Doku-

ellerin karanlık bir su
hem var hem yok dili akşamın
uzak bir deniz çam kokusu
ürperten eski yalnızlıklar
çağdaş piknikler gam pürlerinden

vazgeçmek gibi bir konuşmadan ellerin
şarkılara bulaşıyor tortusu
uzak hem yakın sonsuza uzanır sonrasızlık
bakışsız yeni bir dille arasında

ellerinin önü bahçe arkası yas uçurumları
uykumun gölgesi üstünde beyaz aşkların
tehlikeli bir düşün yelkenlisi
gibi eldivenleri rüzgara karşı

bir cam ustasının elleri ellerin
nasırlı ayasında elmas savaşları
yar kaşları mezar taşları
çağırmıyor kucağına hiçbir liman
içinden şeker topluyor arkadaşları

artık sular bakıyor uzun ve eski
değirmende çalışıyor zaman
hep aynı ölüyü yıkıyor sonra
sayıyor parmaklarını ellerimi-
n