Yazar: Serkan Engin

Serkan Engin Yazılar

0

Post-modernist Şiirler(!) Sirki

Edebiyat dergilerine ve şiir yıllıklarına göz attığınızda, başat olan anlayışın halihazırda post-modernist şiir anlayışı olduğunu görürsünüz. Uzun yıllardır ülkemizin şiir düzleminde ağırlığı olan bu poetik anlayışı, daha önce “Post-modernist Şiir(!)’deki Sefaletin Çözümlenmesi/ Ekin Sanat Aralık 2005/ Berfin Bahar Ocak 2006 / YKY 2006 Şiir Yıllığı/ Kıyı Yaz 2007/ Karalama Sayı 2 2007/ Sert Sessiz Haziran 2008” adlı yazımda, ayrıntılı bir şekilde çözümlemiştim. Ne var ki, o yazının en büyük eksiği, post-modernist şiir tanımına giren örneklerin yazıya alınmaması, böylece eleştirilen şiir anlayışının örneklerle somutlanmamış olmasıydı. Bu yazıda örneklerle birlikte, post-modernist şiir anlayışının yapısı somutlanarak okura sergilenecektir.

Post-modernist şiir, şiirde anlamı ve anlak’ı hiçleyerek, şiiri sadece sözcük ve harf oyunlarına indirgeyen ve şair öznenin bilinçaltını dışavurumundan öteye geçmeyen şiir türüdür.

Devamı »

0

Ödül Düzleminde Şiir Erkini Yıkmanın Anatomisi

Ödüllendirmek, üst konumundaki biri ya da birilerinin, ast konumundaki biri ya da birilerine övgü lütuf etmesidir. Yani her şeyden önce iki birey arasında hiyerarşi kurar ki hiyerarşi insani değildir, dolayısıyla ödüllendirmek ve ödül beklemek de insani bir eylem değildir.

Sahibinden daha doğrusu kendisini sahibi olarak gören insandan ona uygun eylem sergilediği için bir köpeğin “ödül” beklemesi, kendi yapısı açısından anlaşılabilir bir durumdur, oysa insani eylemin temel ölçütü, herkese göz hizasında bakıp kalp hizasında sevebilmek, yani kimseyi üst ya da ast saymamak, herkesi kendiyle eşit düzlemde görüp buna göre hareket etmektir. Oysa ödül beklediğiniz zaman, otomatikman ödül veren özneleri üst, kendinizi ast konumuna getirirsiniz, kendinizi eşitlik çizgisinin altına, ödül veren özneleri de çizginin üstüne çekersiniz, yani fırlatılan topu sahibine getirdiği için ödül olarak kuru mama bekleyen köpekten farkınız kalmaz.

Devamı »

0

İki Şiir: “Acıyı Telaffuz”, “Küba Fatsa Arası”

Acıyı Telaffuz

Beni yatılı okulun askeri cinnetine sürdüler,
ah ki, kahırdan bir dizeye kırdılar beni.
Anama, avradıma, düşlerime,
ilk gençlik heveslerime sövdüler.

“Askerim, benim ağzım kuşlardan” mı demişti Edip.
Benim ağzım, kan revan düşlerle örülüdür hep,
on dördümde kırılan ön dişlerimin hatrına, kavgada.

Devamı »

0

ŞAİR ÇALAR, ŞAİR OYNAR

Şairlerin hali çok acıklı doğrusu. Bazen traji-komik duruma da gelebiliyor. Çünkü şiir okuru falan yok bu ülkede, kayda değer sayıda. Bu yüzden de şairler kendileri çalıp kendileri oynuyorlar ne acıdır ki.

Ne büsbütün içinde ne tamamen dışında” olduğum şair ortamına, artık acıyarak bakmaya başladım açıkçası.

Ece Ayhan, Turgut Uyar, Cemal Süreya gibi büyük şairlerin şiir kitapları bile, senede bin tane satılmıyor. Bildiğim kadarıyla, istisna olarak, sadece Nazım Hikmet ve Yılmaz Odabaşı’nın şiir kitaplarının satışı, yıl içinde birkaç bin sayısına ulaşabiliyor. Edebiyat dergilerinde düzenli olarak şiir yayımlatan, şiir yıllıklarına giren şairlerin çok ünlü olanlarının dışındaki şairler, yayınevlerine kendi ceplerinden para vererek kitaplarını bastırmak zorunda kalıyorlar. O kitaplar da ancak 500 tane basılabiliyor, satmayacağı için. Dağıtımcıların çoğu, satılmadığı için, bu kitapları dağıtmaya yanaşmıyor. Kitapçıların çoğu da şiir kitapları satılmadığı için, çok ünlü ve satan şairlerin kitapları dışındaki şiir kitaplarını almak istemiyor.

Devamı »

0

Aşk’a Akrostiş

Senin için…

Fısıldayan düşlerine sızdım yalınayak ansızın
Usulca öptüm umudunun puslu coğrafyasını
Lâl bir bulut geçiyordu kalbinin önünden
Yaslanıp kalbime yağmak için sabırsız
Ağzımda hâlâ terinin sesli harfleri

Ellerin bir papatya istilası her hecesinde tenimin
Masallar boyu sevdim gözlerine sinen ince hüznü
Ellerime bulaşan yağmur kokusu çünkü yüzün
Kalbim ise bir kâğıt gemi ortasında aşk denizinin

0

Ten Yazın

 

eski bir mektup ağzım çoktandır okunmadık
susuzluk kuşları sekiyor tenimden
geceye sustuğum kimsesizliğim
çöl uykusu kalbimin kılavuzu avuçlarımda

: temize çek artık ten yazını gövdemdeki
 

 

0

iki şiir

Kan Telaş

kan telaş koşuyor gece ağrıyan düşlerime
göğe susuyor yalnızlığımın kezzap denizi

- lav güllerine unuttun beni

iflahsız kuşlar konuyor Sisifos kalbime
günler dökülüyor avuçlarımdan ezberli dualar gibi

- lav güllerine teyelledin tenimi

Devamı »

0

kız Veysel

Veysel ki geberesi(!)
kangren babasının zürriyetinde
fazla kuzusu anasının
sokağa düşmüş düşleri
gecenin kirli pençesinde

Veysel ki ıssız bir monolog
kendini ezberleyen

Devamı »

0

gün delik Gülizar

günün deliğini kalbinle yamar gündelikçi Gülizar
yoksulluğun bodrum katında üşür düşleri
rakı rampasını tırmanırken gün boyu kocası
akşam dayak dağları karşılar gündelikçi Gülizar’ı

mülkiyeti aklayamaz silmekle
açlığa barikat avuçları

Devamı »

0

peralı güzele gazel

şimdi Aşk yırtılan bir kağıt deniz mavisi eksik
sormuyorum nereden tutuşur bir çift ela göz silemediğin

gök yıkılır ömrümüze üstümüze ince harfler bulaşır
kanar durur aksak kuşlar sol anahtarına yalnızlığın

şimdi dirim yıkık bir duvar düşlerime usturayla çizdiğim
kim susar bunca hayal kırıklığını bilemediğim

Devamı »

Toplam 2 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12