Logo Background RSS

» Şerif Yıldırım Tatay

  • Sendeyim
    Yazan Şerif Yıldırım Tatay | 7 Ekim 2009 | 1 Yorum1 Yorum Comments

    her şeye bir ip bağladım ve fısıltıyla konuştum
    hiçbir şey kaybolmasın diye
    yaklaşan ormanın sesini dinledim
    serin ve vahşi

    tanrım bu güzellik beni öldürecek
    hiç kimsenin bu güzelliği beni öldürecek Devamı »

  • Ütopya
    Yazan Şerif Yıldırım Tatay | 7 Ekim 2009 | Yorum yok Comments

    Yepyeni bir ülke kurulmalı; bildiğimiz tanrıların, dualara cevap veren tanrıların uzağında, insan kokusundan uzak bir ülke. Doğamızın tüm karanlığıyla, yalnızız: herhangi birimize atanacak bir ad ya da sıfat bulunabilir mi gerçekten? Bu ışık sızdırmaz yapıdan kurtulmak için, sokakları birbirine çıkmayan şehirler; geri dönüşler ve tekrarlamalar doğasını sıyırıp atmak için, sürekli ‘Sırat’ inşa edilmelidir. Devamı »

  • Ateşte
    Yazan Şerif Yıldırım Tatay | 12 Kasım 2008 | Yorum yok Comments

    nedir ki yayılan benden öteye
    annem ve onun hiç olmamış çocukları
    sessiz bir gülümseme, birkaç benzersiz söz
    sürekli bir yineleme, hiç aynı yere dönmeyen

    bakışlarımda donmuş birkaç dostum vardır
    hep onlarla ateşteyim

  • Sessiz Şehirler
    Yazan Şerif Yıldırım Tatay | 7 Kasım 2008 | Yorum yok Comments

    Bir tamdan eksilttiğim bedenimde
    parmak uçlarımda
    ve yüz yüze kurduğumuz şehirlerde
    gümüş sessizliği

    bırakışlarımızdan kurulmuş her şey
    sokaklar, evler, ev hayvanları…
    dilsizliğimizin ay vezninde
    suskun hayvanların gölge sirkleri

  • Özür Dilerim!
    Yazan Şerif Yıldırım Tatay | 7 Kasım 2008 | Yorum yok Comments

    Bildirge okunduğunda orada değildim, bilemiyorum. Ama etkisi sezgilere yer bırakmayacak kadar somut, havada asılı. Herkes biliyor, bir ben bilmiyorum. Bana söylenmemesini doğal buluyorum. Yüzlerden okumaya çalışıyorum; ama değişiyorlar. Bildirge kaderlerini çizmiş tabii, onlara da hak vermek lazım; hem pano değil ki bunlar, yüz! Ellere, ayaklara ve onların birliğine bakıyorum, elbiselerin içine kaçıyor, ayakkabıların içine giriyorlar.

    “Bildirge okunurken orada değildin!” ifadesi her yerde. Pek de umursamıyor muyum ne! Ama çaresizim; çaresizliğim benliğimi de aştığı için belli olmuyor.

    Belki de kimse orada değildi! Öyle olmalı. O zaman çaresizlikle mi yaklaşmalıyım onlara? Ama ah! O da olmuyor. En iyisi bir kurumsal sağaltıcıya mı, psikiyatra mı gitmek? Doğru hareketleri ondan öğrenebilir miyim? Yürümek ya da koşmak fayda etmeyecek; durduğun yerden birden mi sıçramalı?

    “Herkes yok etmek istediğini çağırıyor!”

    Utanıyorum birden. “Özür dilerim!” diyorum, “Herkesten özür dilerim!” “Ve kendimden.”

  • Günün Boşlukları
    Yazan Şerif Yıldırım Tatay | 2 Kasım 2008 | Yorum yok Comments

    günün boşluklarında
    hayatım-aşkım-cehennemim
    kül değirmenleri kuruyor,
    uçurum resimleri yapıyorum

    güz, bir mevsim adı olmaktan çıkmış
    ellerimden başka kimse bilmez bunu

    Devamı »