Kadını Ay!
I
Boğaz’ından İstanbul…
gibi büyük bir akış; "Oraya,
bütün cümbüşlerden bertarafı var"
kalbimizle, duru güzelliklerden geçtik:
Ne yanı tutsak, alıp götürüsü sevmekler?
I
Boğaz’ından İstanbul…
gibi büyük bir akış; "Oraya,
bütün cümbüşlerden bertarafı var"
kalbimizle, duru güzelliklerden geçtik:
Ne yanı tutsak, alıp götürüsü sevmekler?
kendine uzanır tanrıeller bakışı,
yıldızlar büyüdü kadınım
koynunda her gece göğü´nün
bağdaş bir lacivert koyu, orası:
—köküne dur dilek kipi insan-fiil,
ama ki Sokağı’nda ölücü zaman!
uzanır, tutarı elleriyle bir kol; "—kapıdan
pembevî ya, düş bir mendil!" için, uzanır
O çarpıntısıyla kalbinin MİNİK, V parmakları
(tutabilme isteği midir güvercinleri melek:
-kokla, öp!) açılıp kapanır sevişler keresi
çekil perdeleriyle tüm-pencerelerine odanın
durarak boyunca geceler boyu yıldızlara ah!
"Değil katregil bir deniz düşer şimdi düşmavi:
—Orda’sına kendinin şehirlersiz göklerle var!"
I
Yapay sevinç ve mut, yontma ya ki taşbiley
adam ve kadınlar;
bir insaniyetsiz çağ düşümü! Orada
ve her yerde, her şeyde kalaba canlısı;
kendilerine secde tap, öküz:
Altın ve put!
"Kim ne derse desin ben bu günü yakıyorum
Yeniden doğmak için çıkardığım yangından."
E.CANSEVER
Ben nasıl tuttuysam seni, kutsalına inanmak gibiydi bu sevginin; sunakları helal kadındın isterdim -Allah bilir ya, isterim yine doluca- tek, yüreği savurca bir adamsam da genç… (O’nu, benim kadar tanımadılar; biliyor musun İbrâhim?) Ne varsa iyiden ve güzelden yana, değil olsun kötü-çirkin sahipsizliğin; kalbimizindir işte bu hepsi değil öte, söylen kalabilmekse şu da aşk: Evrenyılı kıvanç duyduğumuz, gıpta gözlerinden adam ve kadınların!
…Ve çokbir adamın yapmadığıydı; ben
Tuttum masaya sakınmaları koydum
-Kıskandığımsa, sakladığımdan kendimi;
Edipbilmez, Cemalbilmez -pek
Allah da bilmezdim hâlbuki…
I
Deli ırmak gözlerimse akıtmalardan bir gece
Sevdanızdı büyük ölümlere ıslanırım için
O en genişinde insan göğümüzün
Kuşlar türküsü yüzyıllardır 21.
(Allah bilir ya Cemal Abi de kan atlıydı öyle
yalınel ateş çocuklarındandı Tanrı’nın)
Kuşak senfonisini yürürken bir gülün de!
Ama şimdi tamburası gecenin,
çalınır ölümler büyüyor Ozan
Sokağı ‘nda bir ölücü;
bunu kimselerin bilip görmediği
hançer!
"Sesinde can kırığı tünemiş" kuşudur,
vurup kalbini kanla düştüğü kendinin
fotoğrafı O, çekişim Karayer’de;
ağzında karanfiller, aralıkta gökgözü
Nû çiziyor tutuşurlu yıldızlara; gülleyin!
Abonelik (11.07.2010) :
Abonelik formunu doldurarak Ussuz e-posta listesine katılabilirsiniz.
Ussuz yeni arayüzü ile yayında (11.07.2010) :
Eleştirilerinizi, önerilerinizi ve beklentilerinizi ziyaretçi defterimizde bizimle paylaşabilirsiniz.
Andrew Waterhouse (1)
Antonin Artaud (3)
César Vallejo (9)
Çeviri (29)
Deneme (33)
Duyuru (7)
Düzyazı (44)
e.e.cummings (2)
Edebiyat (49)
Else Lasker-Schüler (1)
Ezra Pound (1)
Felsefe (10)
Fernando Pessoa (2)
Genel (3)
Georg Heym (1)
Gilles Deleuze (1)
Hilde Domin (2)
Ingeborg Bachmann (1)
Leonard Cohen (7)
Max Jacob (1)
Owen Daly (1)
Öykü (15)
Paul Celan (1)
Plotinus (1)
René Char (1)
Samuel Beckett (1)
Şiir (245)
Thomas Bernhard (1)
Wallace Stevens (1)
Walter Benjamin (1)
WP Cumulus Flash tag cloud by Roy Tanck requires Flash Player 9 or better.

Here is the Music Player. You need to installl flash player to show this cool thing!