana, o büyük duvara, kirpiklerime sevgiyle dokunan herkese ve her şeye, en son gördüğüm düş/es/e, çevirmenin nefis dostluğuna…

*** 
Ormanın kenarına geldim, ağaçlardan göremedim onu. Islak yaprakların üstüne oturup düşündüm, beni hangi hayvanın doğurduğunu. Bilmek istemiyorum benden önce neler oldu, ben yaşarken neler oldu ve neler olacak benden sonra. Görebildiklerimle bile tutuştum, bir de Cathay’ı emdim. Ey okuyucu! Dilersen çıkart at bütün italikleri. Gene de sağlam durmalı ve selamlamalısın kalanı. Yakın olandan başlayacağım anlatmaya, tufandan ve uçurumdan. Uzak olanı anımsamaya çalışacağım, aşkı, hayatı ve düzenli kırları. Tersini yapamazdım. Korkmadığımı söyleyemem.
 
Ey okuyucu! Hakikatse istediğin
Tersinden ısır bir de bu kanlı Narı.
 
*** 
 
kucaklayın beni Yağmur, yağmur gibi acılar.
bağışlayın beni Giden acılar, dönen, dönen acılar.
0

Aşk’a Akrostiş

Senin için…

Fısıldayan düşlerine sızdım yalınayak ansızın
Usulca öptüm umudunun puslu coğrafyasını
Lâl bir bulut geçiyordu kalbinin önünden
Yaslanıp kalbime yağmak için sabırsız
Ağzımda hâlâ terinin sesli harfleri

Ellerin bir papatya istilası her hecesinde tenimin
Masallar boyu sevdim gözlerine sinen ince hüznü
Ellerime bulaşan yağmur kokusu çünkü yüzün
Kalbim ise bir kâğıt gemi ortasında aşk denizinin

0

Ten Yazın

 

eski bir mektup ağzım çoktandır okunmadık
susuzluk kuşları sekiyor tenimden
geceye sustuğum kimsesizliğim
çöl uykusu kalbimin kılavuzu avuçlarımda

: temize çek artık ten yazını gövdemdeki
 

 

0

SEVİŞİR ÖLÜRLER PAZARLARI

´´eni boyu yok zifiri bir icrâ yürüyor ve biz
hep
vurulmaktan geliyoruz çok iyi.´´
 

 

anlam´ın yoksandığı bu sonsuz duygusuzlukta
korkunç yitimi dirimin ve çürümüşlük
dönüştüren hücreleri kızıl bir dehşetten canavarlığa

şimdi;´´insan yaşadığı yere benzer´´ Edip biraz
yalancı bir özgürlüğün, avuntular çağıran şarkısıdır mavi

çokluğa açılmış pencerelerinde o Ay´sız kızların.
(ve gece; köpek yüzleriyle, aşka abandıkları
bir yerdir sadece: Sevişir Ölürler Pazarları!)

Devamı »

0

esami

esamisi okunmaz annemdi kadın
kadındı ve annemdi hepsi bu
adını bilmezdi babam biz ‘hişt anne!’
durgun suya kahır tortulayan nilüfer
çırpınışlarıydı esamisi

alın çizgileri faili çok aşina
yitik zamana devrilmiş alaca yüzü
gözleri yerine oturmamış anlamdı
avucuna ter çeyizleyen isli kandil
sandıklarıydı esamisi

Devamı »

0

mugayir

bilincimin konukları aç gözlü ve soğuk:
dokulara sızan itirafçı uğultular

küçük bir kuyuda…
yan yana, iç içe; imler
parlıyor, yamalı koridorlar boyunca
eşit tarafsız saydam hükümler
içerikler, şeyler…

boyunca verimli dolanıyor
beyazlı bir nöbetçi

Devamı »

0

YA’SAK

limandı denizi kurutmuştu tanrı
dağlar akardı gözlerinden ovaya
kırmızıya çalardı annemin kederi:bumerang

bir türlü çıkmazdı kabuğundan yaz
güzün koynuna girer gibi
zoraki bir tebessüm yüzünde kentin
kirpiklerinde salınıyor adım
lanetin yokuşunda

Devamı »

0

narinçe

ben bu gölün anlatıcısıyım
bir de benden dinle suyun ağlama noktasını
hızla geçtim iki ölüm arasından
akşamdı
bilsen ne de güzel ağlıyordu arafın kadınları
dizlerinde mayasıl tutmuş çocuklar
ziftin pekiyle beslenen sabırsız
ve biz kamburduk narinçe
aşıktık

yanlış sureler fısıldıyordu birileri
birileri çevirse diye bekliyorduk saf dilimize

Devamı »