Yazar: Işıl Altınmakas

Işıl Altınmakas Yazılar

0

FETÜS AŞKI

kendi payına düşer rahim
hayatı yaşar derinlerde
geç gelmek korkusu sarar
yalnız ve bensiz kara sulara
ardı arkasına çevrilmiştir oysa
bir kendi bir de aynası kalır
bakire düşlerin
gece döner dolanır gerisinde
dar alan üzülür genişlemekten
hep sıcak olur kış içerde
dışarıya korkar çıkmaktan
donar diye belleği
tuzsuz bir yaz yaşanır düzlükte
doğmak üzere ayrılır bağ
gözden duvağa

0

KİLİT

 

Kilidin kırılmış yanıydın sen

boşlukta sallanan

anahtarsız dönerdin içimde

şifresi kan

 

0

Ölü Kanatlar

pas tadının altında
kanın ve yosunun
kırmızı yeşil karışımı yazılır
derinin üstüne
his yitirir kimliğini
mekanik bir sese bozar
ani bir titreme konar
omurgasına gecenin
terk ediş başlar sabahı
kulak çınlaması
çığlıksız susar

Devamı »

0

SESSİZ AN

Zaman hissiz ve duraksız akıyor
Tozlu sokaklardan
Üç asır önceydi
ciltsiz mısralar
sarkacında duruyordu gökyüzünün
boyasız hüzün doluydu sesin

Kabaran denizin gözyaşları
boşalır göğün yosunlu bulutlarına
turnusola boyanmış bir şarkı söyler

Devamı »

0

ÇÖL GÜNLÜKLERİ

Vahasız bir başlangıç
sarısı bulut, mavisi kum
Gölgesiz gezinir tenimde
Yarası kesik kaktüs düşer
Yer altı tarihini yazar köksüz
Serapsız aşktı suya yazılan
Güneşli bir zamana bırakıldı ismi

Devamı »

0

Çukur

Boynunda sallan mai
Griye dönen taş
Kesik başı ellerinde
Kalakalmış gövdesiz
Siyahın geçişi denizlerden başlar
Kışın soğuğu bedenden
Sessiz kalır çukurlar
Gözün son noktasında

Devamı »

0

SESSİZLİK, KADIN, ERK…

kapalı ıslık tutardı kadın
dilinden uzatılır dökülmez kağıda
bir izlek tadı dukalarında
geri düz mü yoksa kıvrılır mı zamana?

Sessiz geçerdi saatler
An ve anın bulutu kanardı
Derken kenar yarası görünürdü uzaktan
Başlangıç batar
Susuz geçmiş göğüs kafessiz konuşurdu

Devamı »

0

Buz

bekleme
kırmızı gülen adam
giden addır sadece
kalan matem
geçmiş bir mimoza sarısı
sen bir tutam mor
belki
zamanda kaybolan bin an
başlamak yeniler mi acıyı
yoksa

Devamı »

0

Belki, Hiç…

kenarları yırtılmış kalbim
bırakmış gitmiş gövdesini
yağmurun çemberine
kocaman bir kozadan küçücük bir tırtıla uzanır zaman
geceden dönen ıslak bakışların yerine
uğursuz bir böcek sarmalar bedenimi
mavi üstüne kurşun noktalı…