Yazar: Erdoğan Kul

Web Site
http://www.ussuz.com/

Erdoğan Kul Yazılar

0

Başlangıç Düğmesi

1.
çekiliyor rengi günün
eski dağılmış ağzına

dirim ve yol
tam ortadan
ikiye çatlanmış düğme

düşünen boşluk kesiyor
boylu boyunca o yazı

anlıyorsun hiçbir şey
kendinden başlamıyor

Devamı »

0

Sürgün

oradan
çekebilsem oğlanların kırpılmış beynini,
güneş parçaları toplar gibi
acının geniş açılarında.

toprakta vuran kan kokusu
nabzı toprağın,
her şeyin ortası
pıhtıda.

Devamı »

0

Yangı

Bütün atlar yanıyordu, koşunun derinliğinde
yüzündeki uçurumla yarıştığını anlayan
bütün atlar.

Bir müzikmiş senin yüzün,
su, kınmış inceliğine.

Burada bıraktın beni. Kırlarda toplatışını
enginlerde ilerletişini göğüslüyordum.
Her şey yalın ayaktı, her şeyin geçmeyen denizine
bakakalmaktan kalın bir dip titremesiyle içimde.

Devamı »

0

Kül ve Kin

ölü suların kederi
kuzeyden bir ev yapmış gökyüzüne
bana kenarları kanayan bir kahkaha
kıvranış odalarımın sürüngen içerisini
getiriyor sayısız gökyuvarında oradan

çiçeklerin kalbine yas ödeyen elim
kamburunu ufka tamamladıkça
kuşlaşıyor
çünkü tenin aklığına kurulu evler
uzaklığın ruhu olup uzanışımdan kaçıyor

Devamı »

0

Metinlerarası İlişkiler Bağlamında Ece Ayhan Şiiri

Özet: Bu yazıda, genel olarak “metinlerarasılık” teriminin tanım ve belirli biçimlerinden hareketle Ece Ayhan’ın şiirleri incelenmeye çalışılmıştır. Metinlerarası ilişkilerin yalnızca yazılı metinlerle sınırlı olmadığı, bu terimin çok daha geniş bir ilişkiler ağını imlediği göz önünde tutularak, mevcut kuramsal yaklaşımların yanı sıra, seçilen örneklerin de gerekli/olanaklı kıldığı ölçüde bir sınıflandırmaya gidilmiş; konuya ilişkin terimlerin, yapılmaya çalışılan tanımlar doğrultusunda yeterli sayıda örnekle desteklenerek somutlanması amaçlanmıştır. Konu Ece Ayhan özelinde irdelenmekle birlikte, aynı zamanda “bir şair”in/“şair”in imgelem ve söylem evrenini belirleyen, ona kaynaklık edebilen metinsel arka planın işlevine de dikkat çekilmek istenmiştir.

“Metinlerarasılık” (intertextuality), “metnin özerkliği” düşüncesinin benimsenmesinden sonra, özellikle 1960’lı yıllarla birlikte kimi eleştirmen ve kuramcıların metni tanımlama çabalarına bağlı olarak kullanımı yaygınlaşan bir terim olmuştur.[1] Bununla birlikte, çalışmalarını bu alan üzerinde yoğunlaştırmış olan Mikhail Bakhtin, Julia Kristeva, Roland Barthes, Michael Riffaterre, Laurent Jenny, Gerard Genette gibi belli başlı kuramcıların genellikle birbirlerinden farklı yöntemler izledikleri, bu terimin kapsam ve temel niteliği açısından farklı yönleri öne çıkararak daha çok öznel tanım ve terimleri doğrultusunda kendi kuramlarını geliştirmeye çalıştıkları görülür. Bunları ayrı ayrı ele alıp karşılaştırmak, ortak ve farklı yönlerini tek tek göstererek işlevselliklerini tartışmak bu çalışmanın kapsam ve amacını aştığı gibi farklı bir araştırmayı gerektirir.  Kubilây Aktulum’un konuyla ilgili yapıtının “Sonuç” bölümünde vurguladığı gibi, denebilir ki yapılan “onca tanımlamaya ve çalışmaya karşın bu kavramın tam olarak sınırları çizilememiştir.”[2]

Devamı »

1

LEKE

bir yurttu sinir pasından, altı yön ömrün sığdığı. adresini arıyorduk yüzümüzdeki düşüğün, dil üstünde gezdirilen kızgın demir buğularını aralayarak.

 

doğa’nın dönük olduğu nokta hangimizdeydi? birbirimize ölüyorduk, bulunmuyordu. güneş küçük hayvan ölüleri halinde derimizin altına birikirken, “ben” diyorduk, “hepimizin aynı yerinde kardeş beni; gelin üst üste getirip uçalım…”

 

insan sütünü demleyen eldeğmedik mimariye adanan bakışlarda kur da aramıştık: a e ı i o ö u ü. uğrum çığırıp duruyor keman koyusu, memeleri budanmış bir çingeneden cama vuran kuş seslerinde.

Devamı »

1

Kımıltı

deprem fısıldaması bütün pozlarda
yağmur kesiti gözler

yürüdük yüzlerin meyvesi güneşe sunulu
nefesimizde, konup kalkması yasak kuşların
yürüdük ve düşlerin uyumu yasası
en uzun renkle bozduk

Devamı »

1

Bu Küçücük

– bu küçücük sokuluşlu tabutu ne
yapacaksın
ara ara uyanmaklarında bulduğun?

– bilmem, gök onda solur
yer onda inip çıkar bazen…

hani vardır
maden iğrisi gözleri önünde doğa’nın
ışığı ellemek birden, yüzünü soyup
çıkarıvermek sesinden:

Devamı »

0

Solo Gazel

bitmek mi her şey
şeytanın öfkesini soluduğu alınlar
solo sahilde güvercin merdivenleri

toprağın içgüdüsüyle kaynaşık bedenlere global ayet:
bahar ortası utançlarında ülser usaresi

karşılıklı kırılıyor ufuklar
son satırına direnen sayfalar

şimdi bir tek yuvarlak halinde
kopmuş nesnesinden

Devamı »

1

Dans Trans Dans

dansta namlusu ivmenin. başını kovalayan ışın yuvarlağı, burkuk. zamanın rastgele çıkartılmış gömleklerinden, yoksa, hangi birini giyinip kendine gelsindi dünya?

bir de yağmurun uzunluğuna çakılı çocuk. usulca kalkıp üstünden kanın inceliş çığlığı, yarıyor baştan başa evleri ve gözden göze.

uzun habercilerinin üstünde çakan son soru: kayaların tuz damarı mı bellek?

Devamı »

Toplam 3 sayfa, 2. sayfa gösteriliyor.123