OLMAK YAĞMURDA

parmaklarımı takıyorum yağmura
dönüyor plak

yerdeki toztop beynin güngeçiği yanıklarında
söylev veren serinlemek duygusu yine
başlatmak diliyor başı sonu eşape
ille kızlı ışıkların ormanında tutuşup
kalayım koşusunu

biliyorlar dokunmayı denediğimde tekrar
yumuşaklığın son içindeki sarışın bulut
giderir parmaklarımdan eti bir bakarım ki ellerim
saydam bir iskeletin yok yere sallanıp duran
ince, taştan gözyaşı salkımıymış bu sefer de

çünkü adak kanı uykulardır daha doğmadan yakılan
eklemlerine kalıtı yıkım çocukların
aç köklerde kurtlanmış karanlığın
çürüklerinde dinlenen başdönmesince
gözümün akı çekilir her tün saçlarımın beyazına
ve orada terim boyunca uzanan masmavi cesedin
sinirlerine inilmiş kuyuda kalan ağrıdan kızlar
türkülü oyuncak kalpler yontup fırlatmada hâlâ
tüneline damlaların

yağmur ancak kendini kandıracak kadar bir olmak’a sahip