Bu Küçücük

– bu küçücük sokuluşlu tabutu ne
yapacaksın
ara ara uyanmaklarında bulduğun?

– bilmem, gök onda solur
yer onda inip çıkar bazen…

hani vardır
maden iğrisi gözleri önünde doğa’nın
ışığı ellemek birden, yüzünü soyup
çıkarıvermek sesinden:

(Çökük
Köprü… öyle yavaş ki!)

götürüp evini elyazması bir yolculuk üstüne
bir iki hece bağı üstüne
kurarsın yeniden
gövdeni aşılamak için ona
sesini beklersin kapılarda
işleyerek bir dağ yankısı gibi ona

seyreltisi, denizlerle
denizlerin arasıdır ve gelir
en küçücük sokuluşlu bir tabuttan ayakları.