<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ussuz Edebiyat, Düşün ve Sanat Seyri &#187; Plotinus</title>
	<atom:link href="http://www.ussuz.com/category/ceviri/plotinus/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ussuz.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 06 Jan 2012 19:29:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Enneadlar, Altıncı Deneme (Plotinus)</title>
		<link>http://www.ussuz.com/2008/11/enneadlar-altinci-deneme-plotinus/</link>
		<comments>http://www.ussuz.com/2008/11/enneadlar-altinci-deneme-plotinus/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Nov 2008 11:19:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Plotinus</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Plotinus]]></category>
		<category><![CDATA[Çeviri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ussuz.com/?p=106</guid>
		<description><![CDATA[G&#220;ZELLİK 1 G&#252;zellik &#246;zellikle g&#246;rme duyusuna hitap eder, ama s&#246;zlerin belirli birleşimlerinde ve m&#252;ziğin her t&#252;r&#252;nde olduğu gibi, işitme i&#231;in de bir g&#252;zellik vardır, &#231;&#252;nk&#252; melodiler ve kadanslar g&#252;zeldir; kendilerini...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>G&Uuml;ZELLİK</strong></p>
<p><strong>1</strong><br />
G&uuml;zellik &ouml;zellikle g&ouml;rme duyusuna hitap eder, ama s&ouml;zlerin belirli birleşimlerinde ve m&uuml;ziğin her t&uuml;r&uuml;nde olduğu gibi, işitme i&ccedil;in de bir g&uuml;zellik vardır, &ccedil;&uuml;nk&uuml; melodiler ve kadanslar g&uuml;zeldir; kendilerini duyular alemi &uuml;zerinde daha y&uuml;ksek bir d&uuml;zene taşıyan zihinler, hayatın akışındaki, eylemlerdeki, karakterdeki, zihnin uğraşlarındaki g&uuml;zelliğin de farkındadırlar; bir de erdemlerin g&uuml;zelliği vardır. Daha y&uuml;ce ne gibi g&uuml;zellikler olabileceğini, tartışmamız ortaya &ccedil;ıkartacaktır.<br />
&Ouml;yleyse nedir bu maddi bi&ccedil;imlere alımlılık veren ve kulağı seslerde fark edilen tatlılığa &ccedil;eken şey; ve Ruhtan kaynaklanan her şeyde bulunan bu g&uuml;zelliğin sırrı nedir?<span id="more-106"></span><br />
Hepsi g&uuml;zelliğini bir tek ilkeden mi alır, yoksa cisimli olanla cisimsiz olana &ouml;zg&uuml; başka başka g&uuml;zellikler mi vardır? Son olarak, bir ya da &ccedil;ok olsun, b&ouml;yle bir ilke ne olabilir?<br />
Bazı şeylerin, &ouml;rneğin maddi bi&ccedil;imlerin, kendilerinde olan bir şey dolayısıyla değil de aktarılan bir şey dolayısıyla g&uuml;zel olmasına karşılık, başka bazı şeylerin (&ouml;rneğin <em>Erdemler</em>in) kendiliğinden g&uuml;zel olduğunu g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde tutun.<br />
Aynı bedenler bazen g&uuml;zel g&ouml;r&uuml;n&uuml;rken bazen g&uuml;zel g&ouml;r&uuml;nmezler; demek ki beden olmakla g&uuml;zel olmak arasında b&uuml;y&uuml;k fark vardır.<br />
&Ouml;yleyse kendini belirli maddi bi&ccedil;imlerde g&ouml;steren bu şey nedir? Bu, araştırmamızın doğal başlangıcı.<br />
Kendilerine g&uuml;zel bir nesne sunulan kimselerin g&ouml;zlerini cezbeden şey nedir ki onları kendisine doğru &ccedil;ağırır, ayartır ve bu g&ouml;r&uuml;n&uuml;şle zevkle doldurur? Biz kendimizi bu bilgiyle donatırsak, daha geniş bir bakış i&ccedil;in de bir &ccedil;ıkış noktası edinmiş oluruz.<br />
Neredeyse herkes par&ccedil;aların birbirine ve b&uuml;t&uuml;ne karşı simetrisinin, renklerdeki belirli bir &ccedil;ekicikle birlikte, g&ouml;zle tanınan g&uuml;zelliği kurduğunu, g&ouml;r&uuml;nen şeylerde &ndash; aslında başka her şeyde olduğu gibi &ndash; evrensel olarak g&uuml;zel olan şeyin esasında simetrik, d&uuml;zenli olduğunu ifade eder.<br />
Ama bunun ne anlama geldiğini bir d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n.<br />
Ancak bir bileşik g&uuml;zel olabilir, asla par&ccedil;alardan oluşan bir şey değil ve sadece bir b&uuml;t&uuml;n. &Ccedil;eşitli par&ccedil;alar kendi i&ccedil;lerinde değil, g&uuml;zel bir toplamı oluşturmak i&ccedil;in birlikte &ccedil;alışırken g&uuml;zelliğe sahip olacaklardır. Bununla birlikte, bir topluluktaki g&uuml;zellik, ayrıntılarda da g&uuml;zellik talep eder; &ccedil;irkinlikten kurulamaz. G&uuml;zelliğin yasası baştanbaşa işlemelidir.<br />
Renklerin ve hatta g&uuml;neş ışığının b&uuml;t&uuml;n g&uuml;zelliği, par&ccedil;alardan yoksun olduğu ve b&ouml;ylece simetri bakımından g&uuml;zel olmadığı i&ccedil;in, g&uuml;zellik aleminin dışına s&uuml;r&uuml;lmelidir. Ve nasıl olup da altın g&uuml;zel bir şey olur? Geceleyin şimşek ve yıldızlar, bunlar neden bu kadar hoştur?<br />
Her ne kadar m&uuml;kemmel bir bestede &ccedil;oğunlukla her bir aralık kendi i&ccedil;inde hoş da olsa, seslerde de basit olan dışlanmalıdır.<br />
Yine, madem ki simetri bakımından sabit olan aynı y&uuml;z bazen hoş g&ouml;r&uuml;nmesine rağmen bazen g&ouml;r&uuml;nmemektedir, g&uuml;zelliğin simetriden başka bir şey olduğu, simetrinin de g&uuml;zelliğini daha uzak bir ilkeye bor&ccedil;lu olduğu konusunda ş&uuml;phe edebilir miyiz?<br />
Yaşam tarzlarında ya da d&uuml;ş&uuml;ncenin ifadesinde &ccedil;ekici olan şeye d&ouml;nelim; burada da mı simetriyi yardıma &ccedil;ağıracağız? Y&uuml;ce davranışlarda ya da m&uuml;kemmel yasalarda, d&uuml;ş&uuml;nsel uğraşının herhangi bir bi&ccedil;iminde ne gibi bir simetri bulunabilir?<br />
Soyut d&uuml;ş&uuml;ncenin konularında nasıl bir simetri olabilir?<br />
Birbiriyle uyumlu olmanın simetrisi mi? Ama uyum, ya da t&uuml;m&uuml;yle &ouml;zdeşlik, &ccedil;irkinlikten başka hi&ccedil;bir şeyin bulunmadığı yerde de bulunabilir: &ldquo;D&uuml;r&uuml;stl&uuml;k safdilliğin ta kendisidir&rdquo; &ouml;nermesi, &ldquo;Doğruluk irade zayıflığıdır&rdquo; &ouml;nermesiyle m&uuml;kemmel bir uyum i&ccedil;indedir, uyum tamdır.<br />
Yine, b&uuml;t&uuml;n erdemler ruhun birer g&uuml;zelliğidir, b&uuml;t&uuml;n diğerlerinden daha ger&ccedil;ek bir g&uuml;zellik, ama simetri buraya nasıl girer? Ruh, ger&ccedil;ekten de, basit bir birlik değildir; yine de ruhun erdemi uzamın ya da sayıların simetrisine sahip olamaz: ruhun yetilerinin ya da ereklerinin uzlaşmaları ya da kaynaşmaları &uuml;zerinde ge&ccedil;erli olabilecek &ouml;l&ccedil;&uuml; standardı ne olabilir?</p>
<p>Son olarak, bu teoriye g&ouml;re, Zihinsel İlkede, esas olarak yalın olanda, nasıl olup da g&uuml;zellik olacaktır?<br />
<strong>2</strong><br />
&Ouml;yleyse, haydi kaynağa geri d&ouml;nelim ve g&uuml;zelliği maddi şeylere yerleştiren <em>İlke</em>yi g&ouml;steriverelim.<br />
Ş&uuml;phesiz bu İlke vardır; bu ilk bakışta g&ouml;r&uuml;len bir şeydir. Ruhun kadim bir bilgisindenmiş&ccedil;esine adlandırdığı ve fark edince bağrına basıp birlikteliğe girdiği bir şey.<br />
Ama ruh bir de <em>&Ccedil;irkin</em>le karşılaşırsa birden bire kendi i&ccedil;ine siner, onu reddeder, ondan y&uuml;z &ccedil;evirir, uyumsuz olduğu i&ccedil;in g&uuml;cenir.<br />
Yorumumuz odur ki ruh &ndash; doğasının b&uuml;t&uuml;n doğruluğuyla, <em>Oluşun</em> hiyerarşisindeki en y&uuml;ce <em>Varlıklar</em>la yakın ilişkisiyle &ndash; o soydan bir şey ya da o soya ait en ufak bir iz g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nde, ani bir zevkle titrer, kendisine d&ouml;ner ve b&ouml;ylece yeniden doğasının bilincine, kendi yurduna katılır.<br />
Ama bu d&uuml;nyanın g&uuml;zelliğiyle <em>Y&uuml;ce</em>deki eksiksiz g&uuml;zellik arasında b&ouml;ylesi bir benzerlik var mıdır? Ayrıntılardaki b&ouml;ylesi bir uygunluk, her iki d&uuml;zeni benzer kılacaktır: ama buradaki g&uuml;zellikle oradaki g&uuml;zellik arasında ortak olan nedir?<br />
Bizim kabul edip onayladığımız odur ki, bu d&uuml;nyanın b&uuml;t&uuml;n g&uuml;zelliği İdeal Bi&ccedil;im&rsquo;deki payından gelir.<br />
T&uuml;r&uuml; bi&ccedil;ime ve kalıba izin veren b&uuml;t&uuml;n bi&ccedil;imsizlik, <em>Akıl</em> ve <em>İdea</em>nın dışında kaldığı m&uuml;ddet&ccedil;e, işte bu <em>İlk Akıl</em>dan yalıtılmışlığı dolayısıyla &ccedil;irkindir. Ve işte bu <em>Saf &Ccedil;irkin</em>dir: &ccedil;irkin bir şey, tamamen kalıba d&ouml;k&uuml;lmemiş bir şeydir, <em>Akıl Y&uuml;r&uuml;tme</em>yle, b&uuml;t&uuml;n noktalarda ve b&uuml;t&uuml;n y&ouml;nleriyle <em>İdeal Bi&ccedil;im</em>e teslim olmayan Madde&rsquo;dir.<br />
Ama <em>İdeal Bi&ccedil;im</em> nereye girdiyse, &ccedil;eşitli par&ccedil;alardan bir birlik haline gelecek ne varsa onları gruplandırmış ve d&uuml;zenlemiştir: karmaşayı uyum i&ccedil;inde &ccedil;alışan bir işbirliğinde toplamıştır: toplamı, uyumlu bir bağdaşım yapmıştır: <em>İdea</em> bir birlik olduğundan, şeklini verdiği şey de, &ccedil;arpma işleminde olduğu kadar birliğe gelmelidir.<br />
B&ouml;ylece, birliğe katılan şey &uuml;zerinde <em>G&uuml;zellik</em> tahtını kurar, toplama olduğu kadar par&ccedil;alara da kendini vererek: doğal bir birliğin, benzer par&ccedil;alardan oluşan bir şeyin &uuml;zerinde ışıdığı zaman, kendini o b&uuml;t&uuml;ne verir. B&ouml;ylece, &ouml;rneklemek gerekirse, b&uuml;t&uuml;n bir eve b&uuml;t&uuml;n par&ccedil;alarıyla sanat erbabınca verilen g&uuml;zellik ve tek bir taşa doğal bir niteliğin verebileceği g&uuml;zellik vardır.<br />
O halde maddi şeyler işte b&ouml;yle g&uuml;zel olur &ndash; <em>İlahi</em>den s&uuml;z&uuml;len d&uuml;ş&uuml;nceyi ileterek.<br />
<strong>3</strong><br />
Ve ruh, <em>G&uuml;zelliğe</em> y&ouml;nelik garip bir yetiye sahiptir &ndash; kendi değerlendirmesinden sonuna dek emindir; g&uuml;zel bir şey kendisine değerlendirme i&ccedil;in sunulduğunda hi&ccedil;bir zaman ş&uuml;pheye d&uuml;şmez.<br />
Ya da belki ruhun kendisi anında tepki g&ouml;sterir, <em>İdeal Bi&ccedil;im</em> ile uyumlu olan bir şeyi i&ccedil;inde barındıran <em>G&uuml;zel</em>i onaylarken, <em>İdea</em>yı mihenk taşı gibi kullanır.<br />
Ama maddeyle (material) b&uuml;t&uuml;n <em>Madde</em>yi (Matter) &ouml;nceleyen arasında ne gibi bir uygunluk vardır?<br />
İ&ccedil;sel ev fikrine uygun evi karşısında bulan mimar hangi ilkeye g&ouml;re ona g&uuml;zel der? Değil mi ki &ouml;n&uuml;nde duran ev, taşlar bir yana, i&ccedil;sel ev fikrinin dışsal madde yığını &uuml;zerine damgalanmış halidir, &ccedil;eşitlide ortaya konan b&ouml;l&uuml;nmezdir.<br />
B&ouml;ylece, kavrayış yetisiyle: belirli nesnelerde bi&ccedil;imsiz maddeyi bir arada tutan ve kontrol eden <em>İdeal Bi&ccedil;im</em>i ayırt ederek, <em>İdea</em>nın doğasının aksine, bildik bi&ccedil;imlerin &uuml;zerine damgalanmış olduğundan daha m&uuml;kemmel bazı başka bi&ccedil;imler g&ouml;rerek, par&ccedil;alar halinde kalan başka ne varsa birliğe toplar, yakalar ve i&ccedil;eri taşır; artık par&ccedil;alardan oluşan bir şey değildir. Ve onu <em>İdeal İlke</em>ye uyumlu, elverişli bir şey, doğal bir dost olarak sunar. Buradaki zevk, bir gen&ccedil;te kendi ruhunun eriştiği m&uuml;kemmellikle uyumlu bir erdemin ilk işaretlerini g&ouml;ren iyi bir adamınki gibidir.<br />
Renklerin g&uuml;zelliği de bir birleşmenin sonucudur: bi&ccedil;imden &ccedil;ıkar, <em>Madde</em>nin i&ccedil;indeki karanlığın ışık d&ouml;k&uuml;lerek fethinden, cisimsizden; ki o bir <em>Zihinsel İlke</em>dir ve bir <em>İdeal Bi&ccedil;im</em>.<br />
Bu y&uuml;zdendir ki <em>Ateş</em> t&uuml;m diğer maddi bedenlerden daha g&ouml;rkemlidir, İdeal İlkenin payesiyle diğer temel &ouml;ğelerin &uuml;zerindedir. Hep yukarı y&ouml;neliktir. B&uuml;t&uuml;n bedenlerin en zarifi, en neşelisi, bedensize &ccedil;ok yakınmış gibidir. Yalnızdır ve başkasını kabul etmez, b&uuml;t&uuml;n diğerlerine sızar: &ccedil;&uuml;nk&uuml; onlar ısıyı kabul eder ama beriki asla soğuk değildir. O, renge aslen sahiptir; başka şeyler, rengin <em>Bi&ccedil;imini</em> ondan alırlar. Bu nedenle ışığın parıltısı, <em>İdea</em>ya ait olan parıltıdır. Işığına karşı koyup tamamen alamayanlar, rengin <em>Bi&ccedil;imini</em> b&uuml;t&uuml;n&uuml;yle emememiş gibi, g&uuml;zelliğin dışında kalırlar.<br />
Ve sesteki duyulmamış armoniler, duyduğumuz armonileri yaratıp, bir başka t&uuml;rdeki asıl &ouml;z&uuml; g&ouml;stererek, ruhu g&uuml;zelliğin bilincine uyandırırlar: &ccedil;&uuml;nk&uuml; duyulur m&uuml;ziğimizin &ouml;l&ccedil;&uuml;leri keyfi olmayıp, işi <em>Madde</em>ye h&uuml;kmedip oluşa d&uuml;zen getirmek olan <em>İlke</em> tarafından saptanmışlardır.<br />
Duyular aleminin, imgelerin ve g&ouml;lge resimlerin, <em>Madde</em>nin i&ccedil;ine girmiş olan ka&ccedil;akların g&uuml;zelliği buraya kadardır &ndash; g&ouml;r&uuml;ld&uuml;kleri yeri s&uuml;sler ve b&uuml;y&uuml;leyici kılarlar.<br />
<strong>4</strong><br />
Ama bunlardan daha &ouml;nce gelen ve daha y&uuml;ce g&uuml;zellikler vardır. Duyu esasına dayalı yaşamımızda artık bunları bilmeye layık g&ouml;r&uuml;lmeyiz; ama ruh onları organlardan hi&ccedil;bir yardım almadan g&ouml;r&uuml;r ve a&ccedil;ıklar. Duyuları kendi aşağı yerinde bırakarak, bunların g&ouml;r&uuml;ş&uuml;ne y&uuml;kselmeliyiz. Maddi d&uuml;nyanın g&uuml;zel bi&ccedil;imleri hakkında konuşmak nasıl onları hi&ccedil; g&ouml;rmemiş ya da g&uuml;zelliklerini bilmemiş olanların harcı değilse &ndash; doğuştan k&ouml;r bir adamı alalım &ndash; y&uuml;ce davranışlar, &ouml;ğrenme ve b&uuml;t&uuml;n bu d&uuml;zen hakkında da bunlara ilgi g&ouml;stermemiş olanlar &ouml;yle sessiz kalmalıdır. Akşamın ve şafağın g&uuml;zelliğinin &ouml;tesinde g&uuml;zel olan <em>Adalet</em> ve <em>Hikmet</em>in y&uuml;z&uuml;n&uuml; asla bilmemiş olanlar, erdemin g&ouml;rkemini de anlatamazlar.<br />
B&ouml;ylesi bir g&ouml;r&uuml;ş ancak <em>Ruh</em>un g&ouml;r&uuml;ş&uuml;yle g&ouml;renler i&ccedil;indir &ndash; ve g&ouml;r&uuml;r g&ouml;rmez sevineceklerdir; &uuml;zerlerine bir huşu ve geri kalan her şeyin ancak uyandırabileceği bir dert &ccedil;&ouml;kecektir; &ccedil;&uuml;nk&uuml; onlar şimdi <em>Hakikat</em> aleminde y&uuml;r&uuml;mektedirler.<br />
İşte g&uuml;zelliğin neden olması gereken yegane ruh hali budur; hayret ve nefis bir dert, &ouml;zlem, aşk ve t&uuml;m&uuml;yle zevk olan bir titreme. G&ouml;r&uuml;nen i&ccedil;in olduğu kadar g&ouml;r&uuml;nmeyen i&ccedil;in de b&uuml;t&uuml;n bunlar hissedilebilir ve ruhlar işte bu y&uuml;zden bunu hissederler: belli bir derecedeki her ruh, ama bu y&uuml;ksek sevgiye daha derinden, daha ger&ccedil;ek&ccedil;e eğilimli olanlar &ndash; bedenin g&uuml;zelliğinden zevk almasına karşın, t&uuml;m&uuml;n&uuml;n &ouml;yle kesin bir acı hissetmemesi gibi &ndash; ve sadece bu daha keskin yarayı hissedenler <em>Aşıklar</em> diye bilinirler.<br />
<strong>5</strong><br />
&Ouml;yleyse bu <em>Aşıklar</em>, duyuların dışındaki g&uuml;zelliğin aşıkları, tutumlarını belli etmeye zorlanmalıdır.<br />
Eylemlerdeki, tutumlardaki, g&uuml;zel ahlaklılıktaki, erdemlerin b&uuml;t&uuml;n iş ve meyvelerindeki, ruhların g&uuml;zelliğindeki inceliğin ayrımına varınca ne hissedersiniz? Siz kendinizin de i&ccedil;inde g&uuml;zel olduğunuzu g&ouml;r&uuml;nce ne hissedersiniz? Nedir v&uuml;cudunuzu bir dalga gibi saran bu Diyonisyak sevin&ccedil;; b&uuml;t&uuml;n <em>Ruh</em>unuzun yukarıya doğru &ccedil;ekilişi, bedenden kurtulup asıl kendiliğine batmış olarak yaşama &ouml;zlemi?<br />
Bunlar, aşkın b&uuml;y&uuml;s&uuml; altındaki ruhun eylemlerinden başka bir şey değildir.<br />
Ama b&uuml;t&uuml;n bu tutkuyu uyandıran şey de nedir? Ne bi&ccedil;im, ne renk, ne kitlenin g&ouml;rkemi: hepsi bir <em>Ruh</em> i&ccedil;indir, g&uuml;zelliği hi&ccedil;bir renge dayanmayan bir şey; &ccedil;&uuml;nk&uuml; ruh, <em>Hikmet</em>in ve erdemlerin b&uuml;t&uuml;n diğer renksiz nurlarının mabedidir. İşte sizin i&ccedil;inizde bulduğunuz, ya da bir başkasında saygı duyduğunuz odur: <em>Ruh</em>un y&uuml;celiği, hayatın adilliği, terbiye edilmiş saflık, g&ouml;rkemli y&uuml;z&uuml;n cesareti, ağırbaşlılık, korkusuz, sakin ve hırssız bir al&ccedil;akg&ouml;n&uuml;ll&uuml;l&uuml;k ve hepsinin &uuml;zerinde parlayan tanrısal <em>Zihnin</em> ışığı.<br />
Ş&uuml;phesiz b&uuml;t&uuml;n bu y&uuml;ce nitelikler ululanmalı ve sevilmelidir, ama onlara g&uuml;zel adını alma yetkisini veren nedir?<br />
Vardırlar: kendilerini bize belli ederler: onları g&ouml;ren herkes Oluşun ger&ccedil;ekliğine sahip olduklarını kabul etmelidir ve <em>Ger&ccedil;ek Oluş</em> ger&ccedil;ekten g&uuml;zel değil midir?<br />
Ama hen&uuml;z hangi nitelikleriyle <em>Ruh</em>u g&uuml;zelliğe işlemiş olduklarını g&ouml;stermedik: nedir b&uuml;t&uuml;n erdemlerin &uuml;zerine yerleşmiş olan bu g&uuml;zellik, bu ışıktanmış&ccedil;asına parıldama?<br />
Haydi, tersini alalım &ndash; <em>Ruh</em>un &ccedil;irkinliğini &ndash; ve g&uuml;zelliğinin karşısına koyalım: bu &ccedil;irkinliğin ne olduğunu ve nasıl olup da <em>Ruh</em>ta belirdiğini anlayıvermek, &ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki yolu kesin olarak a&ccedil;acaktır.<br />
&Ouml;yleyse haydi bir <em>Ruh</em> tasarlayalım; sefih, doğruluktan payını almamış, b&uuml;t&uuml;n şehvetlerle kaynayan; i&ccedil;sel bozuşmayla yırtılmış; korkaklığı ve bayağılığının &ouml;zlemleriyle kuşatılmış; sahip olduğu d&uuml;ş&uuml;nce kırıntısıyla dayanıksız ve aşağılık olanı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n; b&uuml;t&uuml;n d&uuml;rt&uuml;lerinde aksi; kirli zevklerin dostu; bedensel duyumlara terk edilmişliğinde, bozulmuşluğunun zevkini &ccedil;ıkartarak yaşayan.<br />
B&uuml;t&uuml;n bu utancın yabancı bir beladan başka ne olduğunu d&uuml;ş&uuml;nebiliriz: <em>Ruh</em>un &ccedil;evresinde toplanarak onu sarsan, kirleten, al&ccedil;ak&ccedil;a davranışlarla belini b&uuml;kerek temiz bir davranıştan ya da duyumdan eser bile bırakmayarak onu k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n kabuğu altında i&ccedil;in i&ccedil;in yandığı, &ccedil;eşit &ccedil;eşit &ouml;l&uuml;me battığı, bir ruhun g&ouml;rmesi gereken şeyleri artık g&ouml;remediği, asıl oluşunda kalamadığı, dışsal olana, aşağı olana,  karanlık olan doğru bir şeymiş&ccedil;esine s&uuml;rg&uuml;nde bir hayata mahkum eden yabancı bir bela.<br />
Şunu s&ouml;ylemeye c&uuml;ret ediyorum: temiz olmayan bir şey; duyumun nesnelerinin &ccedil;ağrısıyla kararsızca bir şuraya bir buraya salınan, bedenin lekesiyle derinden yaralanmış, daima <em>Madd</em>ede yer tutan ve <em>Madde</em>yi emen bir şey. Al&ccedil;ak olanla alışverişinde asıl <em>İdea</em>sıyla yabancı bir doğayı değiş tokuş etmiştir.<br />
Eğer bu adam pisliğe batmışsa ya da &ccedil;amurla sıvanmışsa, kendine &ouml;zg&uuml; g&uuml;zelliğini yitirir ve geriye yalnızca onu kirleten iğren&ccedil; malzemenin g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml; kalır. &Ccedil;irkin durumu, onu saran yabancı bir madde y&uuml;z&uuml;ndendir ve eğer g&uuml;zelliğini geri kazanacaksa, kendini temizleyip arındırarak bir zamanlar ne idiyse o yapmak, yine kendi işi olmalıdır.<br />
&Ouml;yleyse kesinlikle s&ouml;yleyebiliriz ki, bir <em>Ruh</em> &ccedil;irkinleşir &ndash; &uuml;zerine yamanan bir şey y&uuml;z&uuml;nden, kendini yabancı olana batırarak, bir d&uuml;şmeyle, bedene doğru, maddeye doğru bir al&ccedil;almayla. <em>Ruh</em>un utancı, temiz ve ayrı olmayı bırakmasındadır. Altın değersiz par&ccedil;acıklarla karıştırıldığında niteliğini yitirir; bunlar dışarı atılırsa geriye altın kalır ve b&uuml;t&uuml;n yabancı olandan yalıtılıp kendisiyle baş başa bırakılan altın, g&uuml;zeldir. Ruh da b&ouml;yledir; hele bir bedenle giriştiği i&ccedil;li dışlı sohbetten gelen arzulardan temizlensin, b&uuml;t&uuml;n tutkulardan kurtarılsın&hellip; Yalıtılmıştır, yine kendisindedir. İşte o anda yabancı olandan gelen &ccedil;irkinlik sıyrılıp gitmiştir.<br />
<strong>6</strong><br />
&Ccedil;&uuml;nk&uuml; kadim &ouml;ğretide olduğu gibi, ahlaki disiplin, cesaret, her bir erdem, <em>Bilgeliğin</em> kendisi bile, hepsi arınmadır.<br />
Şu andan itibaren <em>Sırlar</em> &uuml;zerinde iyi bir akıl y&uuml;r&uuml;tme, arındırılmış olanın pisliğe batışı hakkında aşağı yukarı bir fikir verir. <em>&Ouml;te D&uuml;nya</em>da bile b&ouml;yledir &ccedil;&uuml;nk&uuml; temiz olmayan, pisliği şimdiki pisliği y&uuml;z&uuml;nden sever ve bedenin hınzır kusuru, kusurlu olmaktan zevk duyar.<br />
Basiret, doğru olarak adlandırıldığı gibi, bedenin zevklerinden pay almamaktan, temiz olmadıkları ve değersiz oldukları i&ccedil;in onlardan ayrılmaktan başka nedir? Cesaret de, <em>Ruh</em>un bedenden ayrılmasından başka bir şey olmayan, zevki saf kendiliği olmak olan, hi&ccedil; kimseyi dehşete d&uuml;ş&uuml;rmeyecek olan &ouml;l&uuml;mden korkmamaktan başka bir şey değildir.<br />
B&ouml;ylece temizlenen <em>Ruh</em> b&uuml;t&uuml;n&uuml;yle <em>İdea</em> ve <em>Akıl</em> olur. Bedenden tamamen kurtulmuş, zihinsel, b&uuml;t&uuml;n&uuml;yle <em>G&uuml;zelliğin</em> t&uuml;kenmez kaynağının ve <em>G&uuml;zellik</em> ırkının y&uuml;kseldiği o ilahi d&uuml;zendedir.<br />
B&ouml;ylelikle <em>Zihinsel İlke</em>ye y&uuml;kseltilen <em>Ruh</em>, b&uuml;t&uuml;n g&uuml;c&uuml;yle g&uuml;zeldir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; <em>Zihin</em> ve <em>Zihin</em>den kaynaklanan her şey <em>Ruh</em>un g&uuml;zelliğidir &ndash; kendi doğasından ve ona yabancı olmayan bir g&uuml;zellik &ndash; &ccedil;&uuml;nk&uuml; yalnız bunlarla o ger&ccedil;ekten <em>Ruh</em>tur. Ve <em>Ruh</em>un iyi ve g&uuml;zel bir şeye d&ouml;n&uuml;şmesinde <em>Tanrı</em>ya benzer hale gelmesi olduğunu s&ouml;ylemek uygundur, &ccedil;&uuml;nk&uuml; b&uuml;t&uuml;n <em>G&uuml;zellik</em> ve varlıklardaki b&uuml;t&uuml;n <em>İyi</em>, <em>İlahi</em>den gelir.<br />
Şunu bile s&ouml;yleyebiliriz ki G&uuml;zellik, <em>Asıl Varolan</em>dır ve <em>&Ccedil;irkinlik</em>, <em>Varlığın</em> zıddı olan <em>İlke</em>dir. <em>&Ccedil;irkin</em>, aynı zamanda <em>İlk K&ouml;t&uuml;</em>d&uuml;r; bu y&uuml;zden de zıddı kendiliğinden iyi ve g&uuml;zel ya da İyilik ve G&uuml;zelliktir. B&ouml;yle bir model bize &ldquo;G&uuml;zellik-İyi&rdquo; ve &ldquo;&Ccedil;irkinlik-K&ouml;t&uuml;&rdquo;y&uuml; bulduracaktır.<br />
Ve <em>G&uuml;zellik</em>, aynı zamanda <em>İyi</em> olan <em>G&uuml;zellik</em>, İlk olan olarak ortaya konmalıdır: Doğrudan bu <em>İlk</em>ten t&uuml;reyen <em>G&uuml;zelliğin</em> başlıca g&ouml;stergesi olan, <em>Zihinsel İlke</em>dir: <em>Ruh</em>, <em>Zihinsel İlke</em>den doğru g&uuml;zeldir. Daha aşağı bir d&uuml;zenin şeylerinin g&uuml;zelliği &ndash; eylemlerin ve uğraşların &ouml;rneğin &ndash; aynı zamanda duyumlar d&uuml;nyasındaki g&uuml;zelliğin yaratıcısı olan <em>Ruh</em>un işlemlerinden gelir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ilahi bir şey, <em>İlk G&uuml;zelliğin</em> bir par&ccedil;acığı olmakla ruh, yakaladığı ve bi&ccedil;imlendirdiği her şeyi kapasitelerinin alabildiğince g&uuml;zelleştirir.<br />
<strong>7</strong><br />
Bu y&uuml;zden tekrar <em>İyi</em>ye, her <em>Ruh</em>un arzuladığına doğru tırmanmalıyız. Bunu g&ouml;ren herkes, &lsquo;bu g&uuml;zeldir&rsquo; dediğimde neyi kastettiğimi bilir. Onun bile arzusu, bir <em>İyi</em> olarak arzulanmaktır. Ona ulaşmak, yukarıya doğru olan yolu izleyenler i&ccedil;indir; b&uuml;t&uuml;n g&uuml;&ccedil;lerini ona doğru seferber edenler i&ccedil;in, d&uuml;ş&uuml;ş&uuml;m&uuml;zde &uuml;zerimize aldıklarımızdan kendilerini sıyıranlar i&ccedil;in: B&ouml;ylelikle <em>Sırların Y&uuml;ce Kutlamalarına</em> yaklaşanlar i&ccedil;in kararlaştırılmış arınmalar, daha &ouml;nce giyilmiş elbiselerin bir kenara bırakılması ve &ccedil;ıplaklığa giriş vardır &ndash; <em>Tanrı</em>dan başka her şeyden, yukarıya doğru olan yola ge&ccedil;inceye kadar, yalıtılmışlığındaki her kimse o yalıtılmış meskeni, <em>Varlığı</em> g&ouml;recektir. <em>Ayrı</em> olanı, <em>Karışmamış</em> olanı, <em>Saf</em> olanı, her şeyin muhta&ccedil; olduğu <em>Şeyi</em>, <em>Hayatın</em>, <em>Zihnin</em> ve <em>Oluş</em>un kaynağını.<br />
Ve biri bu g&ouml;r&uuml;n&uuml;ş&uuml; bilecek olursa, nasıl bir aşk tutkusuyla sarılacaktır, nasıl bir arzu sancısıyla, nasıl bir eriyerek Bununla bir olma &ouml;zlemiyle, nasıl hayret verici bir zevkle! Eğer bu <em>Varlığı</em> hi&ccedil; g&ouml;rmemiş olan Onun i&ccedil;in b&uuml;t&uuml;n mutluluğuymuş&ccedil;asına a&ccedil;lık &ccedil;ekmeliyse, Onu bilen asıl <em>G&uuml;zellik</em> olarak sevmeli ve ululamalıdır; olumlu bir korkuya tutularak, huşu ve mutlulukla kaplanacaktır; hakiki bir aşkla, keskin arzuyla sever; bundan başka b&uuml;t&uuml;n aşkları hor g&ouml;rmeli ve bir zamanlar hoş g&ouml;r&uuml;len her şeye k&uuml;&ccedil;&uuml;mseyerek bakmalıdır.<br />
İşte, ger&ccedil;ekten de <em>Tanrıların</em> ya da <em>G&ouml;ksel Olanların</em> a&ccedil;ık&ccedil;a ortaya konulmasına tanık olarak maddi bi&ccedil;imlerin alımlılığında bir daha asla o zevki bulamayanların bile hali budur. Peki ya <em>Saf G&uuml;zelliği</em> asıl b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;nde seyreden birisi i&ccedil;in ne d&uuml;ş&uuml;nmeliyiz? Et ve madde birikmesi olmadan, d&uuml;nyada ya da cennete yerleşik olmayan bir şey &ndash; saflığı o kadar m&uuml;kemmel ki &ndash; asli olmayan, bileşik olmayan, ilkel olmayıp da Bundan &ccedil;ıkan her şeyin &ccedil;ok &uuml;zerinde.<br />
Bu <em>Varlığı</em> g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nde &ndash; b&uuml;t&uuml;n <em>Varlığın</em> y&ouml;neticisini, her zaman yayılan, hi&ccedil; i&ccedil;ine almayan <em>Kendi Ama&ccedil;</em>&rsquo;ı &ndash; &ccedil;ok y&uuml;ce bir g&uuml;zelliğin g&ouml;r&uuml;n&uuml;m&uuml;nde ve sahipliğinde, duran, vecde gelmiş, kendi gibiliğine b&uuml;y&uuml;yen bu varlığı g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nde, ruh daha ne gibi bir <em>G&uuml;zellikten</em> yoksundur?<br />
&Ccedil;&uuml;nk&uuml; <em>Bu</em> (<em>İlahi G&uuml;zellik</em>, m&uuml;kemmel olan, asıl olan) aşıklarını <em>G&uuml;zelliğe</em> bi&ccedil;imlendirir ve onları da sevilmeye değer hale getirir.<br />
Ve <em>Bu</em>nun i&ccedil;in <em>Ruh</em>ları pek şiddetli ve b&uuml;y&uuml;k bir m&uuml;cadele beklemektedir; b&uuml;t&uuml;n bu &ccedil;alışmamız <em>Bu</em>nun i&ccedil;indir. Ulaşmayı başarmanın bu y&uuml;ce manzarada kutsanmak, başaramamanın ise kesin olarak yenik d&uuml;şmek olduğu bu en y&uuml;ce g&ouml;r&uuml;n&uuml;mde yer almaktan yoksun kalmayalım diye.<br />
Renklerdeki ya da g&ouml;r&uuml;n&uuml;r bi&ccedil;imlerdeki zevkten yoksun kalan i&ccedil;in değil, g&uuml;&ccedil;ten, şereften ya da krallıktan yoksun kalan i&ccedil;in değil &#8211;  <em>O</em>nu kazanmak i&ccedil;in krallıklardan, d&uuml;nya, okyanus ve g&ouml;ky&uuml;z&uuml; hakimiyetinden vazge&ccedil;melidir. Ve sadece duyumlar d&uuml;nyasını ayağının altına itip, <em>Bu</em>na yaslanırsa g&ouml;rebilecektir.<br />
<strong>8</strong><br />
Ama ne yapmalıyız? Yol nerededir? Gizlenmiş b&ouml;lgelerde yerleşmiş&ccedil;esine herkesin, saygısızlık edenlerin bile g&ouml;rebileceği olağan yollardan ayrı duran bu erişilmez <em>G&uuml;zelliğin</em> g&ouml;r&uuml;n&uuml;ş&uuml;ne nasıl ulaşılacaktır?<br />
G&uuml;c&uuml; olan ortaya &ccedil;ıksın ve kendi i&ccedil;ine geri &ccedil;ekilsin; g&ouml;zlerin bildiği her şeyden vazge&ccedil;erek, bir zamanlar mutluluğunu oluşturan maddi g&uuml;zellikten sonsuza kadar y&uuml;z &ccedil;evirerek. Bedende g&ouml;r&uuml;nen g&uuml;zelliğin izlerini algılayınca peşini bırakmasın: onları suretler, işaretler, g&ouml;lgeler olarak bilmeli ve bunların hatırlattıkları <em>O</em>na doğru aceleyle uzaklaşmalıdır. Su &uuml;zerinde oynayan g&uuml;zel bir şekle benzeyeni izleyen aldatılmış bir kimseden ve onun akıntının derinliklerine batıp nasıl hi&ccedil;liğe s&uuml;r&uuml;klendiğinden bahseden bir mit yok mudur? Aynı şekilde, maddi g&uuml;zelliğe kapılan birisi de, beden olarak değil ama, <em>Ruh</em> olarak, <em>Zihinsel Oluş</em>tan iğrenilen karanlık derinliklere batırılacak ve Aşağı D&uuml;nyada bile, burada olduğu gibi orada da k&ouml;r olacak, sadece g&ouml;lgelerle alışverişi olacaktır.<br />
&ldquo;&Ouml;yleyse haydi, sevgili <em>Baba Yurdu</em>na u&ccedil;alım&rdquo;: bu en sağlam &ouml;ğ&uuml;tt&uuml;r. Ama nedir bu u&ccedil;uş? Nasıl olup da a&ccedil;ık denize ulaşacağız? Odissesus&rsquo;un, Kirki&rsquo;nin ya da Kalipso&rsquo;nun b&uuml;y&uuml;c&uuml;l&uuml;klerinden &ouml;teye u&ccedil;uş emrini vermesi bizim i&ccedil;in ger&ccedil;ek bir derstir &ndash; g&ouml;zlerine sunulan onca zevk ve g&uuml;nlerini dolduran duyumsal mutluluk sebebiyle gidişini geciktirmekten hoşnut değildir.<br />
Bizim i&ccedil;in <em>Baba Yurdu</em>, <em>Orada</em>dır.<br />
&Ouml;yleyse rotamız nedir, nedir u&ccedil;uşumuzun y&ouml;ntemi? Bu yolculuk ayaklar i&ccedil;in değildir; ayaklar bizi sadece bir yerden başka bir yere g&ouml;t&uuml;r&uuml;r; ne de sizi taşıyıp g&ouml;t&uuml;recek bir gemi ya da araba d&uuml;ş&uuml;nebilirsiniz. B&uuml;t&uuml;n bu şeyler d&uuml;zenini bir yana bırakmalı ve g&ouml;rmeyi reddetmelisiniz: g&ouml;zlerinizi kapatmalı ve yerine i&ccedil;inizde uyandırılmayı bekleyen bir başka g&ouml;r&uuml;ş&uuml; yardıma &ccedil;ağırmalısınız, herkesin doğuştan hakkı olan, pek azının kullanmaya yeltendiği bir g&ouml;r&uuml;ş.<br />
<strong>9</strong><br />
Ve bu i&ccedil;sel g&ouml;r&uuml;ş, nedir bunun işlevi?<br />
Yeni uyandırılmışlığıyla o, en b&uuml;y&uuml;k parıltıyı kaldırmak i&ccedil;in &ccedil;ok zayıftır.<br />
Bu nedenle Ruh eğitilmelidir &ndash; &ouml;ncelikle b&uuml;t&uuml;n y&uuml;ce uğraşları, sonra da sanatlar tarafından değil de iyilikleriyle bilinen insanların erdemleriyle &uuml;retilen g&uuml;zellik yapıtlarını fark etme alışkanlığını edinmek i&ccedil;in. Son olarak da, bu g&uuml;zel bi&ccedil;imleri bi&ccedil;imlendirmiş olanların ruhlarını araştırmalısınız.<br />
Ama nasıl olup da erdemli bir ruhu ayırt edip, onun g&uuml;zelliğini bileceksiniz?<br />
D&ouml;n&uuml;p kendi i&ccedil;inize bakın. Hala kendinizi g&uuml;zel bulmuyorsanız, g&uuml;zel olmak i&ccedil;in yapılmakta olan bir heykelin yaratıcısı gibi davranın: burayı keser, şurayı d&uuml;zeltir, bu &ccedil;izgiyi hafifletir, diğerini saflaştırır, ta ki &ccedil;alışmada g&uuml;zel bir y&uuml;z belirinceye kadar. Siz de aynısını yapın: fazlalığın hepsini kesip atın, &ccedil;arpık olan ne varsa d&uuml;zeltin, kapalı olan her yere ışık g&ouml;t&uuml;r&uuml;n, hepsini tek bir g&uuml;zellik parıltısına d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rmek i&ccedil;in &ccedil;alışın ve heykelinizi yontmayı hi&ccedil; kesmeyin, ta ki ondan size erdemin tanrısal parıltısı yansıyıncaya, lekesiz muhafazasında kurulmuş m&uuml;kemmel <em>İyiliği</em> g&ouml;r&uuml;nceye kadar.<br />
Bu m&uuml;kemmel yapıta d&ouml;n&uuml;şm&uuml;ş olduğunuzu bildiğinizde, varlığınızın saflığında toplandığınızda, i&ccedil;sel birliği par&ccedil;alayabilecek bir şey kalmadığında, asıl insana ilişkin olandan başka bir şey kalmadığında, kendinizi tamamen esas doğanıza uygun bulduğunuzda, tamamen uzamla &ouml;l&ccedil;&uuml;lemeyen o esas <em>Işık</em> olduğunuzda, herhangi bir kısıtlı bi&ccedil;ime sıkışmadığınız ya da vadeden yoksun bir şeymiş gibi dağılmadığınızda, b&uuml;t&uuml;n &ouml;l&ccedil;&uuml;lerden daha b&uuml;y&uuml;k ve b&uuml;t&uuml;n &ccedil;okluklardan daha &ccedil;ok bir &ouml;l&ccedil;&uuml;lemezliğe geldiğinizde &ndash; bu hale geldiğinizi fark ettiğinizde, işte tam o anda asıl g&ouml;r&uuml;ş olmuşsunuzdur. Şimdi b&uuml;t&uuml;n g&uuml;c&uuml;n&uuml;z&uuml; &ccedil;ağırın ve ileriye doğru bir adım savurun &ndash; artık bir kılavuza ihtiyacınız yok &ndash; gayret edin ve g&ouml;r&uuml;n.<br />
Bu, muazzam <em>G&uuml;zelliği</em> g&ouml;rebilecek tek g&ouml;zd&uuml;r. Eğer g&ouml;r&uuml;ş&uuml; temaşa eden g&ouml;z kepazelikle, iffetsizlikle ya da zayıflıkla bulandırılıp da en y&uuml;ce parlaklığı g&ouml;rmekten korkak&ccedil;a pısırıklığı sebebiyle mahrum olursa, bir başka noktadan her şey g&ouml;r&uuml;şe a&ccedil;ık olarak uzanmasına rağmen, hi&ccedil;bir şey g&ouml;remez. Her g&ouml;r&uuml;şe, g&ouml;r&uuml;lecek olan her şeye uyumlulaştırılmış ve onun gibi olan bir g&ouml;z gereklidir. &Ouml;nce kendisi g&uuml;neşe benzememiş olsaydı, g&ouml;z g&uuml;neşi g&ouml;remeyecekti. Ve eğer kendisi g&uuml;zel olmazsa, ruh da <em>İlk G&uuml;zelliğin</em> g&ouml;r&uuml;ş&uuml;ne sahip olamayacaktır.<br />
Bu y&uuml;zden <em>Tanrı</em>yı ve <em>G&uuml;zelliği</em> g&ouml;rmek isteyen herkes &ouml;nce kendisi <em>Tanrı</em>ya ve <em>G&uuml;zel</em>e benzemeye &ccedil;alışmalıdır. B&ouml;ylece <em>Ruh</em> tırmanarak, &ouml;nce <em>Zihinsel İlke</em>ye gelecektir. Y&uuml;cedeki b&uuml;t&uuml;n g&uuml;zel <em>İdea</em>ları ele alacak ve bunun <em>G&uuml;zellik</em> olduğunu beyan edecektir, <em>İdea</em>ların <em>G&uuml;zellik</em> olduğunu. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; <em>G&uuml;zellik</em> olan ne varsa onların, <em>Zihinsel Oluşun</em> yavrusunun ve &ouml;z&uuml;n&uuml;n etkisiyle gelecektir. <em>Zihinsel İlke</em>nin &ouml;tesinde ne varsa onu, <em>G&uuml;zelliği</em> ışıyan <em>İyi</em>nin doğası olarak doğrularız. Yine <em>Zihinsel Kozmosu</em> bir olarak alırsak, ilk olan <em>G&uuml;zel</em>dir: eğer orada bir ayrım yaparsak, <em>Zihinsel K&uuml;re</em>nin <em>G&uuml;zelliği</em>ni, <em>İdealar Alemi</em> kurar. &Ouml;n&uuml;m&uuml;zde uzanan <em>İyi</em>, <em>Kaynaktır</em> ve <em>G&uuml;zelliğin İlkesi</em>dir: <em>Asıl İyi</em> ve <em>Asıl G&uuml;zellik</em> aynı yerde yerleşiktirler ve b&ouml;ylece her zaman, <em>G&uuml;zelliğin</em> tahtı oradadır.</p>
<p><em>&Ccedil;eviren:</em> <strong><span style="font-size: larger;">Şerif Yıldırım Tatay</span></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ussuz.com/2008/11/enneadlar-altinci-deneme-plotinus/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

