her şeye bir ip bağladım ve fısıltıyla konuştum
hiçbir şey kaybolmasın diye
yaklaşan ormanın sesini dinledim
serin ve vahşi
tanrım bu güzellik beni öldürecek
hiç kimsenin bu güzelliği beni öldürecek Devamı »
her şeye bir ip bağladım ve fısıltıyla konuştum
hiçbir şey kaybolmasın diye
yaklaşan ormanın sesini dinledim
serin ve vahşi
tanrım bu güzellik beni öldürecek
hiç kimsenin bu güzelliği beni öldürecek Devamı »
Yepyeni bir ülke kurulmalı; bildiğimiz tanrıların, dualara cevap veren tanrıların uzağında, insan kokusundan uzak bir ülke. Doğamızın tüm karanlığıyla, yalnızız: herhangi birimize atanacak bir ad ya da sıfat bulunabilir mi gerçekten? Bu ışık sızdırmaz yapıdan kurtulmak için, sokakları birbirine çıkmayan şehirler; geri dönüşler ve tekrarlamalar doğasını sıyırıp atmak için, sürekli ‘Sırat’ inşa edilmelidir. Devamı »
nedir ki yayılan benden öteye
annem ve onun hiç olmamış çocukları
sessiz bir gülümseme, birkaç benzersiz söz
sürekli bir yineleme, hiç aynı yere dönmeyen
bakışlarımda donmuş birkaç dostum vardır
hep onlarla ateşteyim
Bir tamdan eksilttiğim bedenimde
parmak uçlarımda
ve yüz yüze kurduğumuz şehirlerde
gümüş sessizliği
bırakışlarımızdan kurulmuş her şey
sokaklar, evler, ev hayvanları…
dilsizliğimizin ay vezninde
suskun hayvanların gölge sirkleri
Bildirge okunduğunda orada değildim, bilemiyorum. Ama etkisi sezgilere yer bırakmayacak kadar somut, havada asılı. Herkes biliyor, bir ben bilmiyorum. Bana söylenmemesini doğal buluyorum. Yüzlerden okumaya çalışıyorum; ama değişiyorlar. Bildirge kaderlerini çizmiş tabii, onlara da hak vermek lazım; hem pano değil ki bunlar, yüz! Ellere, ayaklara ve onların birliğine bakıyorum, elbiselerin içine kaçıyor, ayakkabıların içine giriyorlar.
“Bildirge okunurken orada değildin!” ifadesi her yerde. Pek de umursamıyor muyum ne! Ama çaresizim; çaresizliğim benliğimi de aştığı için belli olmuyor.
Belki de kimse orada değildi! Öyle olmalı. O zaman çaresizlikle mi yaklaşmalıyım onlara? Ama ah! O da olmuyor. En iyisi bir kurumsal sağaltıcıya mı, psikiyatra mı gitmek? Doğru hareketleri ondan öğrenebilir miyim? Yürümek ya da koşmak fayda etmeyecek; durduğun yerden birden mi sıçramalı?
“Herkes yok etmek istediğini çağırıyor!”
Utanıyorum birden. “Özür dilerim!” diyorum, “Herkesten özür dilerim!” “Ve kendimden.”
günün boşluklarında
hayatım-aşkım-cehennemim
kül değirmenleri kuruyor,
uçurum resimleri yapıyorum
güz, bir mevsim adı olmaktan çıkmış
ellerimden başka kimse bilmez bunu