Yazar: Emre Küçükoğlu

Emre Küçükoğlu Yazılar

0

Şiirlerini Çekmecelerinde Saklayanlar

Şiirlerini çekmecelerinde saklayan kadınlar sevdim.

Her ay sonu maaşları tükenirken annesi ve kız kardeşiyle kavga edenler. Oysa çok bir şeyler almazlardı kendilerine. Nemlendirici krem, çorap, yazları ve ay başı günlerinde fazladan iç çamaşırı hepi topu. Kız kardeşleri okuyordu hala. Bitiremedikleri fakültelerde veremedikleri dersler vardı. Hocalarına istediklerini veren bu kızlar, bir dersi nasıl veremiyordu öğrenemedim. Anneleri ise kuş gibi. Evden eve gezmelerde. Mualla Hanımlar, Müjgan Teyzeler, Aytenlerin kayınvalideleri, Şulelerin üst kattaki komşuları…

Akşam evlerinde toplandıklarında aynı masada üç tabak. Üçü de farklı köşelerde; Üç farklı hayat.

“Yarın Neclalara gideceğim. Lale’nin gelinini de göreceğiz. Küçük olanı evlendirdi iki ay önce. Beşiktaş’ta nikah yaptılar, gidemedik. O gün babanızı ziyaret edeceğiniz tuttu. Yaşasaydı yüzüne bakmayacaktınız adamın. Ölünce herkes kıymete biniyor. Ben ölünce bana gelmeyin de bak ne yapıyorum sizi.”

Devamı »

0

Çağırmak

çağırmak sesi duvarlarda
yükselen bir aşk kadar sen
aynadaki karanlık
yüzünün kanatlarına dönüşmeden orda;
tanrı’nın yaralarını gizliyor
zaman kuyusunun kuraklığı
çatlıyor ayaklarından
sokaklardan koparılmış sahipsizliği
bir kedi dikkatinden alınma veya
bir köpeğin gelişi gibi;
sadece bakışla…

Devamı »

2

EKSİK SABAHLAR ANTOLOJİSİ

Bu sabah da ağladın aynanın karşısında
Gözlerinin şişliği gitsin diye suyu bol vurdun yüzüne
Havluyla her kurulamanın ardından yeni bir dalgaya engel olamadı kirpiklerin
Bu sabah da dün sabah olduğu gibi ağlayarak kapattın banyonun kapısını. Dönüp sana baktım, yorgun güzelliğine. Saçma ‘günaydın’ tonunu duymadım. Başımı öne eğdiğim an suçlu sayılmam. Her sabah, bu sabahki gibi olmak zorunda mı?

Aynı evin içinde bile bir yerlere yetişme telaşındasın. Tek düşüncen uzaklaşmak benden. Elimden geleni yapmama rağmen bana alışamadın. Ne annen gibi içimden çıkarabildim seni ne de oğlun gibi ruhlar aleminde sürdürebildim yaşamını. Gece “Işıkları kapatma” dediğimde “Oğlum” dedin; alnım göğsünde ilk sevişme gibi beyazken annenden nefret ettin. Eksiktin, yeteneksizdin, kusurdun.

Devamı »

0

Yağlı Üstübü

tinerci çocuklara…

üzerimde eylül tozu görüyorsanız
hazirandan beri saklıyorumdur
kandırdım

kırmızı bültenle arananlar
listesinde resminiz
yağlı üstübüde patlayan güneş

Devamı »

0

Bir Zamanlar Sevginle

Körlük,
İhtiyatlı sağırlık,
Ait olduğumuz çoğul hiçlikler havuzunun felçli görüntüsü.
Sana, ona, buna bulaşan koşulsuzluk direnci.

(Pencereler kardan buz kaplamış. Yemeği yine sıcak indirmişsin
ateşten. Dur biraz, bu koku… bir şey mi yanıyor? Ütünün fişini
çekmeyi unutma. Yaz gelince oraya götüreceğim seni; oraya işte! Hani!
Bildin değil mi ? Bugün çok güzelsin; sana neden yalan
söyleyecekmişim ben ? Haydi boş ver artık dışarıdaki sesleri, beni
dinle sen. Bugün sana hangi gazeteyi okuyayım? Yavaş iç biraz, yine
üstüne döktün.)

Devamı »

0

Sabaha Karşı

Gece son demlerini yaşıyordu dağların üzerinde. Sabaha karşı dinginlik ile hareketin henüz çakışmadığı saatler… Çiğli bulutlar seferden dönüyor, küçük çıkınlarında yağmur gizleniyordu. Rüzgârdan saklanan yağmur, ansızın görünür kılıyordu kendini ormana. Ağaçlar etrafa mis kokular yayarak damlalara kucak açıyordu.

Eski geceler gibiydi bu gece de. Huzurlu, zaman zaman düşüncelere daldıran.

Devamı »

3

Tesettürlü Cümleler

Saat beş.

Güneşin doğmasına hâlâ saatler var. Yatağın içinde küçük kızımla yatıyorum. O uyuyor, bense televizyonda dün gece canlı yayınlanan tartışma programının banttan kaydını izliyorum. Hükümetin sosyal güvenlik reformu taslağını eleştiriyorlar. Kel profesör, zaman zaman sol kulak memesini çekiştirerek burnuyla oynayarak bir de gözlerini sık sık kırparak söz alıyor.

Devamı »

0

Cecile

Kendi etrafında döndü.
Bir güzelliğin şekillenişi…
Saçlarındaki beyaz kurdelenin çözülüp uçacağını gördüm.
Saçlarının kurdeleyi kanatlarından yakaladığını…
Şaşkınlık içinde sanki, gözlerini kırpıştırdı ve ellerini sevinçli bir
haber almış gibi heyecanla birbirine vurdu. Yerinde duramıyordu.

"Ah, bu renkler! Baharın huzurlu seslenişi. Çok seviyorum bu
çiçekleri, şu yeşil suyun üzerindeki arılar, kelebekler…

Devamı »