eski zaman sesleri

çömleği suladım şarapla yıkadım amforayı
toprakla yundum kalbimi ağaçlarla ormanı
rüzigârladım soluğumla kişneyen atlarımı
çayırların çiyini sabah güneşinin ışığıyla
ısındım ışıttım ıslığımla ılgıt ılgıt akşamı
akşamı akşama geceyi geceye uladım
sessizlikle dilimledim dilimi gönlümle
şölenledim sözlüğüme sözcükler denizini
burada ülkemin çığlığına sarıldım ağladım
sızımla kaldım yalağuz sancıdı gözelliğim

çamçakladım kımızla şiirimi kopuzladım
türkü olup çağlayanda ırmaklar boyunca
aktım söyledim aktım söyledim bozkırda
otağlar içre süledim de koşumladım ordumu
birliktim tebeşir dairemde dirliklendim
göğün katlarından atmosferler devşirdim
de geldim evdeşim yurdumla aydınlandım
dağıldığım gözeden yollara ayrılıp ayrılıp
temürden ateşlerle ocaklandım kunt kunt
biligledim bilgiyi eyledim de bilgeliğim

çayır çimen gezinledim gökbörü kurtladım
da uluşladım ulusu ulusu olsundu boranda
tipide fırtınada gürlediğim şimşeklerle
yıldırımlar emzirdiğim elmaslarla çizdiğim
kayalara taşlara tamgaladığım uzaklıklar
dağlar ergeneler derinlikler kanyonlar geçtiğim
kartallar göğercinler turnalar geyik kervanları
ruhun uçuştuğu kamanla kucaklaşıp koklaşıp
yuğ yuğ yuğlanub ağıtlar zamanından burada
oldukta çok oldukta kop oldukta hepimiz

çömleği suladım şarapla yıkadım amforayı kımızla.–