dedi ki ya da dada ki Devamı »
merdiven
ey su üstünde sanki
taşa yürürbasar insan
bir kedikara tırmansın için
son basamağa çıkmaya
ve
kendine bakmaya korkarsın
inatçısın madem
bari gözlerin sürmeli olsun
Tutulma
baştan aşağı deniz kokan bir adamla tutuldum sevmelere
tek bir gecenin içinde aşk oluncaya dek konuştum kendisiyle
içtiğim tek şekerli bir çay keyfinde
bindiğim bir vapurun efkarla üflediği nefeste
geceye dökülen şarabın şehvetinde
kan ter içinde uyanan bedenimde
baştan aşağı deniz kokan bir adamla tutuldum sevmelere Devamı »
bağladı beni mavi bir iple galata da ölüm inerken sesime
dalga dalga gelen yalnızlığımda bile
aynadaki sırrım ile
gözlerimin ferinde
kanımdaki kırmızı büyüde
Ölü Kanatlar
pas tadının altında Devamı »
kanın ve yosunun
kırmızı yeşil karışımı yazılır
derinin üstüne
his yitirir kimliğini
mekanik bir sese bozar
ani bir titreme konar
omurgasına gecenin
terk ediş başlar sabahı
kulak çınlaması
çığlıksız susar
Hafif Bir Esinti Gibi
Çeviren:
Hasan Ağan Karaduman
Çırılçıplak duruyor karşında öylece
seyredebilirsin onu, tadabilirsin de
ama o sana gelir
hafif bir esinti gibi
içebilirsin onu, alabilirsin de şefkatle kollarına
nasıl tapındığın da önemsiz
dizlerinin üstüne çöktüğün sürece.
Böylece diz çöktüm orada, deltada
alfada ve omegada
nehirlerin ve denizlerin beşiğinde
göklerden gelen bir kutsama gibi
bir anlığına
iyileştim ve kalbim huzur içinde.
Çağırmak
Devamı »
Kestirme
Devamı »
MOROKYANUS
kül ve dans; trans, bir ölüler açıklanışı zaman
düşer yüz kitaplarla şairîn gecesinde tanrının
oğullar kızlar tahliye departmanları dünyanın
. . .
paşa kart kadınların da oh tutup okşayacak zar aranıp geldiği
rakılar sürahiler ve türlü üleş masalarında felekten bir geceleri
külhanbeyidir bir baba açılır saraylarında tek düşn-ü paranteze
(–olacak teşvikini mütevellit pekiyi ödüllendirmemiz oğul şaire!)
Devamı »
Kış Olgunu
Devamı »
nefsi müdafaa
yek
kartviziti
vizitesi üç paralık sahiciliğine
karalaçonun sırıtışı zımbalı cigarasından iliklediğidir
taze ekmektir alınteri Gezi Parkı'nda
harbi diyorum Piçkarası Neco hayran onun çarka çıkışına
kom'serim allah seni inandırsın göğü öğüten o değildir
suçsuzdur masum değilse bile
dü Devamı »
yemin billah emeği nakış masalı abi
kendini uyuyan saten nevresim kuşanmış ekmek teknesinde
kenar işi el dil delik ve göz nurudur
memnun kalmış müşterilerin umumi hela duvarında domalttıkları cebi
ki çıplak kaldırım giyiniği Harbiye'de yaptı askerliği
pencere güzeli yağmurunda öküze adama puta güneşe kitaba tapan gördü
velhasıl iğne batığı mıydı neydi siktirnamesi
anam avradım olsun tavana serili seccadesi kom'serim
KAHKAHADA SAKLI HIÇKIRIK: SÜRGÜN
Can dostum Erol’a…
Sürgün, doğduğun, ana dilinde ağlayarak büyüdüğün, denizinin dalgasını gözlerinde, yeşilinin canlılığını damarlarında, dağlarının çetinliğini kişiliğinde taşıdığın yerden, yüreğini yumuşatan sevdiklerinin kokusundan sırf ceza olsun diye, zorla sökülüp atılmaktır. Seni sen yapan, bütünleyen her şeyden kopartılmaktır.
Olduğun şeyin dışında, olmadığın şeyin içinde olmaktır.
Sürgün onulmaz bir tamamlanmamışlık duygusudur.
Ruhuna bir türlü söz geçirememektir. Bulduğu en ufak bir fırsatı bile değerlendiren ruhunun bedeninden sıyrılıp kopartıldığın yerlere gitmesidir.
Sürgün hiçbir şekilde avutulamayan ve inceden inceye insanın bütün hücrelerine sızan bir acıdır.
başkaları
I.
sadece senin kapın açıktı alnımdan incecik sızıyla aktığında kan
zamanı kara yastık yaparak koşuyordun
sadece senin kapın açıktı
sadece sen açtın kapını Devamı »
kanıma tanıklık yapsın diye duvarların
duvara vuran çağcıl gölgeler döğüşüyordu
elinde kara bir bezi ıslatıyordun tansıkla
ıslatıp duvara vuruyordun
gülümsedin:
gölgeler kanar mı hiç
EKSİK SABAHLAR ANTOLOJİSİ
Bu sabah da ağladın aynanın karşısında
Gözlerinin şişliği gitsin diye suyu bol vurdun yüzüne
Havluyla her kurulamanın ardından yeni bir dalgaya engel olamadı kirpiklerin
Bu sabah da dün sabah olduğu gibi ağlayarak kapattın banyonun kapısını. Dönüp sana baktım, yorgun güzelliğine. Saçma ‘günaydın’ tonunu duymadım. Başımı öne eğdiğim an suçlu sayılmam. Her sabah, bu sabahki gibi olmak zorunda mı?
Aynı evin içinde bile bir yerlere yetişme telaşındasın. Tek düşüncen uzaklaşmak benden. Elimden geleni yapmama rağmen bana alışamadın. Ne annen gibi içimden çıkarabildim seni ne de oğlun gibi ruhlar aleminde sürdürebildim yaşamını. Gece “Işıkları kapatma” dediğimde “Oğlum” dedin; alnım göğsünde ilk sevişme gibi beyazken annenden nefret ettin. Eksiktin, yeteneksizdin, kusurdun.
Devamı »
ORSA
´´mut yok mus!
tâhlil-i sükûnda ıskartayızdır
bir orta bacağımızsa hep konuk ve kopuk
ve çokluk, reng-i müsemmâ:
birkaç iyi solo yalanlar
oysa, bu iyi yalanlar!´´
rubya;
burda kimse uzun bir şarkı değil
çok yanlış şeyler de olabilir illâ ki
sevebiliriz de az şeyleri
Bu Küçücük
– bu küçücük sokuluşlu tabutu ne
yapacaksın
ara ara uyanmaklarında bulduğun?
– bilmem, gök onda solur
yer onda inip çıkar bazen…
hani vardır Devamı »
maden iğrisi gözleri önünde doğa’nın
ışığı ellemek birden, yüzünü soyup
çıkarıvermek sesinden:
250 metrekareye düşenler
1
kayalıklarda gülümsedim güneşe
yatağıma aldım
kan ter içinde kaldı havam
2
alevlenen aşkın çemberinde
kıvrıldım denize doğru
ıslık tuttum kuşlara
3 Devamı »
göründün
ve kayboldun
içinden su içtiğim cennetim


