Yazar: Aziz Kemâl Hızıroğlu

Aziz Kemâl Hızıroğlu

Aziz Kemâl Hızıroğlu Yazılar

0

yürüyorum yangınlara

yürüyorum yüzünüzde sürtünen aşkın ardından
siz sonunda benden geriye, az kaldı
ne ölümler geçtim ne cinnetler
vazgeçmiş yıldızlar doldurdum ceplerime
boşaldı gökyüzü, kırık yalanlar geçti yerine

yürüyorum kirlenen söz silicisinin ardından
siz sonunda silgi çantası, az kaldı
ne intiharlar geçtim ne oluksuz bıçaklar
vazgeçmiş dostlar doldurdum müzelere
boşaldı dünya, yanlış kıpırtılar geçti yerine

Devamı »

0

remilci günlüğü

birinci gün
aşkı koyuyorum tuzlu suya
ağlarken kum döküyor

ikinci gün
şaşkın bir anne bırakıyorum
sabır öfkeye bilenme öğretiyor

üçüncü gün
anılar istifliyorum sıralı sırasız
yara yarayı kanatıyor

Devamı »

0

uyumsuz ve sokak kedisi

koş deseler duruyorum
dur komutunda ayaklarım kaçıyor
bana uyumsuz diyenler
konuştukça kendini yineliyor

akşamdan sabaha günaydın besliyorum
başka mülkün yok mu diyorlar
nerede onları yüceltsem
orada boyun eğdiriyorlar

Devamı »

0

içeride tutmak dışarıda kalmaktır

bıçak yarası gibi sancıyan
kanamalı iki güzel yalan
içimi kuşatmış, çıkaramıyorum
ihanet denemelerinde zirve ustalık
sadakat gevezeliklerinde boğuluyorum

aklı suçladıkça, yüreğe kaçtıkça
anlamdan uzaklaşan söz, şarkıma yaklaşıyor
söylerken gözlerim seri katil
susunca melek oluyorum

Devamı »

0

yarım yazılara prelüt

eşiklerden dön rüzgâr
ormanında dulda bul
avcını kaçırma av
kendini unuttur şafak
gelmemek için diren
defneyi geceye giydir

yolu bekleme yolcu
duraklardan geç git varış
düşünce günlerini yık

Devamı »

0

suyla boşluk arası

- sakar’lığı saygın bir kum çocuğa -

kimbilir ne zordur kum yalnızlığıyla doğmak
koca çölün ortasında sessiz bir çığlık olmak
kimsesiz kaktüslerin türkülerine bulanmadan
kök salma arzulu nilüferlerden uzak
öykülere girmeden denizdekine dokunmadan
umarım zordur düşlere teyelli kalmak

bir türlü geçmek ve değişmek bilmeyen
dost sokuluşlu şeytan-zaman soloları
alabildiğine can sıkıntısı kafilelerle hüzün
çatılmış süngülü sevdalar ve kan içinde gölge
sonrası karınca sürüleri ve fosilleşmiş balık
unutturulan uzaklığı hangi yakınına çekeceksin
yoo hayır  bana sorma
henüz doğmadım çocuk

Devamı »

0

öğretmen masalı

uçurum

tek anıya sayısız ân istiflemiş öğretmen
kendine yettiremiyor zamanı, tırpanlı paylaşım
hiçbir sokak onu tanımıyor
ağlamadıkça inanmıyor bulut
onu anlatmayan bir gök var
yaban ördekleriyle dolu
yıllar yollardan daha yüklü levhadan yana
düz ovadan ters uçuruma dağ derinliği
hiçbir şey yazılamıyor sevdanın cezasına
korkulardan başka

öğretmenin gözünde ev sahibi çığlık
bir de ters gelen ne varsa aşka…

Devamı »

0

yüzüm: alnımın altyazısı

yüzüm: acının göçmen resmidir
renklerde yer değiştiren ayrılık
ne ev sahipleri kal der, ne o kalır
düşen şehirlerin saklı albümlerinden
göz ucuyla çıkarılır

yüzüm: karakalem cemredir çocuklukta
gençlikte halklar için yaralı
eskizler geçididir aşklarda
yaşlandıkça eşekarılı, uzun dilli

Devamı »

0

yanık sahne

Kendi acısını es geçiyor rüzgâr. Çocuk kollayan
şifa otları faltaşı. Çeşme meydanının sübyan
hayaletleri misket peşinde. Şaşkınlık
oyununu kanıksayan yaşlı ölüler.

Susuluyor hepsi. İnsan sesi biriktiren aşk
şarkıları uzak. Küçük ayakların izini
saklayan patika. Ünleyiş umuyor. Yok.

Kül giysili dağ evleri. İs karasına bakan pencereler.
Acıyan yerinden ses arıyor vadi. Yamaçlarına kapanmış
zirve. Yanık orman. Kavruk dere.
Hayvansız otlak. Çoban kendini çalarken
tutuşmuş. Kavalın sol anahtarı ıslak.

Devamı »

0

esami

esamisi okunmaz annemdi kadın
kadındı ve annemdi hepsi bu
adını bilmezdi babam biz ‘hişt anne!’
durgun suya kahır tortulayan nilüfer
çırpınışlarıydı esamisi

alın çizgileri faili çok aşina
yitik zamana devrilmiş alaca yüzü
gözleri yerine oturmamış anlamdı
avucuna ter çeyizleyen isli kandil
sandıklarıydı esamisi

Devamı »

Toplam 2 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12