SIFIR İNÇ

halmiş avunt saraylarına sultan olmak unut çocukların
bir atlas ikindisi doğrulduğu çöl kadar ona sularca çöl
(oysa çoğul bir kadını yas tuttuk biz alnımızda üç gece)

şimdi yosmalar ve itler nehri cennet-i cehennemin
içini ağlıyor bir sesin içini ağlayan bir sesle ve
açılıyor mekanik dalgasını kuruntu çalarsaatin:

(gövdemin ikizi bir ayna yapış yapış şuram oramda
duyguyu atıyorum ucuz bir yosma gelin duyguyu
kandan ve anıştan kurşun zaman zakkum boyları)

anısı gibidir şeylerin şeyleri çoğalınca renkler
geçecek şehri kuşların da bildiği anam babam
biliyorum siz güçlü duvarlarsınız işte bu evler
allahınıza kadar aldatıcı üstelik bu iş hanları

gidiyorum şehirler yoksun başım ağır trenler olmuştur
gidiyorum umulmuş ve söz gibi duyulmuştur
gidiyorum

─onulmaz kötü şeylerde adlar.

Ağustos 2010