Kuzey Işıkları

Çeviri: Hasan Ağan Karaduman

I.
Burasıdır yılanın yaşadığı yer, bedensiz.
Havadır başı. Ardı sıra gecede
Gözleri açık ve üstümüzde her gökyüzünde.
.
Bu başka bir kıpırdanışı mı yoksa yumurtanın,
Bu başka bir imge mi mağaranın sonundaki,
Başka bir bedensizlik mi bedenin kavlamasındaki?
.
Burasıdır yılanın yaşağıdığı yer. Burası yuvası,
Bu düzlükler, bu tepeler, bu soluk mesafeler,
Bu çamlar denizin ötesinde, sırasında ve kıyısında.
.
Bu, biçimidir biçimsizlik sonrası yutkunmanın
Deridir keşkeli kayboluşlara kamaşan
Kamaşıyor şimdi yılanın bedeni derisiz.
.
Burasıdır belirginleşen irtifayla dibi
Bu ışıklar ulaşsın sonunda bir kutup noktasına
Gece yarısının gecesinde ve bulsun yılanı orada
Başka bir yuvada, ustasını içinden çıkılmazlığın
Bedenin, havanın, biçimlerin ve imgelerin,
Mutluluğun sahiplenişiyle merhametsizce.
.
Budur zehri:  inanmamazlığımız
Buna bile. Eğrelti otları içinde derin düşüncelere dalışı,
Yavaşça kıvrıldığında güneşi onaylamaya,
Bizi de onayladı. Gördük başında,
Siyah küçük taşlarla bezeli kayada, lekeli hayvanı
Kıpırdayan otu, kızılderiliyi kendi düzlüğünde.
.
II.
Elveda bir fikre…Bir kulübe,
Terk edilmiş, sahilde. Beyaz
Ya görenekten ya bir gelenekten ya da sonucunda
Sonsuz bir akışın. Duvarın dibindeki çiçekler
Beyaz, solmuşlar biraz, bir tür işaret
Anıştıran, anıştırmaya çalışan beyazını
Farklı ve başka bir şeyin, geçen yılın ya da öncesinin,
Beyazını değil geçkin bir öğleden sonrasının
Daha taze ya da daha soluk, kış bulutlarından
ya da kış gökyüzünden bir ufuktan başka ufuğa.
Rüzgâr savuruyor kumları yerdeki.
.
Görünür olmak beyaz olmaktır burada
Beyazın berkliği olmaktır, gerçekleşmesidir
Uçta giden birinin bir denemesinin…
Mevsim dönüyor. Sert bir rüzgâr sahili buza kesiyor.
Hatları daha bir uzun ve boş
Bir karanlık toplanıyor çökmese de
Beyazlık canlılığını soluyor duvarda.
Yürüyen adam dönüşüyor beyaz bir boşluğa kumda.
Gözlüyor kuzeyin nasıl hep yaydığını değişimi,
Solgun parıltısıyla, kırmızı-mavi savruluşuyla,
ve sağanağını büyük tutuşmaların, kutupsal yeşili,
rengini buzun, ateşin ve tenhalığın.
.
III.
Elveda bir fikre…Annenin yüzü,
Amacı bu şiirin, doluyor odaya.
Birlikteler, burada ve sıcacık
Yaklaşan rüyaların kestirilemezliğiyle,
Akşamdır. Ev akşamdır, yarı dağılmış
Yalnızca hiç sahiplenemedikleri yarısıyla kalan,
Donuk yıldızlı. Sahiplendikleri annedir
Saydamlaştıran andaki esenliklerini.
Daha da inceltir ince olanı
Ancak o da dağılmış, yok edilmiş
Yayıyor saydamlığını. Ama yaşlanmaktadır.
Bir takıdır kolye, öpücük değil.
Yumuşacık eller bir devinimidir, bir dokunuş değil.
Ev parçalayacak ve kitaplar yakacak.
Huzur içindeler zihnin sığınağında
Ve zihinden, onlardan ve zamandan ev
Birlikte, hep birlikte. Kuzey gecesi
Buza kesecektir yaklaştıkça onlara
Ve anneye uykuya daldıkça
Ve iyi geceler, iyi geceler dedikçe birbirlerine. Yukarıdaki
Pencereler aydınlandı, odalar değil.
Bir rüzgâr, esintili yüceliğini yayıyor etrafa
Ve çalıyor kapıyı tüfek dipçiği gibi.
Rüzgâr emirler yağdıracak yenik düşmez sesiyle onlara.
.
IV.
Elveda bir fikre….Feshetmeler,
Yadsımalar asla nihai değil. Baba oturuyor uzamda …
.

(THE AURORAS OF AUTUMN’dan)