Sonrasız

Durdum.

Gece terliyordu avuçlarımda.
Gövdesi sus işlemeli  yalnızlığın sırtına tırmanıyordu,
gözlerine deniz kaçmış bir çocuk.
Kedi gölgesi geçiyordu saçlarından.
Yüzüne kangren olmuş gürültüler çiziyordu,
ağzının çukuruna gömülürken düşlerinin cesedi.

Yürüdüm.

Tırnağım etinden kopuk.
Sızlıyordu sokağın adı, ah kalabalığın kanserli ağrısı!
Şehirden arta kalan karanlık kesiği, kadının biri.
Döküyordu kendini aynaların sırrından.

Oturdum.

Sesimin ezbersiz kırığı dinleniyordu, orada.
Teni ağarıyordu, zamanın olmadığı sevişmelerde.
Yangın sonrası közdü dişlediği,
yeniden tutuşmak için ölüme.

Bir’im’din sen,
yokluktan sonrasızlığa

dedi, yağmurları tutsak bir adam.

Duydum.

Sobelendi,
bulutun yarası.