Hiç

zaman babasını arayan bir hiçtir
sisli bir nehir gecesinde
ah hiçtir
ateşle suyun dansı
ne çok kül öyküsü içinde

gidip geliyor karanlıkta
ala boyalı su ayaklı kalabalıklar
çaresiz beyazların eril gülleri
topraktan çekiyorlar kalanını
dikende kan damlası yok nicedir
çözümsüzlük matematiğinin

şimdi orada
bir başka ben’e acılar besliyor rüzgâr
yaslayıp sırtını yok bir güne
soluklarını sayıyor avıyla arasına girebileceklerin

sesine takılı bir renkle kendini içime sığdırdı duvar
gölgesi yükseliyor içe yıkılan kulenin