Yazar: Oresay Özgür Doğan

Oresay Özgür Doğan Yazılar

2

Burada ve Orada Sonralar Üzerine

Renkler, sevinçlerini topladı; tortusu, ağırbaşlı yalnızlık…

Ben ağırbaşlıyım, daha fazla konuşamam dedi, Ebabil Kuşu. Gülümsedi, yapıların erkek meleği Yargıç Pinard.

Keşke bu kadar ağırbaşlı susmasaydınız, dedi, Küflenmiş Odaları Kireçleyen Mürekkep.

Ve ekledi: Oysa asıl kurban sizdiniz!

Düşünsenize: Işığın ölü noktasındasınız. Yüzleşmek için yaşamla, başkalarını anlamaya çalışıyorsunuz.

Soyunmuş duvarlar çeliğine su verilen iyinin süsünden.

Yıkanmalı ve arınmalı artık delisi ölü algılar, diye bağırıyorsunuz.

Sonra, birçok anlam tek bir sonuç doğururken ve anlamlar yalnızca bir sonucun yorumlar sevinciyken bize gerekli olan ayrıntılarıdır, gerçeğin sayfasında olması gereken, diye söyleniyorsunuz. Anlamların ağrısına bir tutam sempati sürüyorsunuz ve büyük bir gururla, kutsanmış boşluklar ayetlerini armağan ediyorsunuz, yazmalar verandasında bekleşen yağmursuz kalplere.

Devamı »

0

Bekle Beni Tugnasyus

iveğen bir güz
kurumuş süsenler ah
avlu da yalnız

İçinde özgürlükler, bir dünya ör, varlığın lekeli bilinç cübbesine renkleri anlatacak.

Renkler kalbinde taşıyor yorgunluğunu…

Yorgunum, kirli dansın avlusunda. Yazmalar disiplininden uzak içsel ve öznel bakışları süzüyorum. Camlarla sevişen italik gölgeler ırmağı beslemiyor.

Haydi yine kör bir dürtü mayala Tugnasyus. Kavramlara tahammül edemeyen maskeli düşünceler ek o beyaz toprağına.

Devamı »

0

mugayir

bilincimin konukları aç gözlü ve soğuk:
dokulara sızan itirafçı uğultular

küçük bir kuyuda…
yan yana, iç içe; imler
parlıyor, yamalı koridorlar boyunca
eşit tarafsız saydam hükümler
içerikler, şeyler…

boyunca verimli dolanıyor
beyazlı bir nöbetçi

Devamı »

0

Bonsai

Yan anlamlar olguyu zenginleştirmeye başladığında, güneş, çoktan denizinin içine gömülmüştü. En çok senin için yan anlamlar bulup çıkarmaya çalışıyorum, dedi Güneşi Denize Batıran.

Yalnızlık, büyük bir boşluktu. Susma, kabullenme ve benzeşme ile ağır ağır büyüyen. Anlam arayan için üşümekti ve kendinden uzak olmak…

Kayboluyorum, korkuyorum, dedi, Zeytin Ezmesi. Giyindiğimiz duvar çok. Ağır kalabalığın kollarında… Hüzne çatlıyor, odalarca acıya yaprak dökmüş beklemeler… Düşüyorum dar zamanın dudaklarından… Oysa imgelerini yakasına iğneliyor mavi yosun, saklandığım gecenin yüreğinde, diye devam etti.

Devamı »

1

Yorum İçin Sararmış Algı Güncesi

Sıradan bakışın ürünü olan sonuçlar, delişmen ortamın salgıladığı hormonlar sayesinde ışıldamaya başlayınca, algı da körleşmeye başlamıştı. Kendine uygun ölçülerle perçinlenmeye doğru sürüklenen sadelik beni korkutuyordu.

Çoğunluğun, yüreğinin büyük ölüsünü gömdüğü bu bahçede hırçınlaşan dürtüler, dil ve yaratı arasındaki iletişimsizliği de yanına alarak aynanın verimli ovasındaki yangını büyütüyor ve içindeki hazineyi hızla eritiyordu.

Devamı »

0

Göz ucunda…

Sessizlik öfkelendiğinde, anlamın üzerine çöken sözde yeni arayış örnekleri, kelimeleri epeyce örselemişti. Yeni biçimiyle kelimeler, gizemli yaratıkları andırıyordu. En önemlisi yan anlamlar kaybolmuştu.

Bu boşlukta, sınırlı bir alan içerisinde yaşayan, öngörüsü sınırlı kelebekler tarafından değişime uğratılmış biçimlerden farklı yaklaşımlar doğamayacağını söyledi.

Devamı »

1

ardak

eşyanın ruhuna sığınalım, giz
yalnızlığa, düşünde deli bir fırçanın
eylemsiz bekleyiş, hiçzaman…
çevrilmiş masmavi yorgunluk, hep
uzak ülke gülümsemesi
kaos kuşlarını emziriyor terli cesetler
çürük flamalarında köhnemiş buyurganlık
susboyut, akıl içi varlık
kendimize yalanlar büyütelim

Devamı »