öğretmen masalı

uçurum

tek anıya sayısız ân istiflemiş öğretmen
kendine yettiremiyor zamanı, tırpanlı paylaşım
hiçbir sokak onu tanımıyor
ağlamadıkça inanmıyor bulut
onu anlatmayan bir gök var
yaban ördekleriyle dolu
yıllar yollardan daha yüklü levhadan yana
düz ovadan ters uçuruma dağ derinliği
hiçbir şey yazılamıyor sevdanın cezasına
korkulardan başka

öğretmenin gözünde ev sahibi çığlık
bir de ters gelen ne varsa aşka…

buluşma

özlemini usulca demliyor yangınında
saçtan tırnağa kül kesilen dervişler adına
son gelincik ilk yamaca tutunmuş
güzellik yola gömmüş gözlerini
ağlamak için görmek için dokunmak için
biliyordu öğretmen bu dört göz ateş yolda
her cehennem tek yıldıza sığmak için
buzdağı sevdalı güneş, kırılan renk
bir çıkında inadına öğrenci kaldı
kumru birikti yine, sevinç acemice giydirildi

münzevi gelincik yamaca bıraktı nakışını
buluşma vakti sadece suya bildirildi…

yenilgi

sevgi dışında her şey davetliydi
hayat toplantısına – makyajlar tazelendi
öğretmenin umar arayan sesi
yine ve yeniden sus’lar kölesi
ya sözcükleri –ah, o bayrakları!
eski sözlüklerde yeni başkaldırılar
hangi mevsim bekliyordu şimdi
yazılma sırasını ?
sıra mı kalmış karmaşa seferlerinden
yerleşik düzenin mührü: ‘veni vidi vici’

gelseler görseler yenseler ne değişecek
hüzzam odalarda hâlâ deneyimli yenilgi!