Yazar: Şerif Yıldırım Tatay

Şerif Yıldırım Tatay Yazılar

0

Ormanlar İnsan Korkusuyla Büyümüş Denizlerdir

ormanlar insan korkusuyla büyümüş denizlerdir

akşamlara akan serin süt sevgilerine
adını söylemediği
imgeler taşır babam
sessizliği ve tütün kokusuyla

insanın karanlığı kuytuları bile korkutur

çocukken hiç doymazdı susuzluğumuz
annemin beyaz elleri su taşırdı
çocukluğumuza ve tüm duruşlarımıza

Devamı »

0

AŞK GÖLGE II

yepyeni bir buluntu eskilerden ta
eski bir tat ortalıkta, epeski
yeşeriyor bir şeyler engelsiz ufkumuzda
seninle ben eski ta

beni gör sade, isterim bu olsun adımız

nedir bulduğum bu uzağımda hem de geçmiş
tatlı ve tatlı bir kazıntı
hatırlamıyorum, budur benim özüm

Devamı »

0

AŞK GÖLGE

aşkmış o unuttuğum
dönüveren köşeyi bir gölge
hiç yüzü olmamış aşk
nasıl bakamayışım yüzüne bulamayışım
dönüşüm köşeyi hep peşinden

geride bıraktığın o gölge
parmak uçlarımda dağılan sokaklar

kimler geldi benimle
nerelerde bıraktım adını
benim yokluğum bekler nöbeti
çöllerin ve gölgelerin ülkesinde

Devamı »

1

Sendeyim

her şeye bir ip bağladım ve fısıltıyla konuştum
hiçbir şey kaybolmasın diye
yaklaşan ormanın sesini dinledim
serin ve vahşi

tanrım bu güzellik beni öldürecek
hiç kimsenin bu güzelliği beni öldürecek

Devamı »

0

Ütopya

Yepyeni bir ülke kurulmalı; bildiğimiz tanrıların, dualara cevap veren tanrıların uzağında, insan kokusundan uzak bir ülke. Doğamızın tüm karanlığıyla, yalnızız: herhangi birimize atanacak bir ad ya da sıfat bulunabilir mi gerçekten? Bu ışık sızdırmaz yapıdan kurtulmak için, sokakları birbirine çıkmayan şehirler; geri dönüşler ve tekrarlamalar doğasını sıyırıp atmak için, sürekli ‘Sırat’ inşa edilmelidir.

Devamı »

0

Ateşte

nedir ki yayılan benden öteye
annem ve onun hiç olmamış çocukları
sessiz bir gülümseme, birkaç benzersiz söz
sürekli bir yineleme, hiç aynı yere dönmeyen

bakışlarımda donmuş birkaç dostum vardır
hep onlarla ateşteyim

0

Sessiz Şehirler

Bir tamdan eksilttiğim bedenimde
parmak uçlarımda
ve yüz yüze kurduğumuz şehirlerde
gümüş sessizliği

bırakışlarımızdan kurulmuş her şey
sokaklar, evler, ev hayvanları…
dilsizliğimizin ay vezninde
suskun hayvanların gölge sirkleri

0

Özür Dilerim!

Bildirge okunduğunda orada değildim, bilemiyorum. Ama etkisi sezgilere yer bırakmayacak kadar somut, havada asılı. Herkes biliyor, bir ben bilmiyorum. Bana söylenmemesini doğal buluyorum. Yüzlerden okumaya çalışıyorum; ama değişiyorlar. Bildirge kaderlerini çizmiş tabii, onlara da hak vermek lazım; hem pano değil ki bunlar, yüz! Ellere, ayaklara ve onların birliğine bakıyorum, elbiselerin içine kaçıyor, ayakkabıların içine giriyorlar.

“Bildirge okunurken orada değildin!” ifadesi her yerde. Pek de umursamıyor muyum ne! Ama çaresizim; çaresizliğim benliğimi de aştığı için belli olmuyor.

Belki de kimse orada değildi! Öyle olmalı. O zaman çaresizlikle mi yaklaşmalıyım onlara? Ama ah! O da olmuyor. En iyisi bir kurumsal sağaltıcıya mı, psikiyatra mı gitmek? Doğru hareketleri ondan öğrenebilir miyim? Yürümek ya da koşmak fayda etmeyecek; durduğun yerden birden mi sıçramalı?

“Herkes yok etmek istediğini çağırıyor!”

Utanıyorum birden. “Özür dilerim!” diyorum, “Herkesten özür dilerim!” “Ve kendimden.”

0

Günün Boşlukları

günün boşluklarında
hayatım-aşkım-cehennemim
kül değirmenleri kuruyor,
uçurum resimleri yapıyorum

güz, bir mevsim adı olmaktan çıkmış
ellerimden başka kimse bilmez bunu

Devamı »