Yazar: Aziz Kemâl Hızıroğlu

Aziz Kemâl Hızıroğlu

Aziz Kemâl Hızıroğlu Yazılar

0

yanık sahne

Kendi acısını es geçiyor rüzgâr. Çocuk kollayan
şifa otları faltaşı. Çeşme meydanının sübyan
hayaletleri misket peşinde. Şaşkınlık
oyununu kanıksayan yaşlı ölüler.

Susuluyor hepsi. İnsan sesi biriktiren aşk
şarkıları uzak. Küçük ayakların izini
saklayan patika. Ünleyiş umuyor. Yok.

Kül giysili dağ evleri. İs karasına bakan pencereler.
Acıyan yerinden ses arıyor vadi. Yamaçlarına kapanmış
zirve. Yanık orman. Kavruk dere.
Hayvansız otlak. Çoban kendini çalarken
tutuşmuş. Kavalın sol anahtarı ıslak.

Devamı »

0

esami

esamisi okunmaz annemdi kadın
kadındı ve annemdi hepsi bu
adını bilmezdi babam biz ‘hişt anne!’
durgun suya kahır tortulayan nilüfer
çırpınışlarıydı esamisi

alın çizgileri faili çok aşina
yitik zamana devrilmiş alaca yüzü
gözleri yerine oturmamış anlamdı
avucuna ter çeyizleyen isli kandil
sandıklarıydı esamisi

Devamı »

0

bir ömür şarkısı

ana sabrı
kuyuda kaldı
çıkarıldığımda

uçurtma düşlerim
çocukluğumdan beri
bekler bilirim

sevgiyi biçimlemeye
kimlere uzansam
yoktular

Devamı »

0

ortak kın

I
çizgiye ve boşluğa renk ararken
gride kalmayı seçen zaman mı yılgın
zamana sorular sorabilen mi?

uzam kiracı sevmez diyerek
kırıla kırıla uzaklaşan mı kalıcı
nahif dokunuşlar bırakabilen mi?

her eşikte farklı bir yalnızlık varken
nefretini aynada donduran mı kalabalık
başkasının içinden geçebilen mi?

Devamı »

0

nida!

-karaya çakılmış bir aydın balığından- 

ey hayat
geç kalmadan kov beni

güllere uzaklık besledim güneşi yerdim
tufanlar hazırladım elimin ayasına hırs için
kale burcunda akreptim ortadoğuda aydın
erk kıskacıyla asıldım külveren coğrafyaya
yangına bakarken buzdağıydım sonrası lâl
masada bilge kesildim meydanda cüruf

Devamı »

0

tür bilinci mönüsü

-yahudilere, filistinlilere, ingilizlere, erkperestlere, vb…-

biri seveceği kadar yaşamadı hiç
anladıkça öldürüldü
öteki sevgi penceresi açmak yerine
yoketmekle örüldü

biri sevmeyi istemedi hiç
nefret kapısında öldü
diğeri nefrete vakit bulamadı
sadece öldürdü

Devamı »

0

Sızıltı

karanlık
içimize bakıyor
gereksiz uzadı hamaset
birbirini kırarak
sönüyor ışık

akıl
sırtını dönüyor
yanlış esnedi evren
düşleri körleyerek
bileniyor zaman

Devamı »

0

zaman hikâyeleri

yokediş sarmalının derinliklerinde
uzakla beslenen dokunuş simleri
kalesiz burçlarda tsunamiler
iç güdük geçmiş hikâyeleri

yorgun denizlerin sığlıklarında
darmadağın antlaşma defineleri
labirenti dikine çevirmiş gök adalar
kül içre gelecek hikâyeleri

Devamı »

0

lirik vadi

hayat bir bağevi küsüp gitme dost
konakla salkım büyüt

aynalarda devinen zamanı örtme
arada bir sil
komşularına terazili söz ver
susku çiçeklerini konuştur
geceye saçını yıkat
sabaha ses yakıştır

Devamı »

1

sapsız bıçak

geldim sana ve kaldım bir şölen gibi
toprağına yayılan çiçeği seçtim dilimden doğma
selama durmuş tepelerde nahif istanbul şehri

geldim sana ve kaldım bir çocuk gibi
seni seviyorum demeyi seçtim çığlıktan doğma
sözcüklere sıkışmış sessiz bir düşbaz pimi

geldim sana ve kaldım bir yarın gibi
umuda susamayı seçtim telveden doğma
üç vakte beş fal sığdırmış camdan mangal külleri

Devamı »

Toplam 2 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12