Yazar: Erdoğan Kul

Web Site
http://www.ussuz.com/

Erdoğan Kul Yazılar

0

İm

Toplaşmış yargı cinleri, seke seke yaşamaya doğru kaçan                                                                 bir gölgeyi gözetliyorlar.

Biliniyor; kapatsan da sürer defter, hep gitsen de bitmeyen                                                        durması vardır konulduğun doğrultunun.

Ve bu işaretlenme son değil. Duraksamadan kabul ediyor                                                           seninle gelmeyi, ruhunun cesedi bohçanda.

 

0

Bir Gülüşün Dikeyliği

Uzanmış bir dalın içinden kırılışı olmuşsun
Yeryüzünü tutan ses sana bağışlanmış

Ne zaman bir ara-güneş dağılsa bakışlarında
Çekilir dip algısı sonraki coğrafyalardan

Çok konvoylara rastladın tepelerinde
Hep aynı infazı kapatan günün geçtiği köprü

Toparlanır en uzak bilgiye durmak için eğilirsin
Taşlarda kaçtığın rüyalar uyur

Devamı »

0

AYRIM SARISI

Sis seni yönlendirmiyor. Dalıp gitmek dağılıp gitmekle kardeş gülüşünde. Bırakmayacaksın sana sinen uygarlıkdışı ağrımı.

Dallardan esmeler bitmiş, gövde yadsıyor kendini. İnsin eski mezarlıkların sarındığı hüzün bu duruluğa, ne beis!… Baktığın yine kendinsin aralarından ve karşında yitiğinim ben hâlâ.

Dinliyorum, gittikçe daha uzaklaşan bir dinlemede yaşıyorum artık:

Teninde bazen ağdığın çınıltıyı seviyorsun.



0

Kısa Bir Karakol Ziyareti

Anlatılan, asıl anlatanıdır kendisinin; anlatılmak istenen, başlamamış bir yolculukta asılı kalır. Anlatmaya niyetlenen de karışır bu toz kümesine.

 

Öyle gider insan, belirli bir makine olarak imlerinin toplamına.

Camı açık bırakılmıştır kasten, kapısı dışarıdan içeriye doğru örülü ve hepsi aynı çerçeveye göre devinimli biçimde. Sevdiğine öyle gider; tükenmiş ağlamalarda bir kuyu dibi hazzıyla.

Sen daha mevsimleri renklerle anlamaya çalışırken kopuş yerlerine belirli ifade çentikleri atılmıştır, döner durursun aynı iskelede havaya bile değmeden:

(Merkez seni kendi dışına dönük icat etti, adın bile düşünülmeden bunu sana etti. Dokunda dokuntu yok, üç görü geriden başlıyor bilinci hecelemen.)

Arzulayamazsın kendin; ondan ki ziyaretine geldik.

 

0

ÇIĞ

1.
yazgıdan kılıç devşirdim
söz yıkıldı iki baştan

2.
gel bu suları kıralım
ağrısı geçsin çağrının
üzerinden göz pasının
sarmalından ilerleme gerileme çağının
döndüğün her yöne doğru
bir kav bırakılışında

kemirdiği düş yosunu
iskeletini kıpratan
günün anlam katlarında

Devamı »

0

Edip Cansever’in “Çağrılmayan Yakup” Şiirinde Birey Algısı*

Öz

İkinci Yeni şiir hareketi içinde özellikle “birey”i sorunsallaştırarak öne çıkarmasıyla dikkati çeken Edip Cansever, bütün eserlerinde bu tavrını sürdürmüş bir şairdir. Bu yazıda, “Çağrılmayan Yakup” adlı şiirinden hareketle onun, modern bireyin varoluş problemini ve içinde bulunduğu trajik durumu yansıtan algı biçimlerini nasıl ortaya koyduğu ele alınmaya çalışılmıştır. Cansever’in, bu şiirinde “çağrılmayan” diye nitelediği bir figür olan Yakup özelinde modern bireyin “yabancılaşmasını” başarıyla irdelediği, onun yalnızlığını ve trajedisini “yabancılaşma” bağlamında kurduğu güçlü imgelerle yansıttığı görülür.

Giriş

Türk şiirinde “birey”in bir sorunsal olarak öncelenmesi İkinci Yeni şairleriyle başlar. Değişen toplumsal koşullar ve değerler dizgesi içinde bireyin yaşadığı duygu- durumlar üzerine yoğunlaşan poetik dikkat, İkinci Yeni şairlerinin hemen hepsinde çeşitli biçimlerde görülebilir. Hatta bu yönü, onu kendisinden önceki şiirden ayıran en önemli özelliklerinden biridir; “İkinci Yeni bir yandan şiirin, bir yandan şairin kendi içine dönüşü, bireyi arayışıdır diyebiliriz.” (Doğan 2001: 95).

İkinci Yeni şirinin ayırıcı bir özelliği olarak merkezî bir konuma yerleştirilen “birey”in çoğunlukla kentli oluşu ya da kent yaşantısı içinde verilişi de dikkati çeker. Bunda, toplumsal değişim ve dönüşümlerin öncelikle kentte başlaması, tüm etki ve sonuçlarının ilkin kentte görülmesi belirleyici bir rol oynar.

Devamı »

0

Dejavu

Ne zaman öldüğünü anımsayamıyordu.

Karanlık, kalbini henüz tam kaplamamış, ona son bir anımsama fırsatı vermişti.

Küçüklüğünde öbür çocuklar gibi oyuncakları olsaydı sonraki yolculukları bu denli dalgın geçmezdi. Okul dönüşü kopardığı bir çiçeğin kendisiyle gelmeyip, ellerine gölgesini bırakarak, hiç belli etmeden kaybolduğu günü görüyor şimdi. Gülümsüyor, itirazsız bir uzanış çekiminde. İçinde olmadığı ama yaşanmışlığını ona bitiştiren günü.

Bu, diyor, sorusu olmayan yanıtlardan.

 

0

DENK

kalkınca ırak
görünüşünden
sorguya bir pelte bırakan alın
gidip ikinci kez vurur
dün öldürdüğü kendini

boy boy sabahlar yanında
kır yanığının
efendisi koridorlar getirmiş
az açılacak gözüne

Devamı »

1

Ece Ayhan’ın Şiirlerinde Mitolojik ve Masalsı Ögeler*

Özet: Mitoloji, hem Batı edebiyatında hem de Türk edebiyatında şairlerin yer yer yöneldikleri bir alandır. Yalnızca klasik şairlerin değil, kimi modern şairlerin de bu alanın verimlerinden yararlanarak şiirsel anlatımlarına bir tür zenginlik kazandırdıkları görülür. Kuşkusuz, mitolojik ögeler gibi masalsı ögeler de şiirsel imgelem için yeni açılım olanakları sunar. Çağdaş Türk şiirinde bu ögeleri şiirlerine taşıyan adlardan biri olan Ece Ayhan, onları kendine özgü bir tarzda işlemesiyle dikkati çeker.

Anahtar Kelimeler: şiir, mitoloji, masal, Ece Ayhan, Türk şiiri, İkinci Yeni.

Giriş

Bu yazının amacı, İkinci Yeni hareketinin önde gelen şairlerinden Ece Ayhan’ın şiirlerindeki mitolojik ve masalsı ögeleri saptamak, onun bu ögeleri işleyiş biçimindeki özgün yönleri ortaya kaymaya çalışmaktır.

Şiirle mitoloji arasında, temellerindeki zihinsel çabanın niteliği bakımından kendiliğinden bir ilgi olduğu söylenebilir. Mitosların doğuşu evreni, dünyayı, doğa olaylarını “kişileştirerek yorumlama”ya (Necatigil 1995: 7) dayandığına göre, bu edimin bütün süreçleriyle birlikte şiirsel bir özelliğe sahip olduğunu kabul edebiliriz. Şiirle mitoloji arasındaki ilişki, mitosların doğuş ve oluşum süreçlerinin şiirsel nitelikli oluşuyla sınırlı kalmaz; ayrıca mitoslar, “hem sanat yapıtları yoluyla günümüze taşınmış hem de sanat yapıkları için önemli olanaklar sunmuşlardır.” (Afacan 2003: 13).

Devamı »

0

OLMAK YAĞMURDA

parmaklarımı takıyorum yağmura
dönüyor plak

yerdeki toztop beynin güngeçiği yanıklarında
söylev veren serinlemek duygusu yine
başlatmak diliyor başı sonu eşape
ille kızlı ışıkların ormanında tutuşup
kalayım koşusunu

biliyorlar dokunmayı denediğimde tekrar
yumuşaklığın son içindeki sarışın bulut
giderir parmaklarımdan eti bir bakarım ki ellerim

Devamı »

Toplam 3 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.123