Yazar: Sabiha Kötek

Sabiha Kötek Yazılar

0

Ayakkabı Teki

Otobüsün üst katında en öndesinizdir. Yaşadığınız şehrin, hatta ülkenin eğlence merkezine doğru yol alıyorsunuzdur. İçiniz kıpır kıpır, umut ve arzu doludur. Uzayıp giden yol, bir gün öncesinin yağmuruyla ıslaktır. Birden otoyolun ortasında bir işçi çizmesi teki görürsünüz, sarıdır. Öylece orada durmaktadır, hızla üzerine gelen arabalara aldırmaksızın… Belki de sahibi gibi kaybedecek bir şeyi kalmadığından öyledir diye geçer aklınızdan. Henüz beş dakika bile geçmemiştir ki, bu defa siyah bir erkek ayakkabısı teki görürsünüz. Demek ki ıslaklıkta sadece solucanlar çıkmazmış ortaya, bunu düşünürsünüz. Ama bu içinize sinsice sokulan hüznü dağıtmaya yetmez. Bilmeseniz de hissedersiniz: hazırlıksız ve acele biten yaşamdır ayakkabı teki, yersiz ve kesin ayrılıktır.

Devamı »

1

KAHKAHADA SAKLI HIÇKIRIK: SÜRGÜN

Can dostum Erol’a…

Sürgün, doğduğun, ana dilinde ağlayarak büyüdüğün, denizinin dalgasını gözlerinde, yeşilinin canlılığını damarlarında, dağlarının çetinliğini kişiliğinde taşıdığın yerden, yüreğini yumuşatan sevdiklerinin kokusundan sırf ceza olsun diye, zorla sökülüp atılmaktır. Seni sen yapan, bütünleyen her şeyden kopartılmaktır.

Olduğun şeyin dışında, olmadığın şeyin içinde olmaktır.

Sürgün onulmaz bir tamamlanmamışlık duygusudur.

Ruhuna bir türlü söz geçirememektir. Bulduğu en ufak bir fırsatı bile değerlendiren ruhunun bedeninden sıyrılıp kopartıldığın yerlere gitmesidir.

Sürgün hiçbir şekilde avutulamayan ve inceden inceye insanın bütün hücrelerine sızan bir acıdır.

Devamı »

0

Şiirde Uçurum

                            “ Gözün varsa uçuruma dalmayı bilen
                               Oku beni, öğrenmek için sevmeyi beni”
                                                                               C. Baudelaire
 
     Uçurum coğrafi bir oluşumun adı; dik ve derin yamaçlara verilen ad. Ancak yaşamın her alanına sızmış bir sözcük uçurum: Dünyada zengin-yoksul arasındaki uçurum derinleştikçe dijital uçurum benzeri farklı uçurumlar boy gösteriyor; Gelir uçurumu eğitim uçurumunu körüklüyor; kültürel ve ekonomik uçurumlar politikacıları anlaşmaya çok yakın, ancak aynı zamanda uçurumun da kenarında tutuyor[1]; muhalefetsizlik uçuruma sürüklüyor[2]; borsa yatırımcısı artık uçurumun kenarında çiçek toplamıyor[3]; ama olsun, zaten büyük uçurumlar büyük adımlarla geçiliyor[4]; kadın-erkek istihdamındaki uçurum işsizlik uçurumuyla flört ediyor; virajı alamayan otomobiller uçuruma düşerek trafik canavarını besliyor; koyunlar topluca kendilerini uçurumdan atıp tüm dünyayı şaşırtıyor[5]; şaşıran dünya insanlar arasındaki uçurumun dibini göremiyor.

Devamı »

0

Abartılı Bir Normallik Bahanesi: SAKİ

     İnsan bazen bir yazı okur ve elime kâğıt kalem alsaydım aynen bunları yazardım diye düşünür. Bu duygu çok sık tekrarlanıyor ve de sessizce insanın içinde birikiyorsa benzer duygular zamanı geldiğinde farklı sözcük ve biçimlerde de olsa yeniden yazıya dökülür. Yazın alanının bu etkileşim süreci aynı zamanda üretim sürecinin en doğal seyridir. Yani iyi bir yazardan, şairden vs etkilenmek onun kötü bir taklidi olmadıkça olumsuz bir durum değil. Hatta yazan insanın bir başka yazarı kendine örnek alması, ondan etkilenmesi neredeyse kaçınılmaz bir şey.

Devamı »

3

Yaş Kırk Sekiz, Ölme Vakti

Yıllar önce modern İran edebiyatının en önemli öncülerinden biri olan Sadık Hidayet’in “ Kör Baykuş” kitabını okurken, kitabıma bir göz atıp da yazarın ilk sayfadaki yaşam öyküsünü okuyan bir arkadaşım, “ Vay canına! Kırk sekiz yaşında intihar etmiş, ne muhteşem! Tam da ölünecek bir yaş!” demişti. O zaman çok da ilgimi çekmeyen bu tepki, geçenlerde okumakta olduğum, gelmiş geçmiş en büyük düşünür- eleştirmenlerden biri olan Walter Benjamin’in kitabındaki yaşam öyküsünde kırk sekiz yaşında intihar ettiğini öğrenmemle olanca netliğiyle beynimde çaktı. Üstelik ikisi de kendi anavatanları olmayan bir yerde, Paris’te intihar etmişti. Biri doğu kültüründen, diğeri batı kültüründen gelen bu iki büyük kalemin ölümü karşılama zamanı, yeri ve şeklindeki böylesi benzerlik, bende kırk sekiz yıllık yaşamlarının benzer yanlarının neler olduğu merakını doğurdu. Ne de olsa, şairin dediği gibi, “ Hiçbir şey ölümünden daha çok benzemezdi insana”.

Devamı »

0

Sadık Hidayet Alaylı Bir Aldatmaca: Yaşam

          Modern İran edebiyatının en önemli öncülerinden biri olan Sadık Hidayet 17 Şubat 1903 tarihinde Tahran’da aristokrat bir ailede dünyaya gelir. Altı yaşına kadar sevimliliği, cana yakınlığı ve konuşkanlığıyla ailenin ilgi ve sevgi odağı olmasına rağmen altı yaşında birden sessizleşip içine kapanır. O andan sonra yaşamı boyunca iflah olmaz bir münzevidir artık o. En sert, en radikal eleştirilerini bile sessizce, odasına kapanarak, oyun arkadaşlarından kaçarak ve yazarak haykırır bundan böyle.

Devamı »

3

Kötülük

                                                   "Bugün sizi güldüren, yarın sizi öldürebilir de."
                                                                                                                                     Proudhon
                                                            
          Yaşamın en can alıcı parçasıdır kötülük. Ondan korkarız. Onu lanetleriz. Ondan tiksiniriz. Onu kınarız. Ona taparız. Ona uyarız. Onu görmezlikten geliriz. O ise, çeşitli biçimlerle, çeşitli kılıklarla, bazen de çırılçıplak yanı başımızdadır hep. Hatta içimizde. Dışarı çıkmak için küçücük bir işaret bekler.
 
          “Yalnızca içinizdeki iyilikten bahsedebilirim kötülükten değil

Devamı »