Yazar: İbrahim Azar

İbrahim Azar Yazılar

0

MOROKYANUS

 

kül ve dans; trans, bir ölüler açıklanışı zaman

düşer yüz kitaplarla şairîn gecesinde tanrının

oğullar kızlar tahliye departmanları dünyanın

 

. . .

paşa kart kadınların da oh tutup okşayacak zar aranıp geldiği

rakılar sürahiler ve türlü üleş masalarında felekten bir geceleri

 

külhanbeyidir bir baba açılır saraylarında tek düşn-ü paranteze

(–olacak teşvikini mütevellit pekiyi ödüllendirmemiz oğul şaire!)

Devamı »

0

ORSA

´´mut yok mus!
tâhlil-i sükûnda ıskartayızdır
bir orta bacağımızsa hep konuk ve kopuk
ve çokluk, reng-i müsemmâ:
birkaç iyi solo yalanlar
oysa, bu iyi yalanlar!´´

rubya;

burda kimse uzun bir şarkı değil
çok yanlış şeyler de olabilir illâ ki
sevebiliriz de az şeyleri

Devamı »

0

SEVİŞİR ÖLÜRLER PAZARLARI

´´eni boyu yok zifiri bir icrâ yürüyor ve biz
hep
vurulmaktan geliyoruz çok iyi.´´
 

 

anlam´ın yoksandığı bu sonsuz duygusuzlukta
korkunç yitimi dirimin ve çürümüşlük
dönüştüren hücreleri kızıl bir dehşetten canavarlığa

şimdi;´´insan yaşadığı yere benzer´´ Edip biraz
yalancı bir özgürlüğün, avuntular çağıran şarkısıdır mavi

çokluğa açılmış pencerelerinde o Ay´sız kızların.
(ve gece; köpek yüzleriyle, aşka abandıkları
bir yerdir sadece: Sevişir Ölürler Pazarları!)

Devamı »

0

LEMARİA

´´otel adında bir aşktı sandığı
   oyulmuş mermerlerden.´´

 

ne zaman ki ışıklardan kırılma indisi bir zaman
düşünce aklın karanlık geçmişler gününde

anıp seni allasen! sözün hiç olmamış kıyı yüzünde
anlarım, bir üvey dişisi yakışıklı geçimlerin

ve bir çirkin gülüşler tarihinden kopkoyu adamları
getirip çıplaklığına ağırlayan eski kentlerindir ilk

Devamı »

0

219

´´gibisi, atlaslarında uzunbeyaz bir göğü öpmek gibisi
ve biz gitmemiştik henüz yerine, durmak denilen şeyin!´´

 

günlerde beklenir bir Cumartesi

önce sokaklar vardı adıyla karanlığın
ve ne çok yalnızlığımız sonra
bir köşe başında, en yasak öpüşlüsü dudakların
bira içimleri, sigara içimleri, sohbetler
daha başka şeyler karnavalında keyfin

Devamı »

0

ORDA – DIETRO CASA*

belirli bir maviliğini geçiyoruz göğün uçmaklarla
kaygılar çoğalan bir dünyadaymışız unutalım
çatlatırcasına gövdeyi bölendir çünkü ikiye bizi bizden
alıkoymaksa gelip dayanan hep bir zaman
hep bir zaman oyunlarında geçer saatler kavmi

Devamı »

0

Orda

neremi dönsem bir ad çekimi baktığım o yerde
korkuyorum
gelip vuracakmışlar gibi beni korkmuyorum ama Odessa
hayır! kim nereye düşse bir bölge parçasını kalıyordu renklerin
bir aynı türlüsünü hiç kapanmayan ya da açılan yerlerimizin
bir ölüm de üstüne sonsuz gizini bırakıyordu usulca
bir ölüm de avuntular ayartısında uzun mu uzun
kurup dengesini şaşmaz bir alışkanlığın

Devamı »

0

Orda

avutan bir şeyleri, bir şeyler şeyi –sizbizo
bir, döngöraynasınabakmaz!
(bırakalım sizbizo o işleri)
mutsuzluğun dengesidir yaşamak,
kan gelimi ağızdan.

kan gelimi ağızdan

Devamı »

0

Orda

´´uzasın; bir duruşmak sonrası çatlayacak sabır
ve dağılacak sıvası ev ve ev ellerimizin de.´´

park boylu bir yalnızlık ilk kimde görmüştüm onu
gezinen kendi içinde hep aynı varışın şarkısı
-benim ayaklarım da geçişlerdi, anahtarlardı-
ve hep aynı yere çıkmanın şaşı sabırsızlığı

Devamı »

0

ZENCÎ ÇALGI

parmaklar tutumundan bir Art Tatum; içerlerden dışarlara dağıl-
dumanını müziğin müzik, siyahıyor: konup, Çağıranlar ve Belirenler Boşluğu´ma;
lekesi büyük asfaltları gezişen- kuş yüzlüğünü sürmüş o sabahların.

parmaklar tutumundan bir Art Tatum; çıkıp düşülür sesiyle seviyorum çatıları,
çıkma balkonlarımın. soyunan gri gömleği parklarıma karşı,
asılmak telâşesi beyaz bulutlara; birbirlerini hep iyi ananların

parmaklar tutumundan hep Art Tatum:
bir zencî çalgı!

Temmuz 2009, Art Tatum.

Toplam 3 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.123