Çöl – Nem

uçlarına tırmanıp baktığında işittin mi
çıtırdayan kızıl ufkum sessiz çöl

gözlerini kısıp baktığında
dönüyor mu uzaklığın kuşları
bir kırbaç sesinin izine sıralanmış
sonsuzluğa savrulan

sanki ilk
kalemin ucunun bir kalbi delmesi
fazladan bir damla mürekkep imkân
inişi tersine dönüşü ağacın
ne garip kendi ölüsünün
yanından geçmesi

hayaldi geçti ikindi vakti ıslanıp da
kurumuş gibi avlusu gözlerinin

hayaldi geçti sadece sesi kaldı şimdi
ellerinden düşen elmanın yanık tahtalarda

İstanbul, Haziran 2010