ORDA

 

bakıyoruz: odakta tenha büyüsü genleşen gözler var; uyuyalım
arada bir çiçek, anason çatlağı Afrika… kafamızda durunca
arada bir yazık, unutulmuş gerçekliği oh! Büyük Ölüm’ün
hani coğrafya günleriydi, bir zarf tarihini açılırken durumların
taşıdığımız pazarların… çözülsün diye ipler, gözler alanında
biz ki dengiydik çünkü hep bir ayracın; besbelli özel adların da

hani coğrafya günleriydi. bir zarf, tarihini açılırken durumların
bir dağın da ardı sıra -sırtıkara- bir göğün uzantısı yalnızlık
bir ses de anlaşıldık; varınca erinç delisi uzaktan. erkek-kadın
soyunmadan evvel gözlerini ve tarihini aşkın: sinsi ekranlara─
bakınca, uğursuz bakışlı kadınlardı çok şaşılır mı şaşılmaz
başları garip dumanlı adamların da başımızı tutması

ki Alsancak’ta, Taksim’de ve bütün caddelerinde kentlerin
mazgallar büyür; pis kokulu yaşam sözcükleri…
─başlar borsası ölümlerin.

 

***

mağazalar giyinmiş kent süsten köpeğimize
imdi, bütün zarflarda kemik kompozisyonu insan!