Yazar: Erdoğan Kul

Web Site
http://www.ussuz.com/

Erdoğan Kul Yazılar

1

LEKE

bir yurttu sinir pasından, altı yön ömrün sığdığı. adresini arıyorduk yüzümüzdeki düşüğün, dil üstünde gezdirilen kızgın demir buğularını aralayarak.

 

doğa’nın dönük olduğu nokta hangimizdeydi? birbirimize ölüyorduk, bulunmuyordu. güneş küçük hayvan ölüleri halinde derimizin altına birikirken, “ben” diyorduk, “hepimizin aynı yerinde kardeş beni; gelin üst üste getirip uçalım…”

 

insan sütünü demleyen eldeğmedik mimariye adanan bakışlarda kur da aramıştık: a e ı i o ö u ü. uğrum çığırıp duruyor keman koyusu, memeleri budanmış bir çingeneden cama vuran kuş seslerinde.

Devamı »

1

Kımıltı

deprem fısıldaması bütün pozlarda
yağmur kesiti gözler

yürüdük yüzlerin meyvesi güneşe sunulu
nefesimizde, konup kalkması yasak kuşların
yürüdük ve düşlerin uyumu yasası
en uzun renkle bozduk

Devamı »

1

Bu Küçücük

– bu küçücük sokuluşlu tabutu ne
yapacaksın
ara ara uyanmaklarında bulduğun?

– bilmem, gök onda solur
yer onda inip çıkar bazen…

hani vardır
maden iğrisi gözleri önünde doğa’nın
ışığı ellemek birden, yüzünü soyup
çıkarıvermek sesinden:

Devamı »

0

Solo Gazel

bitmek mi her şey
şeytanın öfkesini soluduğu alınlar
solo sahilde güvercin merdivenleri

toprağın içgüdüsüyle kaynaşık bedenlere global ayet:
bahar ortası utançlarında ülser usaresi

karşılıklı kırılıyor ufuklar
son satırına direnen sayfalar

şimdi bir tek yuvarlak halinde
kopmuş nesnesinden

Devamı »

1

Dans Trans Dans

dansta namlusu ivmenin. başını kovalayan ışın yuvarlağı, burkuk. zamanın rastgele çıkartılmış gömleklerinden, yoksa, hangi birini giyinip kendine gelsindi dünya?

bir de yağmurun uzunluğuna çakılı çocuk. usulca kalkıp üstünden kanın inceliş çığlığı, yarıyor baştan başa evleri ve gözden göze.

uzun habercilerinin üstünde çakan son soru: kayaların tuz damarı mı bellek?

Devamı »

0

Kurtçuk ve Çocuk

vınlıyor çürüyüşü kurtçuğun
çürüyüşü sıra kurtçuğumuzun.

“saydam yaz gecelerimizin içobur
ayışığına sunmak için
en uygun simge hayvan o”

diye düşünüyor, çoktan aynanın karşısında
yaşamını düzeltirken kaybolmuş çocuk:

Devamı »

1

Zikir

bir ölüyü anıyoruz göz göze gelmemiz böyle
(bir ölüyü anıyoruz kuşlar çok ağır uçuyor)

günışığı yüzümüzün yerini alsa biz de mi gitsek
(bir ölüyü anıyoruz kulağımızda ısrar damlası güneş)

çiğnenmiş gözlerde niyazsız ışık parçaları akamadan kalmış
(bir ölüyü anıyoruz çatlayan kemik dolunan anda)

Devamı »

0

Yürürtaş

aşk upuzun bir ölüyü gezdiriyordur dışarda
akşam mı değil mi ne önemi var

sabrın o kızıl müziği öter üstünde doğa’nın
alnına bastırılacak bir parmak-uçluk is için

anlarsın nasıl öyle özenle
tutturulmuştur yokluğa ay

Devamı »

0

Sana Olmaz Pasavan

ona boşa yürümekmiş… bulunmak. bilmiyordum ki -bilme yüzüm yok. ağustos ve toprak arasında, umut ve maske arasında bir bezbebek salınacak kadarlık vadem tanınmış: bellediğim tüm. ara sıra anahtarlarını yere çarpıp başında üzülen adamın böylesi zil havalarda ikizi kesilmek, süt kesilmesinin aynıdır hayatbilgimde. kıyılar, kenarsılıklardır ten rengim bu yüzden. ve de elbet solucan gibi (Beyaz Solucan) bir ağrı bulmak kapı önlerini.

Devamı »