Yangı

Bütün atlar yanıyordu, koşunun derinliğinde
yüzündeki uçurumla yarıştığını anlayan
bütün atlar.

Bir müzikmiş senin yüzün,
su, kınmış inceliğine.

Burada bıraktın beni. Kırlarda toplatışını
enginlerde ilerletişini göğüslüyordum.
Her şey yalın ayaktı, her şeyin geçmeyen denizine
bakakalmaktan kalın bir dip titremesiyle içimde.

Bıraktın.

Ruhuma bastırılarak susturulan namluların
saydığı uzaklıkları gövdemde yetiştiren bahçıvan,
burulmuş hayalar gibi dört bir yanımda kitaplar.

Burada.

Senin öpülürken sonsuz oluşun
önlüyordur dünyanın infilakını.