<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ussuz Edebiyat, Düşün ve Sanat Seyri &#187; Fernando Pessoa</title>
	<atom:link href="http://www.ussuz.com/category/ceviri/fernando-pessoa/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ussuz.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 06 Jan 2012 19:29:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Kaç kişiyim ben?</title>
		<link>http://www.ussuz.com/2011/05/kac-kisiyim-ben/</link>
		<comments>http://www.ussuz.com/2011/05/kac-kisiyim-ben/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 May 2011 18:02:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fernando Pessoa</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Düzyazı]]></category>
		<category><![CDATA[Fernando Pessoa]]></category>
		<category><![CDATA[Çeviri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ussuz.com/?p=823</guid>
		<description><![CDATA[Çeviren: Erdoğan Kul Çevremdeki her şey, beni çevreleyen her şey buharlaşıyor. Tüm yaşamım, belleğim, imgelemim, imgelerim, kişiliğim… buharlaşıyor, uçup gidiyor. Her zaman başka biri olduğumu duyumsuyorum; başka bir şey, başka…...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="padding-left: 450px; text-align: justify;">Çeviren: <strong>Erdoğan Kul</strong></p>
<p style="padding-left: 30px; text-align: justify;">Çevremdeki her şey, beni çevreleyen her şey buharlaşıyor. Tüm yaşamım, belleğim, imgelemim, imgelerim, kişiliğim… buharlaşıyor, uçup gidiyor. Her zaman başka biri olduğumu duyumsuyorum; başka bir şey, başka… Burada rol aldığım sahne, başka bir oyuna ait. Ve katıldığım bu gösteri kendi kendimim.</p>
<p style="padding-left: 30px; text-align: justify;">Kimi zaman, on-on beş yıl önce yazdığım metinlere rastlıyorum karmakarışık çekmecemde. Bunların çoğu, tanımadığım biri tarafından yazılmış gibi geliyor bana; kolayca tanıyamıyorum onlardaki kendimi. Ben yazmışım; ama başka bir yaşamda, ondan henüz uyanıp geride bırakmış olduğum başka bir yaşamda.</p>
<p style="padding-left: 30px; text-align: justify;">Çok gençken, daha on sekiz-yirmi yaşlarındayken yazdığım kimi metinlerde, mahiyetini tam olarak kavrayamadığım bir etkileme gücü var.<span id="more-823"></span> Ergenlikten henüz birkaç adım attığım yıllara ait bu cümlelerin, bu pasajların bugünkü ben tarafından üretildiklerini anlayabiliyorum kimileyin. O zamanki kendimin, yılların ve nesnelerin eğitiminden geçmiş şimdiki kendimin aynısı olduğunu anlayabiliyorum. Bugüne doğru büyük bir gelişim, büyük bir değişim geçirmiş olduğumu düşününce de, böylesi bir anlama durumunda, bir yere koyamıyorum geçirdiğim değişimi.</p>
<p style="padding-left: 30px; text-align: justify;">Bunda bir gizem var; beni değerden düşüren, üzerimde baskı kuran.</p>
<p style="padding-left: 30px; text-align: justify;">Yine birkaç gün önce, eskiden yazdığım küçük bir metni okuyunca müthiş bir acı duydum.  İç sızımın, o metinlerde henüz birkaç yaşında olduğunu fark ettim. Çekmecemde, aynı iç sızımın güçlü bir biçimde vurgulandığı daha eski metinler de buldum. Doğrusu, geçmişteki kendimi tam olarak anlayamadım. Şimdiki kendiliğime doğru nasıl bir ilerleme kaydetmiştim? Bugün beni tanıyan biri, nasıl olur da dün tanımamaktadır? Tüm bunlar, kendimle olduğum ve kendimden ayrı düştüğüm bir labirentte karmaşa içinde bırakıyor beni.</p>
<p style="padding-left: 30px; text-align: justify;">Zihnimde uçuşan binlerce düşünceyle geziniyorum; yazmakta olduğumun, aslında henüz yazmış bulunduğum olduğundan eminim. Anımsamaktayım. Ve içimdeki varlığın, duyumların Platoncu bağlamdaki yorumu açısından düşünülüp düşünülemeyeceğini ya da ancak bu yaşam içinde varsayılabilecek önceki bir yaşama ilişkin başka bir belleğin bulunup bulunmadığını soruyorum kendime.</p>
<p style="padding-left: 30px; text-align: justify;">Tanrım, Tanrım, izlemekte olduğum bu oyun kimin? Kaç kişiyim ben? Kimim? Kendimle kendim arasındaki bu boşluk da ne?</p>
<p style="padding-left: 330px; text-align: justify;">***</p>
<p style="padding-left: 30px; text-align: justify;"><span style="font-size: medium;"><em><strong>Ömer Hayyam <br />
 </strong></em></span></p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;">Ömer Hayyam’ın bir kişiliği vardı; benimse, daha iyi ya da daha kötü, yok böyle bir kişiliğim. Bir an biri oluyorum, sonra tamamen başka biri; bugün ne olduğumu yarın unutuyorum. Ömer Hayyam gibiler, yani her kim ve ne ise o olanlar, tek ve sonsuz bir dünyada yaşarlar; benim gibiler, yani her kim ve ne ise o olmayanlarsa, yalnızca sonsuz, nesnel bir dünyada değil, biri öbürünü izleyen, apayrı, sonsuz ve öznel bir dünyada yaşarlar aynı zamanda. Benim felsefem, Ömer Hayyam’ınkinin tıpkısı olmaya özense bile, tıpkısı olamaz. Sonuçta,  böyle bir şeyi gerçekten istemesem de, eleştirdiğim pek çok filozof var içimde -ruhlar misali. Ömer, tümden reddedebildi bunları; çünkü ona yabancıydılar. Bense reddedemiyorum; çünkü ben her kim ve ne isem onlar da o.</p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;"> </p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;">______________</p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;"><span style="font-size: x-small;">Fernando Pessoa, <em>The Boom of Disquiet</em>, tr.Alfred Mac Adam, Exact Change, Boston, 1998.</span></p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;"> </p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;"><span style="font-size: x-small;"><br />
</span></p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;"> </p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;"><span style="font-size: x-small;"><br />
 </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ussuz.com/2011/05/kac-kisiyim-ben/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sevmek Gerçekten Olanaklı mı?*</title>
		<link>http://www.ussuz.com/2009/10/sevmek-gercekten-olanakli-mi/</link>
		<comments>http://www.ussuz.com/2009/10/sevmek-gercekten-olanakli-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Oct 2009 16:35:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fernando Pessoa</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Düzyazı]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Fernando Pessoa]]></category>
		<category><![CDATA[Çeviri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ussuz.com/?p=537</guid>
		<description><![CDATA[Çeviren: Erdoğan Kul Sevmek, gerçekten olanaklı mı? Aşk, yanılsamaların en şehevisidir, çocuğum. Şimdi iyi kulak ver bana: Sevmek, sahiplenmekten başka bir anlam taşımaz. Peki, seven biri, bu sevgisinin sonucunda neyi...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="padding-left: 360px;">Çeviren: <strong>Erdoğan Kul</strong></p>
<p style="padding-left: 30px;">Sevmek, gerçekten olanaklı mı?</p>
<p style="padding-left: 30px;">Aşk, yanılsamaların en şehevisidir, çocuğum. Şimdi iyi kulak ver bana: Sevmek, sahiplenmekten başka bir anlam taşımaz.</p>
<p style="padding-left: 30px;">Peki, seven biri, bu sevgisinin sonucunda neyi sahiplenecektir? Bir bedeni mi? Ona gerçekten sahip olması için onun oluşum ögelerini kendisinin kılması, onu yemesi, kendi bedenine dönüştürmesi gerekmiyor mu?… Bu olanaksız eylem gerçekleştirilse bile, bu ne kadar sürebilir ki? Baksana, bedenlerimiz hep aynı kalmıyor, başkalaşıma uğruyor. Üstelik, gel bakalım bedenimizin mülkiyeti bize mi ait (yalnızca duyularına sahibiz bedenimizin)? Hem, karşımızdakinin bedenine bu yolla sahip olduğumuzu farz etsek bile, o artık bizim kendi bedenimizleşeceğinden, yani başkasının olması artık son bulacağından, aşk için gerekli bir koşul olan öteki varlık ortadan kaybolacak, böylece aşk da yitip gidecektir.<span id="more-537"></span></p>
<p style="padding-left: 30px;">Ya ruha sahip olmaktan söz edebilir miyiz?</p>
<p style="padding-left: 30px;">Sessizce dinle beni: Bu da olanaklı değil, kendi ruhumuz dediğimiz şey bile bizim değilken, başkasının ruhuna nasıl sahip olabiliriz?</p>
<p style="padding-left: 30px;">Neyi sahiplenebiliriz, nedir sahip olduğumuz? Sevmeye yol açan etken ne? Güzellik mi? İyi de, severek, sevmekle sahip olabiliyor muyuz ona? Aşk konusunda nedir bizi gerçekten yönlendiren? Doğrusu ne beden, ne ruh, ne de güzellik. Güzel bir bedeni sahiplenmek, güzelliği de sahiplenmeyi değil; birtakım hücreleri, yağı, eti sahiplenmeyi içerir. Birini öptüğümüzde, bu öpüş onun ağzının güzelliğine değil, yalnızca ve yalnızca o narin dudakların nemli etine ulaşabilir, değebilir. Hatta cinsel birleşme bile, bir bedenin öbürüne gerçekten nüfuzunu sağlamak şöyle dursun, bir ilgilenimden, bir sürtünmeden, yakın bir ilişkiden öteye geçemez… Nedir sahip olduğumuz, neyi sahiplenebiliriz?</p>
<p style="padding-left: 30px;">Duygularımıza, hiç değilse onlara sahip olmaktan da mı söz edemeyiz? Aşk, birbirimizi, kendi kendimizi, bari duygularımızda sahiplenmek için bir yol olamaz mı? Şöyle de düşünebiliriz: Aşk, birbirimizi apaçık düşlememizin bir yolu, bu durumda da, böylesi bir varoluş düşü değil mi en azından? Bir duygu silindiğinde anısı her zaman bizimle kalır ve bu bakımdan bir sahiplenişten söz edebiliriz hiç değilse…</p>
<p style="padding-left: 30px;">Gel, bu yanılsamadan da vazgeçelim. Duyumlarımız da bizim mülkiyetimiz değil işte. Yoo, hemen aksi bir şey söylemeye kalkışma! Dahası, bellek geçmişe ilişkin bir duyumdur. Ve yanılsamadır bütün duygular.</p>
<p style="padding-left: 30px;">Dinle beni, dinle. Şu, pencereden nehrin öbür yakasındaki düzlüğe ya da günbatımına bakıp durmayı da kes artık. Belirsiz mesafeleri boylu boyunca kesen tren düdüğüne kulak vermeyi de bırak ve sessizlik içinde beni dinle.</p>
<p style="padding-left: 30px;">(Yan yatmış bir semaver, üzerimize vuruyor günün son ışıkları, yüzüyor narin narin içinde saatler, gül yaprakları.)<br />
 ________________________________________<br />
 * Fernando Pessoa, The Book of Disquiet, tr.Alfred Mac Adam, Exact Change, Boston, 1998, s.191.</p>
<p style="padding-left: 30px;"> </p>
<p style="padding-left: 30px;"> </p>
<p style="padding-left: 30px;"> </p>
<p style="padding-left: 30px;"><span style="font-size: small;"><strong> </strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ussuz.com/2009/10/sevmek-gercekten-olanakli-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

